11 Ocak 2020 – Gergerlioğlu: Türkiye’de Nazi uygulamaları var

0

Meclis’te son dönem yaşanan hak ihlalleri ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Türkiye’de OHAL döneminde çok net bir şekilde altını çizerek söylüyorum Nazi uygulamaları yapılıyor ve 20. yüzyılın Nazi uygulamaları, Almanya’dakinin bir benzerinin 21.yy. da Türkiye versiyonlarını izliyoruz.” dedi. 

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini araştırmasıyla bilinen HDP İstanbul Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM’de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve yaşanan gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

‘Türkiye’de Nazi uygulamaları var’ diyen Gergerlioğlu, “Bir dönem Kürtler oldu ve sürekli oluyor, aleviler sürekli yine devam ediyor. Şu anda da KHK lılar çok önemli bir ayrımcılığa uğruyor.” dedi. 

Gergerlioğlu’nın basın toplantısından satır başları şöyle:

Türkiye önemli bir jeopolitik bölgede ve bu bölgedeki dini ve etnik çeşitliliğin oluşturabileceği sorunları çözebilecek tek anlayış insan hakları anlayışı. Barış adalet ve özgürlük perspektifidir.

Biz yıllardır ülkemizde dayatmacı, insanları bir kalıba koyucu ve tornayla yontulmuş gibi bir tip oluşturucu devlet ve iktidar zihniyetlilerini çok gördük. bunlar hem bireylerin dünyasında hem de toplumsal anlamda çok büyük sorunlara yol açtı. Aynı zamanda uluslararası sorunlara da yol açtı. Türkiye’deki sorunları barışçı bir şekilde düşünmeyen devlet anlayışı maalesef komşularımızla olan ilişkileri de bozdu. Kürt meselesi daha derinleşti ve bölgedeki çatışmalar durmadı. Suriye’ye yapılan müdahale ve ardından Libya tezkeresiyle olan gelişmeler son derece sıkıntılı bir durum oluşturdu Türkiye için. Biz Türkiye’nin çok önemli bir yerde olduğunu jeopolitik olarak sos yo-kültürel olarak dünyada çok önemli bir temsili yeti olduğunu düşünüyoruz ama Türkiye’deki sorunların tüm farklı dini ve etnik kesimlerin sorunlarının barışçıl anlayışla çözülmesi gerektiğini , Suriye de de Libya’da da aynı barışçı anlayışın olması gerektiğini söylüyoruz. Dünya çok tehlikeli bir yere gidiyor. Bölgede artan bir tansiyon var. Önemli olan bu tansiyonu düşürmek ve barışın yolunu açabilmek. Yoksa bölge halkları bunun acısını şimdiye kadar çok çekti bundan sonra da çok çekecek öyle görünüyor. Barışın yolunu insan hakları , adalet ve özgürlüğün yolunu bireyler toplumlar ve devletler olarak bir an evvel en iyi bir şekilde kanalize etmeliyiz.

Türkiye’de çok ağır insan hakları ihlalleri yaşanıyor.

Türkiye zaten demokrasi ve hukuktan uzak bir ülkeydi ama son 3,5 yılda OHAL döneminde iyice dibe vurdu ve insan hakları ve hukuk anlamında çok olumsuz gelişmeler yaşandı. OHAL anayasayı askıya alarak yapılan yönetim şekli ama şuandaki uygulanma biçimi anayasayı ayaklar altına alarak yapılıyor. Anayasa ve hukuk yok. Bunun örneklerini mi istiyorsunuz. Biz bunun binlerce örneğinin olduğunu söyledik söylüyoruz ve Türkiye’de OHAL döneminde çok net bir şekilde altını çizerek söylüyorum Nazi uygulamaları yapılıyor ve 20. yüzyılın Nazi uygulamaları, Almanya’dakinin bir benzerinin 21.yy. da Türkiye versiyonlarını izliyoruz. Bunu nasıl dillendireceksin diye soracak olursanız işte elimdeki belgelerle. Bakın elimde çok ciddi çok önemli insan haklarını ayaklar altına alıcı belgeler var. Bunlar devlet kurumları ve özel kurumlar tarafından ayrımcılığa uğrayan kişilere yönelik yapılıyor.

Türkiye’de ayrımcılığa uğrayanlar her kesimden olabiliyor.

Bir dönem Kürtler oldu ve sürekli oluyor, aleviler sürekli yine devam ediyor. Şu anda da KHK lılar çok önemli bir ayrımcılığa uğruyor. KHK ile devlet görevinden ihraç edilmek sanki vatandaşlıktan ihraç edilmiş olmakla eşdeğer olarak görülüyor ve vatandaşlara vatandaşlık muamelesinin dışında çok ağır muameleler yapılıyor.

Bakın şu belgeler birtakım bankaların sigorta şirketlerinin vatandaşlara verdiği belgeler. Son haftalarda bir takım banka muameleleri hakkında vatandaşlarımızdan şikayetler aldık ve bunu sosyal medyada da ilan ettik.

Bazı gelişmeler oldu bu konudaki son durumu aktarmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar ilk vaka Doğa Sigorta isimli bir kurumda yaşandı. Kasko bedelini aylık olarak ödediği halde bir vatandaş pert olmuş arabasının parasını alamadı. Niye çünkü KHK lıydı kanun hükmünde kararname ile ihraç edildiniz bir senin pert paranı veremeyiz dedi doğa sigorta. Vatandaş mahkemeye gitti kazandı, sigorta şirketi istinafa gitti vermemekte direndi, kamuoyu sosyal medya baskısı oldu gündeme getirdik ve sonunda Doğa Sigorta pert olmuş aracın 20 bin TL lik bedelini vatandaşa vermek zorunda kaldı. Neden sosyal medyada etkili bir kınama eleştiri aldığı için bu sigorta şirketi bunu yaptı. Biz bu konu hakkındaki işlemlere başladık. Tüm bu ihlal yapan banka ve sigorta şirketleri hakkındaki işlemlere başladık. Bunu da söyleyelim bunlar çok önemli ihlaller bakın devlet sizi ihraç ediyor bir de özel sektör vur abalıya diyor seni günah keçisi bulmuş bir de o da vuruyor yani yere düşene bir devlet vurmuş bir taraftan özel sektör vurmuş başka bir geçen bir tane de o tekme vuruyor yere düşene önüne gelen bir tekme atıyor değerli arkadaşlar hal bu. Bakın bankalarla ilgili de gelişmeler var.

Şu belgeler Garanti Bankasının verdiği belgeler. Bir vatandaş bir işe girmiş asgari ücretli, o işte çalışmak istiyor ama patron Garanti Bankasından hesap açılması gerektiğini söylüyor Garanti Bankasına gidiyor hesap açamıyor bir böyle şikâyet geldi. Bir başka şikâyette patron Garanti Bankasına ısrar ediyor ya benim hatırım için hesap açın tamam KHK lıya hesap açmıyorsunuz ama benim hatırım için açın diyor banka şu belgeyle bakın şu gördüğünüz belgeye bir utanç belgesi bu bu belgeyle hesap açıyor ama sadece senin para yatırma işlemini yaparız onun dışındaki tüm bankacılık işlemlerini yapmayız, kısıtlama getirdik diyor. Biz bunu sosyal medyada duyurduk bu belgeyi sosyal medyada duyurdum ve evvelsi gün gecesinde duyurdum sabahleyin Garanti Bankası malum şahsı arayarak özür dileyerek hesabı üzerindeki tüm kısıtlamaların kaldırıldığını ifade etmiş. Tamam bunlar güzel gelişmeler önemli gelişmeler ama bunları biz gündeme getirmesek 3,5 yıldır bunun gibi binlerce hadiseler olduğunu insanlar bilmeyecekler. Insanlarımız gündeme getirmeye bile korkuyorlar çekiniyorlar son zamanlarda ancak bu şikayetler gündeme getiriliyor ve bu ihlalleri yapanlar geri adım atıyorlar.

Yine geçtiğimiz günlerde Vakıfbank bir icraat yaptı. Bakın kulaklarınıza inanamayacaksınız belki ama hepsi böyle bizim elimizde bilgi ve belgesiyle mevcut. Vakıfbank yurtdışından kendisine para gönderilen bir KHK lıya hiçbir mahkemesi falan da yok üzerinde hukuki bir tedbir falan da yok bu bahsettiğim şahıslarda da öyle hiçbir mahkeme kararı yok yani malı mülkü parası üzerinde bir kararı yok ama şahıs gidiyor yurtdışından kendisine para gönderilmiş sana bu parayı ödeyemeyiz diyor Vakıfbank, niye ödeyemezsin sen KHK ile ihraç edilmişsin sakıncalı kişi yasaklı T.C. listesindesin. Suzan Uzbak isimli KHK lı arkadaşımız bankaya itiraz ediyor ve sosyal medyaya yansıyınca banka parayı ödemek zorunda kalıyor. Yine bir başka şahıs Vakıfbank’a gidiyor yurtdışından kendisine para gönderiliyor ve şahıs bu sefer çok diretmeyince Vakıfbank parayı ödemiyor PTT vasıtasıyla şahıs parayı alabiliyor.

Veyahut da şu gördüğünüz belge bakın Serbest Mali Müşavirler Odasının yine bir başka utanç belgesi. Utanç belgesi arkadaşlar bunlar şiddetle de kınıyorum. Serbest Mali Müşavirler Odasını şiddetle kınıyorum. Bakın bir KHK lı serbest mali müşavir olmak için odaya müracaat ediyor staj yapacak, staj şartları arasında o da demiş ki KHK ile ihraç edilenler staja giremez. Ya Allah aşkına seni ne ilgilendiriyor. Birisi görevden ihraç etmiş sen özel bir alanda çalışacak bir kişiye staj yaptıracaksın bunun stajını engellemek görevi nerden çıkmış hangi yasada var hangi yönetmelikte nerede var bunlar. Bunlar işte Anayasayı hukuku çiğneyen belgeler arkadaşlar. Biz hepsi hakkında gereken işlemleri yapıyoruz. Dün akşam da yine bu tür gündemleri mevzu bahis ettiğimiz için mesela Türkiye Noterler Birliği, Adalet Bakanlığının birtakım kararlarına gerekçe göstererek şahsın üzerinde bir mahkeme kararı olmadığı halde şahsın araba satma istediğini noterde işlem yapmamak suretiyle engellemiş. Yani tamamen bir keyfilik var. Hani biraz evvel bir örnek verdim ya yeter ki devlet mekanizması bir kişiye bir bireye tekme atmaya görsün ister A şahıs ister B şahıs kim olursa olsun ardından diğer devlet ve özel kurumlar şahıslar herkes bu tekmelere devam ediyor. Önüne gelen durumdan vazife çıkarıyor. İşte bu Garanti Bankası, Vakıfbank geri adım atıyorlar ama şu ana kadar yaptıkları ihlaller ve cinayetler binlerce. Biz bütün bunların hesabını soracağız arkadaşlar. Bakın bunlar kimsenin yanına kar kalmayacak. Şu yapılan işler kimsenin yanına kar kalmayacak. Sosyal medya baskısı olmasa insanlar sesini çıkarmasa yapanın yanına kar kalıyordu ama biz bunların peşine düşüyoruz sonuna kadar da gideceğiz ve kesinlikle de izin vermeyeceğiz. Tapuda insanlar KHK diye riskli kişi ilan ediliyor. Malını satışını ve alışını yapamıyor. Bırakın bunları alış satışı tapuda şahit bile olamıyor. Böyle bir Türkiye yaşıyoruz değerli arkadaşlar inanılmaz bir Türkiye ama maalesef bu yaşanıyor.

Toplumsal sorunlar büyüyor gençlik ve yetişkin insanlar hepsi büyük bir bunalımda bunun sonucunda insanlar ya intihar ediyor ya depresyonlara kapılıyor ya da kurtuluş olarak alkol uyuşturucuyu buluyor.

Size bir de bugün önemli başka bir konu hakkında bilgi vermek isterim toplumsal sorunlar büyüyor gençlik ve yetişkin insanlar hepsi büyük bir bunalımda bunun sonucunda insanlar ya intihar ediyor ya depresyonlara kapılıyor ya da kurtuluş olarak alkol uyuşturucuyu buluyor. Uyuşturucu kullanımında son zamanlarda çok büyük gelişmeler var çok üzücü gelişmeler var Türkiye adına. Bakın Dünya istatistiklerini inceledim. Uyuşturucu ile mücadele ajansı 2019 yılı raporunu inceledim Türkiye adına çok üzücü gelişmeler var. Dünya çapında son 10 yılı incelediğimiz zaman uyuşturucu kullanımı oranları dünyada azalıyor ama Türkiye’de artıyor. Bakın bu raporlarda bunlar apaçık ortada çok üzücü ve gençlerimiz arasında 15-34 yaş gençlerimiz arasında maalesef çok artıyor. Uyuşturucu kullanımı 10 yaşın altına düşmüş durumda ilkokullarda uyuşturucu kullanımı var. Uyuşturucudan ölenler son 10 yıla göre 10 kat artmış. 10 yıl önce yılda 105 kişi ölüyormuş şu anda 1000 kişiyi bulmuş durumda. En az 1,5 milyon kişi uyuşturucu kullanıyor değerli arkadaşlar korkunç bir durum. ve gittikçe de artıyor bununla ilgili etkin bir politika üretilemiyor. Bakın birtakım paralar harcanıyor ama dünya başarısına göre Türkiye’de başarısızlık var. Bütün rakamlarla bunlar net bir şekilde ortada. Türkiye bir geçiş noktasında doğudan batıya batıdan doğuya uyuşturucu nakliyatında geçiş noktası ve çok büyük paralar dönüyor çok büyük paralar sonrasında sanırım bu geçişler gerçekleşiyor kimseyi zan altında bırakmak istemeyiz ama bu kadar geçişin olduğu bir yerde bu uyuşturucular engellenemiyorsa burası bir devlet hani bu uyuşturucu geçişleri de en yoğun Türkiye üzerinden batıdan doğuya doğudan batıya yapılırken engellenemiyorsa burada kamu yetkilileri hakkında önemli soru işaretleri oluşuyor demektir. İçişleri Bakanlığının kendisini sorgulaması gerektiğini düşünüyoruz. Zaman zaman medyaya yansıyor bazı polisler işte çoğunlukla da Kürt İllerinde arabalarında uyuşturucu maddeyle yakalanabiliyor çünkü o arabalar aranmıyor ama bir bakıyorsunuz böyle olaylar da olabiliyor maalesef böyle bir ülkeyiz ve uyuşturucu kullanımı hızla artıyor. Bakın eroin miktarı tüm AB birliği ülkelerinde ele geçirilen miktarın çok üzerindeymiş. Son 1 yılda yine 15-64 yaş arasında en çok esrar kullanılıyormuş Türkiye’de ve en çok kullanım 15-34 yaş arasında maalesef. Dünya genelinde oran 0,0088 iken son yıllarda 0,0085’e düşmüş ama Türkiye’de bu yükseliş halinde maalesef. Evet şu gördüğünüz istatistiklerle biz bunları tespit ediyoruz şu görüyorsunuz istatistiklerin bilgilerini veriyorum. 90lı yıllarda alkol ve uyuşturucu kullanımına bağlı ölüm oranında alkol öndeyken 2016 sonrası yıllara gelindiğinde uyuşturucuda büyük bir artık görülmüş ölümlerde artış var ve maalesef Türkiye’de çok fazla bir uyuşturucu trafiği var. Hepatit C hastalığı uyuşturucu kullananlarda çok görülüyor. Bu büyük bir tehlike arkadaşlar. Geçtiğimiz günler bir uyuşturucuyla mücadele kampanyasına katılmıştım ve kampanyacılara da daha çok uyuşturucuyla mücadele konusunu gündeme getireceğime söz vermiştim bu sözümü de yerine getiriyorum. Elimizden gelen tüm gayretle insanımızı uyuşturan bu illete karşı mücadele edeceğiz çünkü bunun sağı solu yok insanımız uyuştuktan sonra o insana anlatacak hiçbir şeyiniz kalmaz ve o kişinin sağlığı bozulur beyni uyuşur ve ölüme doğru gider aniden yüksek doz uyuşturucu almaktan dolayı gencecik insanlarımızın cesetlerini buluruz sağda solda ve bunlar maalesef hızla artıyor değerli arkadaşlar.

Cezaevlerinde önemli sıkıntılar var değerli arkadaşlar. Cezaevlerindeki sıkıntıları ben size sürekli anlatıyorum.

  • Onlarla ilgili bazı konulara değinmek isterim. Adalet Bakanlığı yetkililerine de sürekli hatırlatıyoruz bu ara kış ayları çok soğuk biliyorsunuz, evlerinizde ancak bayağı bir kaloriferleri yakarak belli bir ısıyı sağlayabiliyoruz ama cezaevlerinde o kalorifer anahtarı sizin elinizde değil, başkaları yakıyor ve cezaevindeki kişi yöneticinin umurunda olmayabiliyor. Mesela bakın Antalya L Tipi Cezaevinden çok şikayetler geliyor. Cezaevinde kaloriferler yanmıyormuş akşam yarım saat yakılıp kapatılıyormuş. Tutuklu yakınları cezaevinin çok soğuk olduğunu söylüyorlar.
  • Yine Rize Kalkandere cezaevinde telefon görüşmeleri bir haftayı aşkın bir şekilde yaptırılmıyormuş düşünün telefon görüş hakkınız var ama Rize Kalkandere Cezaevi Adalet Bakanlığı yetkililerine soruyoruz buradan bu telefon görüşmeleri niye engelleniyor, arıza var şu bu diyorlarmış ama bazen de ihlallerin üstünü ört bas etmek için telefon görüşmelerinin engellendiğini biliyoruz değerli arkadaşlar.
  • Yine Ödemiş T tipi kapalı cezaevinde kaloriferlerin yanmadığı ve sıcak su verilmediği şikayetlerini alıyoruz.
  • Yine Silivri Cezaevinden şu şikâyeti alıyoruz, insanlar çok biliyorsunuz kalabalık bir cezaevi ve Silivri cezaevinde eşlerin birbiriyle yan yana oturması yasak. Çocuklarıyla yan yana oturması yasak ancak masanın karşısında oturmak durumundalar. Silivri Cezaevinden bu şikâyeti çok alıyoruz. kapalı görüşten hiçbir farkı yok karşıdan birbirimize bakıyoruz diyor insanlar. Yani ayda bir bir açık görüş oluyor onda bile yan yana oturmayacaksın dayatması çok gayri insani.
  • Yine İzmir Aliağa Şakran cezaevinden bir şikâyet var. 40 metrekarede 23 kişi kaldıklarını söylüyorlar. bir kısmı uyurken bir kısmı sandalyede sırasının gelmesini bekliyormuş sırayla uyuyorlarmış düşünün Türkiye cezaevlerinde böyle haller yaşanıyor. Sırayla yatılan yataklar var. 8 saatte bir sırayla insanlar yatıyor veyahut da sandalye sırası, İzmir Aliağa Şakran Cezaevi bura da büyük bir cezaevi ve orada da böyle ağır bir ihlal durumu görünüyor.
  • Yine yeni geldi Kütahya cezaevinden. bakın bugün perşembe günü, pazar gününden beri sıcak ve soğuk su verilmediği söyleniyor Kütahya Cezaevi. Düşünün yani Kerbela mı arkadaşlar burası Allah aşkına yani kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz pazar gününden beri sıcak ve soğuk su verilmiyormuş birtakım arızalar var denilerek. yüzlerce kişi kalıyor binlerce kişi kalıyor cezaevlerinde yani arıza var diye bir mazeret olabilir mi veyahut da doğru mu söylüyorsun yalan mı onlar da bilinmiyor. hani sen benim egemenliğim altındasın ben sana istediğimi yaparım mantığı hakimse o zaman yandık demektir değerli arkadaşlar.
  • Yine Aydın E tipi cezaevinden daha yeni gelen bir şikâyet. koğuşlardaki aramalarda köpekler kullanılıyormuş. Şu ana kadar pek duymadığımız taaa işte 1980 li yılların Diyarbakır Cezaevinden hatırladığımız muameleler bunlar, koğuşlarda köpekli arama. ben Adalet Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum tüm bu cezaevleri için eğer yalansa bize dönsünler yanlışsa bize dönsünler eğer değilse düzeltsinler. lütfen yani. bakın bunlar düşünün zaten daracık bir 12 metre kare odalarda koğuşlarda kalıyor bu insanlar içeriye bir de köpekle girilsin Aydın E tipi cezaevi burası. aramalarda köpekler kullanılmaya başlamış, daha önce böyle bir uygulama yoktu bu ayki koğuş araması böyle yapılmış, normal bir durum mu diye insanlar, tutuklu yakınları bize soruyor.
  • Değerli arkadaşlar cezaevlerinde çok önemli sorunlar yaşanıyor. bir önemli sorun Şakran cezaevinde. Hamile tutukluların yaşadığı sorunlara bir örnek maalesef şu anda Şakran cezaevinde yaşanıyor. Elif Tuğral 5 aylık hamileyken girdiği cezaevinde 8. ayını doldurmuş durumda, yanındaki ilk çocuğu, ikinci hamileliği bu hanımın, ilk çocuğu sezeryanla ve ikinci hamileliği de sezeryanla sonuçlanacak. düşünün kan pıhtılaşma sorunu var bu kadıncağızın, sürekli iğne oluyor, doğumu oldukça riskli sıkıntılı , ne zaman doğum yapacağı belli değil, ne zaman cezaevinden o pıhtılaşma sorunuyla hastaneye yetişip yetişmeyeceği belli değil, hakim ona mahkemede , savcı tutuklama istememesine rağmen , başkan olan hakim tutuklamış, üyelerden bir hakim de şerh koymuş ben de tutuklanmasını istemiyorum bu kadını tutuksuz yargılayabiliriz demiş ama ona rağmen başkan olan hakim tutuklamış ve tutuklarken de aklın başına gelsin Elif hanım içerde düşünürsün Etkin Pişmanlıktan faydalanırsın, ben ne yapayım seni sen çocuğunu düşünmezsen ben seni ne yapayım diyerek hakim bey kadını tutuklamış. yaptığı aslında yasalara aykırı, hukuka aykırı, bırakın onun bunun savcının hâkimin görüşünü, 5275 sayılı yasanın 16/4 maddesi hamilelik döneminde ve 6 ay emzirene kadar kadınların tutuklanmasını yasaklıyor. bu kadıncağızın tutuklu yargılanması için bir neden yok arkadaşlar. hani yasal olarak da hukuken de vicdanen de insanen de her şey açısından bir zulümdür yani. biz bunu defalarca söylüyoruz binlerce kadına bunu yaptılar OHAL döneminde. acımasızca yasaların üzerinde tepinerek hakimler yasaları çiğnedi ve kadınları tutukladı. Bu kadının çocuğunun başına bir iş gelirse sorumlu kimdir. Adalet Bakanlığı yetkililerine soruyorum. bakın çok net bir soru soruyorum çünkü hamile tutukluyken düşük yapan en az 3 kadın oldu Türkiye cezaevlerinde ve şu anda da halen hamile tutukluluklar devam ediyor. evet Elif Tuğral ın bir başka fotoğrafı ve Elif Tuğral ın ailece fotoğrafını da görüyorsunuz eşi ve 4 yaşındaki çocuğuyla. burada tüm aile büyük bir sıkıntı çekiyor çünkü düşünün çocuk 4 yaşındaki çocuk cezaevine alınamıyor çünkü cezaevi koşulları çok kötü. çocuklar cezaevlerinde, yetişkinlere göre yapılan yapılanmadan dolayı merdivenlerden düşüyor kafasını kırıyor dikişler atılıyor böyle vakalara çok rastladım. yemekler onlara uygun değil, bağırış çağırışlar arasında çocuklar o cezaevinden korkuyor çünkü gardiyanlar koğuşlara geldiğinde kapılar büyük gürültülerle açılıyor bağıra çağıra seslenişler yapıyorlar bunlar el kadar çocuğa uygun şeyler değil A dan Z ye uygun değil. cezaevinin hiçbir yeri uygun değil ama o çocuklar annelerinin yanında kalmak zorunda kalıyor ve sonunda da anneleri bakıyor ki ortam çok kötü, çocuğu cezaevinden yolluyor. Elif hanım da çocuğu yanında tutmamış ve babasına yollamış şimdi babası çalışıyor bir taraftan, bir taraftan çocuğa bakılacak, çocuğa mı baksın çalışsın mı ne yapacağını bilemiyor baba. anne içerde çocuğunu özlüyor, bir taraftan karnında çocuğu var, yanına çocuğunu alsa ona bakamıyor, hamile 8 aylık ağırlaşmış haliyle ıslak zeminlerde dolaşırken kayarım düşerim korkusuyla yaşıyor ve doğum nasıl olacak, çocuğum kurtulacak mı işkencesiyle yaşıyor aile boyu yaşanan bir işkence değerli arkadaşlar. ben milletvekili olarak buna kayıtsız kalamam bunun gibi binlerce vakayı gündem ettik. bunlar vicdanımızı sızlatıyor ve kesinlikle kabul etmiyoruz çünkü hem yasalar çiğneniyor hem vicdanlar çiğneniyor şiddetle kınıyorum ve bir an evvel bu kadının serbest bırakılması gerektiğini söylüyorum. tutuksuz yargılama seçeneği var, Adalet bakanlığına tekrar sesleniyorum 800 ü aşkın bebek ve çocuk var cezaevlerinde ve 11 bin kadın var. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek sayıları, büyük aile dramları yaşanıyor her gün bu dramları yaşıyoruz. daha dün yanıma gelen bir aile maalesef 2 çocuğuyla ortada kalmış bir babaanne yanıma geldi. kızı ve damadı tutukluydu aylardır tutukluydu, çocuklar perişan bir durumdaydı psikolojileri çok bozuk bir durumdaydı ve annelerini istiyorlardı babalarını istiyorlardı. o çocuklara anlatacak tek bir lafımız yoktu söyleyebileceğimiz tek bir kelimemiz yoktu ve onların karşısında nefeslerimiz kesiliyordu değerli arkadaşlar çünkü bu çocuklara anlatabileceğimiz hiçbir şey yok. bu zalimlik neden yapılıyor bunu açıklayacak bir kelimemiz olamıyor maalesef ama bunlar yaşanıyor ve neslimiz mahvoluyor benim en çok üzüldüğüm bu. bu çocuklar yarın öbürgün psikolojisi bozuk sıkıntılı insanlar olarak bu toplumda yer alacaklar ve bunu yapanlar yarın öbürgün o insanları bin pişman olacaklar, topluma dinamitler atıyorlar gerçekten nesli mahvediyorlar ekini mahvediyorlar her şeyi mahvediyorlar ve insanlığa büyük bir kötülük yapıyorlar değerli arkadaşlar ve biz bu insani felaketleri çok önemsiyoruz ve şiddetle kınıyoruz.
  • Cezaevlerinde sıkıntılar bitmiyor. bakın size farklı örnekler de vereceğim. Hidayet Tosun Bolu cezaevinde tutuklu hasta bir tutuklu. 2 göz ameliyatı olmuş gözünde oldukça önemli sıkıntılar yaşanıyor ikinci göz ameliyatından sonra tedavisi devam ederken tutuklandı, retinada ödem oluştuğundan acil ameliyat olması gerekiyor cezaevi şartları riskli olduğundan ameliyat olamıyor. birçok kişi cezaevlerindeki sağlık koşulları yeterli olmadığı için, çünkü temiz değil gerçekten herkes oralara her gün çamaşır sularıyla silmeye çalışıyor deterjanlarla ama temiz ortamlar değil, bu kişiler de tekrar bir ameliyat sonrası enfeksiyon kapma riski ile karşı karşıya olduğu için tekrar ameliyatlarını düşünemiyorlar öyle çok hastayı biliyorum. kanser hastaları var ağır ameliyatlardan sonra cezaevinde ne yapacaklarını bilemeyen insanlar var.
  • Biraz evvel gündem ettiğim aileyi size anlatmak isterim. Zehra Bukan 2 çocuk annesi eşi de tutuklu kendisi de tutuklu 2 çocuk annesi bir hanım. ufak 3 yaşındaki çocuğunu yanına almış çocuk cezaevinden çok korktu o yüzden onu gönderdim çünkü bütün psikolojisi ve fizyolojisi bozuldu diyordu. artık tahammül edilmez dayanılmaz bir işkence çekiyorum ne olur bana yardım edin destek olun diye bana mektup göndermiş. ben de ona yardımcı oluyorum gündem ediyorum mektubunu.
  • yine annesi gelmiş çocukların anneannesi 2 çocuk görüyorsunuz birisi 3 yaşında diğeri 7 yaşında. 2 çocukta da gelişme geriliği büyüme geriliği var ben bir doktorum bu çocuk 3 yaş cesametinde değil çünkü anne baba tutukluluktan sonra 3 yıldır babası tutukluymuş bir müddettir de annesi ve bu çocuklar çok büyük sıkıntılar çekiyor. biz bunların formülü olarak en azından annelerin evde elektronik kelepçeyle tutulabileceğini söylüyoruz yargıçların işine karışmıyoruz evet onlar kendilerine göre birtakım kararlar alabilir ama bunlar insafsızca ve insani olmayan kararlar olmamalı. hani madem ceza vereceksin tutukluluk vereceksin evde elektronik kelepçeyi verebilirsin veyahut da yurtdışı yasağıyla tahliye edebilirsin.
  • Adalet Bakanlığı’na defalarca hatırlatıyoruz Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’de defalarca anne kadınların hamile kadınların emzikli kadınların çocuklu kadınların durumlarına çözüm bulacağını söylüyor söylemiyor da değil bakın Allah için o da farkında söylüyor ama bir çözüm bulunmuyor kim nedir bunun önündeki engel bu zalimlik nedir? Biz 1.5 yıldır dilimiz kuruyuncaya kadar bunları söylüyoruz ama yapacağız edeceğiz bakacağız bir bakalım falan laflarından başka bir şey duymuyoruz şiddetle kınıyorum bu insanlar bu büyük zulümleri çekiyorlar arkadaşlar siz de biliyorsunuz ey Adalet Bakanlığı yetkilileri burada büyük zulümler var bu çocuklar suçlu değil bakın 3 yaşındaki 4 yaşındaki çocuklar suçlu değil ama en ağır cezayı onlar çekiyor ben bunu yakinen görüyorum ve gerçekten en değerli anlattığımız husular bunlar en ağır cezayı bu çoluk çocuk çekiyor değerli arkadaşlar.

“Önce ailemizin tüm bireylerini hapse attılar. çalışmamızı engelliyorlar. Bari arabamızı satalım 3 5 kuruş elimizde kalsın dedik, Mahkeme tedbiri kadirdi mahkeme tedbiri de yok elimizde ama Noterler Birliği sattırmıyor.”

Az önce bahsettiğim bakın yine göstereyim bu da Türkiye Noterler Birliği’nin bir belgesi ne diyor şurada sakıncalı bilgileri, sakıncalı bilgisi birtakım kişiler sakıncalı ilan edilmiş niyeymiş devlet seni terörist ilan etti yargısız sorgusuz sualsiz ihraç etti sen sakıncalı kişisin artık yandın sakıncalı piyadesin vebalısın sen yandın artık hayatta her dokunduğun senin elini yakacak anlamında bakın kişi ne diyor: “Önce ailemizin tüm bireylerini hapse attılar. çalışmamızı engelliyorlar. Bari arabamızı satalım 3 5 kuruş elimizde kalsın dedik, Mahkeme tedbiri kadirdi mahkeme tedbiri de yok elimizde ama Noterler Birliği sattırmıyor. En hafif tabirle soykırım yapıyorlar.” Diyor vatandaş devlet kurumları arasında yoğun bir keyfilik var değerli arkadaşlar yine bir başka vukuat dolayısıyla bunu gördüm ağır ceza mahkemesi tedbiri kaldırıyor ama umurunda değil devlet kurumlarına bunun haberini vermedi o yüzden de bakıyorsunuz Noterler Birliği diyor ki: “ Benim haberim yok Ağır Ceza bana haber vermemiş, vatandaşlar devlet kurumları arasında koşturup duruyor bir Ağır cezaya koşturuyor oradan Noterler Birliği’ne koşturuyor oradan Bankaya koşturuyor benim tedbir kaldırılmıştı niye sizde görünmüyor, kimsenin umurunda değil ki adam vatandaşı düşünmüyor aldırdım diyor gereken işlemi yaptım, keyfilik had safhada nasıl olsa sual eden de yok herkesin yaptığı yanına kalıyor görüntüsü var ama biz bunların peşini gördüğünüz gibi bırakmıyoruz değerli arkadaşlar.

“Vekilim, ismimi verip işten attıran kişi ifadesini geri çekmiş. Çok kişinin ismini verdim, bazılarında yanılmışım.” demiş ifadesinde. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.3000 kişinin ismini vermiş yazık yazık nasıl itimat edip o kadar Ocak söndürdüler, hakklara girdiler.”

Şimdi bakın ilginç böyle yargı ile ilgili olaylar da geliyor, veyahut KHK ile ihraçlarda ilginç bir takım şeylere rastlıyoruz düşünün bazı kişiler isim veriyor insanlar ihraç ediliyor bu yüzden yani yasal işler yapılmadı Türkiye’de İstihbarı işler yapıldı hukuki olmayan işler yapıldı iltisak kelimesi kullanıldı birisi kalktı onlarca yüzlerce binlerce insanın ismini fişledi verdi bir taraflara ya bu fişleme doğru mu yanlış mı kimsede bunu ayırt etmedi ilk önce atalım masumsa geri döner anlayışıyla hareket ettiler bakın bir şahıs bana diyor ki: “Vekilim, ismimi verip işten attıran kişi ifadesini geri çekmiş. Çok kişinin ismini verdim, bazılarında yanılmışım.” demiş ifadesinde. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.3000 kişinin ismini vermiş yazık yazık nasıl itimat edip o kadar Ocak söndürdüler, hakklara girdiler.” Bak düşünün yani 3.5 4 yıl boyunca birisi sizin isminizi vermiş 3 4 yıl sonra adam diyor ki ya yanlış vermişim kusura bakmayın devlet diyor ki: “Pardon.” Veyahut pardon bile demiyor ayıkla pirincin taşını bakalım dönecek misin dönmeyecek misin?

“Eşim 672 KHK ile maliyeden ihraç oldu. Bir süre sonra ödenen maaşı geri vermesi için kuruma çağırdılar. Âmâ KHK ’lı olduğu için kuruma girmesi yasaktı. Adamın çalıştığı kuruma girmesi yasak böyle biliyorsunuz ”

Bakın yine bir başka enstantane: “Eşim 672 KHK ile maliyeden ihraç oldu. Bir süre sonra ödenen maaşı geri vermesi için kuruma çağırdılar. Âmâ KHK ’lı olduğu için kuruma girmesi yasaktı. Adamın çalıştığı kuruma girmesi yasak böyle biliyorsunuz çok olay var barış akademisyeni birçok arkadaşımız kendi odasına girip kitapları daha alamadı aradan 3,5 yıl geçti bu kişi de böyle birisi. “Para teslimi için bile eşimi kuruma sokmadilar, dışarıya gelen bir yetkili parayı teslim aldı, imzalar dışarıda atıldı.” Düşün yani öyle bir vebalı muamelesi yapılıyor ki yıllarca çalıştığın devlet kurumundan ihraç edilmişsin kapıdan içeri girip işlem düzeltmesi yapacaksın kapıdan içeri giremezsin diyor. Biz bu dönemde çok gördük arkadaşlar Diyarbakır Maliye Müdürlüğü’nde cama oradan KHK ile ihraç edilmiş 3 4 tane maliyecinin KHK ile ihraç edilmiş isimlerini yazmışlar oraya Daire’nin girişteki camına şu kişiler bu maliye Müdürlüğü’nün içine giremeyecektir diyor. Biz buna itiraz ettik müdürlükle genel müdürlükle görüştük ya affedersiniz yanlış uygulama olmuş deyip uygulamayı kaldırmışlardı, yaklaşık 1,5 yıl önce olmuştu bu olay hiç unutmam yani bu kadar düşünün buna itiraz etmeseniz siz bir devlet dairesinden içeri adım atamayacaksınız, yani hep yaşadığımız binlerce olaylar.

“Onun durumu sakat.”

Yine bakın başka vaka: “Hocam; Annem vefat etti Erzincan’da 3.gün Camide Yasin okutmak istedim. Camii hocasına sevdiğimiz sesi ve kıraat çok güzel olan KHK’lı hocanın camiye gelip okumasını istedik izin vermedi. Cami Hocası KHK’lı hoca için dedi ki: “Onun durumu sakat.” Gördüğünüz gibi Din de Camilerde birilerinin tekeli haline gelmiş yani vatandaşın görevden ihraç edilmiş olabilir sevdiğimiz insanlar oluyor ya hocam gel cenaze namazına sen kıldır diyoruz görevli arkadaşa rica ediyoruz, veyahut cami de kuran okunuyor hocam bir de sen bir duanı oku diyoruz bunlar hepimizin yaptığı işler hepimizin rastladığı hadiseler ama orada KHK ‘lı bir hoca olduğu için: “Hayır efendim sen Kuran okuyamazsın.”

Yine Sağlık Bakanlığı’nın bir uygulaması var: Acillerde acil tıp uzmanı ve temel tıp bilimleri uzmanı dışında klinik tıp bilimleri uzmanı çalıştırmama kararı var.

Mağdur olan çok hasta ve doktor var bize ulaşıyorlar bu uzman doktorların acilde çalışması ile ilgili ne engel olabilir arkadaşlar? Ben de bir doktorum bakın temel tıp bilimi uzmanı olan bir kişinin acilde çalışmasından çok daha vatandaşa faydalı olabilirim normal klinik uzman doktor birisinin acilde çalışması bunun önüne niye geçiyorsunuz? Biz bunun altındaki nedeni biliyoruz KHK ile ihraç edilen uzman doktorların çalışma alanlarının önüne geçmek ya düşünün bu kadar üzücü fikirler var maalesef düşünün yani bir ihraç bir uzman doktorların çalıştırılmaması için böyle ilginç yasalar çıkartılıyor.

Çin Uygur Türkeri’ne yönelik çok ağır muameleler yapıyor!

Her gün insan hakları kuruluşlarının Çin’de ki Uygur Türklerine yönelik muamelelerini takip ediyoruz çok üzücü bir şekilde ortada bakın bunlar hep toplama kamplarında uğradığı muameleyi dünya medya organlarının insan hakları kuruluşlarına anlatan Uygur Türkleri örnekleri, her gün onlarca örnekle karşı karşıyayız Uygur Türkleri inanılmaz bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıya bu bizim kabul edebileceğimiz bir durum değil Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sıklıkla bu konuyu eleştirdik. Bizim bu konuyu yoğun bir şekilde gündeme getirmemizden dolayı dün itibariyle bir Uygur Türkü vatandaşı bize başvuru yaptı şurada gördüğünüz yaptı bana başvuru yaparak kız kardeşi olan bir doktor hanımın üniversitede çalışırken hiçbir şey yokken ortada aniden toplama kampına alındığını 2 yıldır kendisi ve anne ve babası hakkında bir haber alamadığını iletti ve yardım istedi bizden çok üzgündü çok dertliydi ve Uygur Türkeri’ne yaptığımız faaliyetler söylemler dolayısıyla bize gelmişti herhangi bir Türk milliyetçisi partiye gitmemişti Halkların Demokratik Partisi milletvekiline gelmişti ve kız kardeşi hakkında çok üzgün ve yardım istiyordu bizden şöyle bakın kız kardeşi doktor hanım bu kişi şu gördüğünüz kişi üniversitede çalışırken aniden toplama kampına alınmış,2 yıldır kardeşinden haber alınamıyor aynı zamanda anne kız kardeşinin toplama kampında olduğu bilgisi gelmiş ama anne ve babasında ortada yok bu kişilerin nerede olduğu bilgisi de onda yok, düşünün iki kardeş anne ve babası olan bir aileden şuanda 1 kişi sadece özgür diğerleri ya mahpus ya da hayatları hakkında bilgileri alınamıyor biz bu konu hakkında da elimizden geleni yapacağız sosyal medya da mesajlarını paylaştık bu Türkiye’de doktorasını yapan Uygur Türkü bize de şu gördüğünüz gibi başvuru yaptı Tuersunjiang Abulaiti isimli Uygur Türkü bize başvuru yaparak bu konuda  yardım istedi biz de Çin Büyükelçiliği nezdinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı nezdinde gereken girişimleri yapacağız ve bu ihlalin önlemlenmesi için gayret edeceğiz.

KHK ‘lı bir doçent ihraç edilmiş alanında iş bulamamış üniversiteler ona iş vermemiş yapacak hiçbir iş bulamamış sonunda Pazar da böyle portakal satıyor!

Bakın değerli arkadaşlar ekonomik, sosyal, siyasal olarak KHK ile mağdur edilen OHAL döneminin mağdurları ne yapıyor. Bu fotoğrafta neyi görüyorsunuz? Bir Pazar değil mi Pazar da bir satıcının tezgâhı portakal falan satıyor bu satıcı kim biliyor musunuz? KHK ‘lı bir doçent ihraç edilmiş alanında iş bulamamış üniversiteler ona iş vermemiş yapacak hiçbir iş bulamamış sonunda Pazar da böyle portakal satıyor bana diyor ki: “Vekilim zulmetseler de şükrediyorum. Hiç olmazsa kızımın ameliyat borcunu ödemeye çalışıyoruz. Kimseden dilenmiyoruz. Allah’a güveniyoruz.” İşte 21. Y.Y.’da Türkiye’de iktidar insanları ilim insanlarını bu duruma düşürdü arkadaşlar son durum budur, bu insanlar ilim üreteceğine pazarlarda domates, salatalık, portakal satıyorlar.6 bin akademisyenin ihraç edildiği bir ülkeden bahsediyoruz 6 bin akademisyen en az üniversitelerin kapatıldığı için ortada kalan 2 bin civarında ayrıca akademisyen de var.

Şu an kızım AVM de x-ray cihazı görünce korkudan ayakkabı ve montunu çıkarıyor bakın bu çocuk 27 aylık ve tamamen travma oldu bu olay kızım da!

Cezaevi ihlalleri bitmiyor, diyor ki: “Sayın vekilim 2 yaşındaki kızıma görüşlerde ayakkabısını çıkarması yönünde o kadar çok baskı yapıyorlar ki şu an kızım AVM de x-ray cihazı görünce korkudan ayakkabı ve montunu çıkarıyor bakın bu çocuk 27 aylık ve tamamen travma oldu bu olay kızım da.” Düşünün yani bir çocuğun ruh dünyasına nasıl işlerle cezaevinde değil avm de x ray cihazı görünce çocuk korkudan ayakkabı ve montunu çıkarıyor aniden bunlar ne demek oluyor çünkü çok gayri insani muamelelerle yapılıyor bakın daha geçtiğimiz gün Bafra Cezaevi’nden bir şikayet aldık çok vahim bir şikayetti biz bunun gibi çok şikayetler aldık ve gündeme getiriyoruz ve kabul edilemez buluyoruz cezaevleri girişlerinde önemli taciz olayları şikayetleri alıyoruz, kadınlara ped uygulaması yapılarak ped kontrolü yapılıyor çok rahatsız edici bir muamele tacize varan hadiseler oluyor iç çamaşırları didik didik aranıyor ve tacizler gerçekleşiyor insanlarda bu sırada sırf ziyareti engellenmesin diye itiraz edemiyor hatta iyice aşırılığa gidiyorlar geçtiğimiz gün Bafra Cezaevi’nde 5 yaşındaki çocuğun pantolonunun içine kadar muayene yapılmış pantolonun içinin muayenesi yapılıyor eliyle arkadaşlar yani yanlış duymuyorsunuz bakın 5 yaşındaki çocuğa bunlar yapılıyor o çocuk x ray cihazından geçirilebilir orada ne var ne yok apaçık görülür gelişmiş cihazlar var yani bu çocuğun orasını burasını ellemek taciz etmek o çocuk da nasıl travmalar oluşturacak hiç farkında değil misiniz ya yapılan şey ne kadar vahşice değerli arkadaşlar yani insanları güçsüz görüyorsunuz korunmasız görüyorsunuz kadın görüyorsunuz çocuk görüyorsunuz istediğinizi yapıyorsunuz Allah’tan korkun ya ayıptır günahtır yazıktır ya yani cezaevlerini Guantanamo’ya ya da Ebu Gureyb’ çevirmeye mi niyetiniz var Allah aşkına bu kadar zayıf  korumasız insanlar mı görüyorsunuz mahpusları.

Yine bakın Bakırköy Kadın Cezaevi’nden gelen:” Bakırköy Kadın Cezaevi’nde ki çok sayıdaki tutuklu/hükümlü bir anda Gebze’ye nakledilmiş Gebze Cezaevi’ne. Yanlarına eşya almalarına izin verilmemiş, kışlık kıyafetleri olmadan soğuk kaloriferleri yanmayan Gebze Cezaevi’ne nakledilmişler.

KHKlı bir öğretmenim, bir de cezaevine girdim.

Bir başka öğretmen Hayati Solak, Bandırma Cezaevi’nden yazmış. Bir öğretmen diyor ki:”KHKlı bir öğretmenim, bir de cezaevine girdim. Dünya yıkıldı, benim gibi aciz bir adamın üzerine koca bir devlet topuyla, tüfeğiyle, yargısıyla çullandı. Hayatım alt üst oldu. Devletim bunu yaparken necip bildiğim milletim seyretti, hatta çoğu alkış tuttu.” Diyor. Hayati Solak, Bandırma Cezaevi’nden bana gönderdiği mektupta.

İŞKUR kurs ve programlarına da katılması yasak KHK’lıların!

Yine bir başka KHK’lının bana bir iletisi: Ben hemşireyim özel bi hastane ile anlaştık işe başlıyacağım derken İŞKUR kabul etmedi böyle bir şey mümkün mü? Diye bana soruyor. Hani İŞKUR kurs ve programlarına da katılması yasak KHK’lıların Hastaneleri de biliyorum Hastanelere alınan personel İŞKUR programları üzerinden alınıyor hani hemşirelerin ücretini İŞKUR veriyor İŞKUR’da diyor ki hayır KHK ‘lı ise bu kişi ben onu terörist görüyorum ben onu İŞKUR programına alamam kusura bakmayın düşünün yani, ağaç kökü ye diyor ağaç kabuğu ye diyor ölün diyor yani başka bir şey demiyor bu insan ne yapsın gidip hırsızlık mı yapsın, intihar mı etsin söyleyin arkadaşlar.

Bakın zaten öyle sormuş: Vakıfbank’tan parasını çekemeyen vatandaş bana bunu sormuş. Parasını çekemiyorken milletvekiline ulaşmış bana gönderdiği iletide tam o sırada tartışma devam ediyordu “Ömer Bey yurtdışından adıma gelen parayı alamıyorum gönderen kişi öz abim, ne iş bulabiliyoruz KHK ‘lı olduğumuz için ne yurt dışına çıkabiliyoruz? Nasıl bir sistem bu hırsızlık mı yapalım yaşamak için? Kendi ülkemizde mülteci gibi yaşamaktan yorulduk. Ömer bey” demiş. Yani insanları bu duruma düşürüyorsunuz arkadaşlar.

Grup Yorum, Mustafa Koçak ve Şerif Mesutoğlu çok önemli buluyorum çünkü bu insanlar ölüme doğru gidiyor!

Sürekli söylüyorum çok önemli buluyorum Türkiye cezaevlerinde 3 önemli açlık grevi devam ediyor Grup Yorum, Mustafa Koçak ve Şerif Mesutoğlu çok önemli buluyorum çünkü bu insanlar ölüme doğru gidiyor. Her şey bir yana arkadaşlar bir insan ölüme gidiyorsa her sorunu bir tarafa bırakırsınız o sorun sizin için çok önemli olur. Bu böyledir insan hakları için böyledir ve bu konuya çözüm bulmak durumundasınız.

Grup Yorum haksız hukuksuz baskılara karşı İdil Kültür Merkezi’ne yapılan baskılara kendilerini terörist ilan edilmesine haklarındaki terör davalarına karşı bir haysiyet meselesi olarak açlık grevindeler ve 200 güne yakındır açlık grevinde direniyorlar onlarla görüşüyoruz sıkıntılarını bize iletiyorlar oldukça zor durumdalar, fizyolojik ve psikolojik olarak çok sıkıntılı durumda bir insanlar ama onlara yapılan haksızlık konusunda iktidar yetkililerinin Adalet Bakanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’nın attığı tek bir adım bile yok maalesef arkadaşlar.

Şerif Mesutoğlu Kaymakam Muhammed Safitürk davasında Kaymakam Muhammed Safitürk’ün abisi ve babası tarafından bile katil olarak görülmeyen çok şüpheli çok su götürür bir yargılama sonucunda katil ilan edilen kaymakamlık yazı işleri müdürü Şerif Mesutoğlu çok belli ki değerli arkadaşlar bu insan katil değil ama katil olarak müebbet hapis almış 200 güne yakın açlık grevinde yakınları babası eşi eğer ki katil olsaydı biz onun arkasında olmazdık diyor Şerif Mesutoğlu diyor ben katil olsaydım açlık grevi yapmazdım yatardım cezaevinde diyor ama ben katil değilim diyor sadece kendisi demiyor kaymakam Muhammed Safitürk’ün babası da kesinlikle katil Şerif Mesutoğlu değildir biz de çok araştırdık diyor dosya çok boş bir dosya ve ağır bir ceza ile Şerif Mesutoğlu cezalandırılmış biz haftalardır aylardır 1 yılı aşkın süredir gündeme getiriyoruz bu insan çok sıkıntılı bir durumda bu yargılama tekrar yapılmalı ve Derik Emniyet Amiri halen ortada yok bakın skandal bir durum bu bombalamanın olduğu zaman ki Derik Emniyet Amirini şuan devlet mahkemeleri bulamıyor, yok adam ortada onun ifade vermesi gerekiyor yok ortada bulunamıyor nereye gitti bu adam çok şüpheli bir şahıs aile bu kişiden şüpheleniyor tabi biz de bir şey itham etmiyoruz ama çok şüpheli bir durum ama Emniyet Amiri bulunamıyor artı bir yargılama yapılmadan verilen bir ceza var ortada ve bu kişi açlık grevinde ölüme doğru gidiyor.

Mustafa Koçak Savcı Mehmet Selim Kiraz davasında silah temin etti diye suçlanan ve müebbet hapse mahkum edilen bir kişi 35 kilo civarlarına düşmüş tüm açlık grevcileri bu kilo civarlarında kadın erkek demeden çok ağır bir safhadalar artık 35 37 kilo civarındalar bunlar artık yani insani sınırların maalesef tamamen aşıldığı yerler çok sıkıntılı anlar günler yaşıyorlar ve maalesef Mustafa Koçak hakkında da adil bir yargılama yok bu kişi de adil bir yargılama isteğiyle açlık grevinde Mustafa Koçak evet görüyorsunuz annesi de yanında annesiyle ve babasıyla görüştük tüm açlık grevcilerin kendileri ve yakınlarıyla da görüştük çok zor durumdalar ben adalet istiyorum değerli arkadaşlar hem bu toplum için hem açlık grevcileri için adalet talebimiz var.

Son olarak 157 gün oldu Türkiye’de bir insan kaçırılmış şüpheli bir şekilde kamu görevlileri tarafından kaçırıldığı iddiaları olan bir kişi Yusuf Bilge Tunç Ankara’da kaçırıldı halen bulunmuyor, 5 ayı geçti kendisi gibi kaçırılan diğer 6 kişi bulundu aniden Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ortaya çıktılar ama Yusuf Bilge Tunç tüm teknik imkanlara, tüm İçişleri Bakanlığı Adalet Bakanlığı imkanlarına tüm savcılık emniyet görevlilerinin var olmasına rağmen bir türlü bulunmuyor. Nerede kayboldu nereye buharlaştı diye soruyoruz veya kim buharlaştırdı diye soruyoruz Yusuf Bilge Tunç nerede bu yılın en önemli sorusu buydu. Diğer 6 kaçırılan ve bu kişi Yusuf Bilge Tunç sorusunu çok sorduk sormaya da devam edeceğiz bulunana kadar devam edeceğiz çünkü biz 1990 ları iyi biliyoruz beyaz Torosları iyi biliyoruz faili meçhulleri iyi biliyoruz kaybolan insanları kaçırılan insanları 1995 den beri devam eden Cumartesi Annelerini çok iyi biliyoruz bu ülkedeki gelenekleri çok iyi biliyoruz ve maalesef insan kaçırılma olaylarının şuanda siyah transportlarla devam ettiğini de çok iyi biliyoruz bunlar bir demokratik hukuk devletinde olacak işler değil çok önemli iddialar var bu kişilerin kamu görevlileri eliyle kaçırıldığı işkence edildiği iddiaları var biz bu iddialar hakkında aydınlatıcı bilgiler verilsin diye araştırma yapılsın istiyoruz Ankara Gimat’da kaçırılmış,Gimat dağın başında bir yer değil her tarafında MOBESE kamerası olan bir yer,Gimat’da ortadan kaldırılan bir adamı nasıl bulamazsınız arkadaşlar bu sorunun cevabı karşısında mutlaka bir şey denmesi lazım ama sessizlikle suskunlukla geçiştirmeye çalışıyorlar Yusuf Bilge Tunç’un nerede olduğunu bize bakanlık yetkilileri bir an evvel açıklamalı.

(omerfarukgergerlioglu.com)

Share.

About Author

Comments are closed.