10 Mart 2018 – İslamcı STK’ların Dönüşümü… (3)

0

Emine Uçak

Halit Bekiroğlu’na Göre Dönüşüm: Kurumsal Değil Zihinsel

İlke İlim Kültür Derneği’nin yaptığı STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi araştırmasının yankıları sürerken, Önder Vakfı Genel Başkanı Halit Bekiroğlu geçtiğimiz hafta yayınlanan Düşünce Mola isimli kitabında bu değişimin kurumsal değil zihinsel olduğunu savunuyor.

İlke Yayınları’ndan çıkan Düşünce Mola’daki yazılarının son on yılda düşünsel anlamda verdiği molaların fotoğrafı olduğunu belirten Halit Bekiroğlu’nun yazılarında İslamcı STK’lar ve siyasi yapılarda yaşanan dönüşümün ve bu dönüşümün getirdiği kırılmaların izlerini görmek mümkün. Bunun en belirgin göstergesi; Bekiroğlu’nun kitabının sunuşunda yazdıklarının yazılma sürecinin şartlarıyla değerlendirilmesini belirtmek zorunda hissetmesi. Yazdıklarının bağlamından kopartılmasını istemeyen Bekiroğlu bunu dile getirmekle kalmamış altlarına tarihlerini de eklemiş. Kuşkusuz bunda son yıllarda eleştirilerin ‘hain’ söylemiyle değerlendirilmesinin etkisi büyük.

Suriye meselesi, İran ve Orta Asya’ya dair yazıların da bulunduğu kitapta Bekiroğlu, tüm İslam dünyasının sanki hainlerle dolu olduğu şeklinde bir paranoyanın yaşandığına dikkat çekerek, bu duruma da “ihanet travması” ismini veriyor. Farklı mezhep ve meşreplerini İslam’ın önüne geçiren grupların birer örgüt gibi hareket eder hale geldiklerini kaydeden Bekiroğlu şunları söylüyor: “İhanet travması gibi bir kavram var mıdır bilmiyorum ama hali pür melalimiz buna benziyor. İslam dünyasını bir bütün olarak görmek yerine belki de bu ruh haliyle bütünlüğe ihanet eden durumuna düşüyoruz. Adeta parçalamak, ayrıştırmak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz.” İhanet travması ile kötü bir oyuna gelindiğinin altını çizen Bekiroğlu, ümmetin alimleri, önderleri, aydınları, cemaatleri ve vakıflarının bu konuyu daha fazla vakit kaybetmeden masaya yatırmalarını istiyor.

Bekiroğlu’nun üzerinde durduğu başka bir konu da eleştiri kültürünün giderek yok olması. Bunun vasatlık ve tarafgirlik gibi yansımaları olduğunu belirten Bekiroğlu, “Bir yönüyle tarafgirliği tukaka edip küçümserken diğer yanıyla durduğumuz yerin meşruluğuna destek olması açısından ‘taraf olmayanın bertaraf olacağı’nı söyleyebiliyoruz. Aşırı tarafgirlik yapanların kısa vadeli düşündükleri zamanla ortaya çıkabiliyor ama faturası maalesef ağır oluyor. Nice kraldan çok kralcı davranışların tarih karşısında trajikomik duruma düştüğünü hatırlayalım” uyarısında bulunuyor.

İktidarın Dönüştürücülüğü…

Halit Bekiroğlu, Düşünce Mola’nın geniş bir bölümünü İslamcı STK’ların dönüşümüne ayırmış. STK’lar kadar toplumsal dönüşümü de yazılarında irdeleyen Bekiroğlu, sivil toplum alanında yaşanan değişimin kurumsal olmaktan çok zihinsel olduğunu ifade ederek, “Cemaatler ve gruplar 90’lı yıllardan itibaren iktidarın imkanlarıyla tanıştılar. Son yıllarda yaşanan ise imkanların ötesinde bizatihi iktidar duygusunun kendisi oldu. Bu durum onları olduklarından farklı ve daha güçlü bir pozisyona getirdi. Henüz zihinsel ve yapısal olarak mecrasını bulamamış cemaat ve grupların önemli bir kısmı bu güç sarhoşluğunun savrulmasını yaşamaktadır. Dolayısıyla sivil toplumculuk aynı zamanda iktidarla ilişki kurmanın da bir aracı olarak görülebilmektedir. Son dönemlerde herkesin her alanda STK açması, bazı alanlarda ise STK faaliyetlerinden kaçınılması, ilişkinin ihtiyaçtan çok güç devşirme ile alakalı olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bekiroğlu’na göre, sivil topluma olan teveccühün güç devşirmeyle ilgili olmasının göstergesi iktidarın uygulamalarıyla birebir karşı gelinecek konularda sivil girişimlerin rağbet görmemesiyle belirginleşiyor. İnsan hakları alanında STK’ların kurulmamasının da bu sebeple olduğunu belirten Bekiroğlu, “İnsan hakları mevzusu tartışmalı bir mevzu olduğu için riskli de bir alan. Ekonomik olarak karşılığı olmayan ve basamak olarak da kullanılması zor bir alan. Aynı şekilde çevre sorunları, şehircilik anlayışına ilişkin bir STK kurmanın zorluğu da söz konusu. Bu ve benzeri alanlarda kurulacak STK’nın kime neye hizmet edeceği meselesi iktidar ile kurulacak ilişki biçimi direkt ilintili hale gelmektedir veya getirilmektedir. Bir STK olarak ahlaki alanlarda çaba sarfetmenin gruplarca çok karşılığı olmayacağı gibi konjonktürel olarak ya da iktidar tarafgirliği ya da karşıtlığı üzerinden riskli bir yerlerde konumlandırılabilecek söz konusu olacağından teveccüh edebilecek bir alan olarak görülmüyor.” şeklinde açıklıyor.

Sivil toplumun ihmal edilen alanlarda iş yapma biçimi olduğunu da hatırlatan Bekiroğlu, “Herkesin yapmadığı, herkesin yapamadığı alanlarda cesaretli çalışma yapmaktadır. İhmale edilenleri, yoksul ve yoksun bırakılanları kucaklayan alanlardır. İktidara göre ya da iktidara karşı refleksi ile değil halktan ve hakikatten yana zulme ve ahlaksızlığa karşı olunan bir alandır. Zorlu alanlar yerine daha rahat daha pratik çalışmalar yapmak ve daha kısa yoldan menzile ulaşmak galiba en önemli hastalığımız galiba farkında olarak ya da olmayarak yine en kestirme yoldan güce yaklaşma çabası dayanılmaz cazibesi ile karşı karşıyayız” saptamasında bulunuyor.

“Yoldan Çekilin Beyler”

Bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olarak önümüzdeki yıl genel başkanlığı bırakacağını her fırsatta açıklayan Halit Bekiroğlu, kitabında “Yoldan çekilin beyler” diyerek diğerlerini de uyarıyor. “Siyasetin statikleşmesi dikkatimizi çeker ve günlerce konuşuruz da kendimize bakmayız. Siyasetçilerin koltuk sevdası ağzımıza pelesenk olur da sivil toplumda koltuk sevdasını görmezlikten geliriz” uyarısını yapan Bekiroğlu, şunları aktarıyor: “Mevkilerin makamların geçiciliğine vurgu yaparız da vakıflarda ve derneklerde on yılları bulan ve hatta aşan başkanlarla ‘hayırlı hizmetler’e devam ederiz. Sivil toplum değişmeden siyasetin değişmeyeceğini bilmezmiş gibi sürekli değişim çağrımızı siyasete, yani göz önünde olana yaparız.”

Bu yazı Sivil Sayfalar web sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

About Author

Comments are closed.