10 Ağustos 2018 – Göçmenlerle dayanışmadan demokrat olunmaz!

0

Yıldız Önen

Sosyalizmin bazı temel prensipleri var ama bunların en başında demokrasi olmadan sosyalizmin olamayacağı geliyor. Tony Cliff bir yazısında demokrasinin sosyalizmin kalbi olduğunu söylemişti. Kapitalizm, demokrasi olmadan da idare edebilir ama sosyalizm, sadece büyük kitlelerin demokratik eylemi, kontrolü ve demokratik ilişkiler içerisinde öğrenme yeteneği sayesinde inşa edilebilir.

Bir sosyalist, demokrat da olmak zorundadır ama her demokratın sosyalist olmadığını biliyoruz. Uzunca bir süredir hem demokratların demokratlığının hem de sosyalistlerin sosyalist demokratlığının test edildiği bir süreç canımızı yakarak ve gözlerimizin önünde yaşanıyor. Her gün milyonlarca insan bir yerlerden bir yerlere göçmeye çalışıyor, memleketlerinde yaşayamadığı, hayati tehlikesi bulunduğu, savaşmak istemediği ya da geçinemediği, geleceğe dair ağır bir umutsuzluk yaşadığı için başka ülkelere, daha zengin olduğunu düşündükleri ülkelere göç etmeye çalışıyor.

Bu artık kitlesel bir durumdur, sorun tek tek insanların bir yerden bir yere taşınmak zorunda kalmasından bambaşka bir boyuta sıçramıştır. Onlarca, yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce insandan değil milyonlardan, yaklaşık 70 milyon insandan söz ediyoruz. Bir çok ülkenin nüfusunu katbekat aşan bir nüfus söz konusu olan.

İşte bu kitlesel göçle kurduğu ilişki, mültecilerin taleplerine yaklaşım tarzı, insanların, grupların, siyasi çevrelerin demokrat olup olmadığını, sosyalist olup olmadığını ortaya seriyor.

Benim de üyesi olduğum ve gerçek Marksist geleneği dünya çapında yaymaya çalışan Uluslararası Sosyalizm Akımı geçtiğimiz hafta mültecilerin maruz kaldığı ırkçılığın yarattığı tehlikelere karşı harekete geçmeye çağırıyordu. Bu çağrı sadece ırkçıların mültecilere karşı taarruza geçtiği AB ülkelerinde değil yaklaşık 4 milyon mültecinin yaşam savaşı verdiği Türkiye açısından da çok anlamlı. Metnin şu vurgusuna özel bir önem göstermek zorundayız:  “Irkçı popülist partilerin yükselişi, gerçek faşist kuvvetlere güç ve güven veriyor. Lega’nın kampanyasının son İtalya seçimlerindeki başarısı, ırkçı saldırıları çoğalttı. Trump ve Amerikan alternatif sağı da faşistlere yardımcı oluyor. Bunu Britanya’da Football Lads Alliance (Futbol Gençleri İttifakı) ve Tommy Robinson’un etrafında örgütlenen aşırı sağcı ve sokakta mücadele eden ve UKIP (Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi) tarafından benimsenen bir hareketin hızla ortaya çıkışında görüyoruz.” (https://marksist.org/icerik/Dunya/9878/Uluslararasi-Sosyalist-Akimdan-Avrupadaki-irkci-taarruz-hakkinda-aciklama)

Türkiye’de mültecilere yönelik ırkçı bir tepki özel bir şekilde örgütleniyor. Yoksulluğun gerçek nedenleri göçmen düşmanlığının arkasına gizleniyor böylece. Göçmenlerle dayanışmaya çalışanlar arasında ise mültecileri sadece mağdur olarak gören bir yaklaşım etkili oluyor. Oysa, yüz yüze gelmemiz gereken olgu, göçmenlerin işçi sınıfının bir parçası olduğudur. Her ülkenin işçi sınıfları, mültecileri kardeşi olarak görmek zorundadır. Mültecilere sahip çıkamayan, ırkçı saldırılara karşı mültecilerle birleşik bir mücadele örgütleyemeyen bir işçi sınıfının, bu ırkçı saldırılar kendi sınıf birliğini parçalamak için kendisine yöneldiğinde direnme şansı yoktur.

(Marksist org)

Share.

About Author

Comments are closed.