12 Şubat 2018 – SP ‘milli ittifaktan’ uzak durarak anahtar olmalıdır

0

Ömer Faruk Gergerlioğlu

Bu ülkede artık muhafazakarların, dindarların, İslamcıların karar verme zamanı gelmiştir.

Bu ülkede artık muhafazakarların, dindarların, İslamcıların karar verme zamanı gelmiştir. Ülkede din ve dindarlık adına yaşanan siyasi gelişmeler bu kararın doğru bir şekilde verilmesinin önemini gösteriyor.

Milli görüş geleneğinden ayrılarak yenilikçi bir hareket kuran siyasi ekip Ak Parti’yi kurmuş ve kısa zamanda büyük teveccühe mazhar olarak tek başına iktidar olmuştu. Dönemin milli görüş partisi bu değişim karşısında kadrolarını muhafaza etmiş ve hem siyasi çalışmalarını devam ettirmiş hem de eğitim çalışmalarıyla bir gençlik yetiştirmeyi ihmal etmemişti. Milli görüş fırtınaya kapılmamış, mevzilerini terk etmemiş, eski birçok müntesibi kendisinden ayrılsa da suhuletle yoluna devam etmişti.

Ak Parti 16 yıldır sürdürdüğü iktidarıyla Saadet Partisinden çok eleştiriler aldı. Suriye politikası, ABD ile olan ilişkiler, yolsuzluklar bunlardan bazıları. SP Suriye politikasındaki eleştirilerini o günlerin yoğun medyatik baskısına rağmen aklı selimle devam ettirdi ve bugün çok doğru bir yaklaşımda olduğu anlaşıldı. Oynanan büyük oyunun yurt içindeki heyecanlı piyonlarını iyi görüyordu. Ortadoğu’da ABD’nin hatırı için oynanan Suriye oyununa, heyecanlı Osmanlı düşü peşinde koşanlara karşı, tabanından gelebilecek eleştirileri önemsemeden muhalefetini devam ettirdi. Tabanından diyoruz zira Saadet Partisi tabanı bu makyajı ve sunumu iyi yapılmış propagandadan dini hassasiyetleri nedeniyle etkilenebilirdi ancak SP yönetimi dirayetli bir duruşla manevi mesuliyetten kurtulmuş oldu. Şu anda bir Suriye enkazı yaşıyoruz ama bu enkaz üzerinde yeni bir Ak Parti ajitasyonunun SP’yi esir alma girişimini de izliyoruz.

Saadet Partisi bilhassa son dönemlerde özgün duruşuyla kendinden daha çok söz ettirmeye başladı. Bunda son başkan Temel Karamollaoğlu’nun önemli payı var. Özgün bir duruş ve yerinde çıkışlarıyla dikkat çeken tecrübeli lideriyle SP, siyasette eski günlerin anahtar rolünü üstlenmeye başladı. Referandumda yaşanan kutuplaşmaya rağmen yumuşak, dikkatli ama net muhalefetiyle hayır cephesindeki önemli bir aktördü SP. Bu çıkışı önemliydi çünkü 16 Nisan referandumu gibi inanılmaz antidemokratik maddelerle dolu, tek adama göre düzenlenmiş bir anayasa teklifine oluşturulmak istenen dini kutuplaşma perspektifinden değil, hak ve adalet perspektifinden baktı. Bunun neticesinde yapay dini kutuplaşmanın esiri olma yerine, etkili bir muhalefet partisi oldu. Cesametinden daha büyük düzeyde keyfiyet arz etti. SP’li olmayan önemli bir kesimden takdir de topladı.

Saadet Partisi şimdi yeni bir imtihanın eşiğinde. Referandumda başarılan tek adamcılığın başka versiyonlarına teslim olup olmama kararını verecek. Ak Parti, MHP koalisyonu için ondan destek isteniyor. Bu koalisyon, Türk cihan hakimiyeti mefkuresi olan kızılelmayı i’layı kelimetullah olarak açıklamaktan çekinmiyor. Oysa azıcık bilgisi olan bilir ki i’layı kelimetullah, Allah’ın adını yaymak gibi milli olmayan dini bir mefkuredir. Allah’tan bu memlekette her iddiayı anında kabullenmeyecek dindarlar da var. Ayrıca kızılelma koalisyonuna ulusalci Perinçek ekibinin de tam destek verdiği bilinmektedir. Perinçek’in din hakkındaki görüşlerini bilenler i’layı kelimetulah iddiasının zaten kendisini medyatik manipulasyonlardan kurtaramayanların kanabileceği bir argüman olduğunu iyi bilir.

Saadet Partisi cesameti büyük görünse de içeride önemli çürümeler yaşayan Ak Parti’nin yedeği durumuna düşerse çok önemli bir alternatiflik özelliğini kaybeder. Saygın politikasının özenle izlendiği Saadet partisinin tutmayacak sun’i bir koalisyona sonradan eklenen bir üye olması kendisine kaybettireceği gibi, muhafazakar dindar camia adına da önemli bir eksi puan olacaktır. Ak Parti’nin izlediği politikalardan dolayı din ve dindardan soğuyan önemli bir kitlenin oluştuğunu SP’li yöneticiler de sanırım görüyordur. Hem siyasi hem de dini bir vebali alarak ajitasyon dolu, tutmayacak bir koalisyona katılmak her açıdan kaybettirici olacaktır.

Sayın Karamollaoğlu başta olmak üzere SP yönetimini Suriye politikası zamanındaki duruşlarına davet ediyorum. Estirilen sun’i, kuvvetli rüzgarlara boyun eğmemek şimdi de sizi haklı çıkaracaktır. Saadet partililere hatırlatmam şudur; Şimdi güçlü olanın eteklerinden tutarsanız bu geçici avantajlar sağlar, ama güçlü uçurumdan aşağı yuvarlanırken onunla birlikte düşmeyi durdurmanız cok zordur.

Tarih boyunca ağzında dini terminoloji olmasına rağmen siyasi çıkarlarını ön planda tutan çok lider örneği vardır. 1.5 yıldır devam eden OHAL ortamının niye devam ettiğine dair demokratik izahlar yapamayıp dini ajitasyon üzerinden yürüyenlere aldanmamak gerektiği tarihen de sabittir. Ayrıca SP 12 Eylül öncesi yaptığı milliyetçi cephe ittifaklarının aslında yükselişte olan kendi bünyesinden habersiz olma zararı yanında en çok oy aldığı Kürt bölgelerinde de büyük oy kaybına yol açtırdığını unutmamalıdır.

SP özgün duruş ortaya koyan, hamasete kapılmayan politikalar izlediği müddetçe saygın bir alternatif olma ihtimalini yükseltecektir.

Bunu hatırlatmak bir vecibedir ama yazdığımız tehlikeleri çok iyi bilen SP yönetimine sert dalgaların aslında deniz köpüğü olduğunu hatırlatmak boynumuzun borcuydu.

Bu yazı Artı Gerçek web sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

About Author

Comments are closed.