13 Şubat 2018 – Diyarbakır Barosu’ndan Cezaevlerindeki Hak İhlalleri Raporu

0

Reha Ruhavioğlu

Diyarbakır Barosu, Ceza İnfaz Kurumları 2017 Yılı Hak İhlalleri Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Bölgedeki 20 cezaevi ziyaret edilerek hazırlanan 18 ayrı raporun birleştirilerek derlendiği 2017 raporu, cezaevlerindeki hak ihlallerinin geniş bir fotoğrafını sunuyor.

Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, 2017 yılı boyunca bölgedeki 20 ceza infaz kurumunu en az 40 kere ziyaret ederek hazırladığı Ceza İnfaz Kurumları Hak İhlalleri Raporu’nu bir basın açıklaması ile paylaştı. Farklı hukuki statülerdeki 92 mahpusla görüşülerek elde yazılan 18 raporun bir bileşkesi ve derlemesi olan 2017 yılı raporu, cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin geniş bir tablo sunmayı amaçlıyor.

Basın toplantısında konuşan Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Girasun, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin raporda; sağlık hakkına erişim, savunma hakkının engellenmesi, işkence ve kötü muamele, dilekçe ve haberleşme hakkının ihlali, cezaevlerinin fiziki şartlarından ve cezaevi idaresinden kaynaklanan ihlaller, mahpus yakınlarının yaşadığı ihlaller ile çocuk mahpuslara ve cezaevinde ebeveynleriyle kalan çocuklara ilişkin ihlaller gibi başlıklar altında kategorilendirildiğini aktardı.

18 sayfalık raporda hangi cezaevlerinin ne zaman ziyaret edildiği aktarılarak her kategori altında yaşana hak ihlallerinin detaylı bir dökümü veriliyor. OHAL’in ülke genelinde ilanından sonra, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinde gözle görülür ve hissedilir bir artış olduğunu vurgulayan raporda Diyarbakır Barosu’nun öne çıkan tespit ve önerilerini Sivil Sayfalar olarak derledik…

Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlallerine İlişkin Tespitler;

Çocuk cezaevlerinin kapatılmasının tartışıldığı günümüzde, birçok cezaevinde çocuk mahpusların şiddetin birçok türüne maruz kaldığı gözlemlenmiştir. Anneleriyle birlikte cezaevlerinde yaşamak zorunda kalan küçük yaştaki çocukların, bulundukları ortamın şartlarından psikolojik ve fiziksel açıdan olumsuz etkilendikleri gözlemlenmiştir.
Sağlık hakkına erişimin engellenmesi (kelepçeli muayene, revirde yeterli sayıda hekim bulundurulmaması, hastane sevklerinin ve revir muayenelerinin gecikmeli yapılması) ziyaret edilen cezaevlerinin neredeyse tamamında temel bir problem olarak ifade edilmiştir.
Elazığ Cezaevi Kampüsü; süngerli oda, darp-işkence ve kötü muamelenin yanı sıra cinsel saldırı iddialarının da yoğun olarak meydana geldiği bir cezaevi olarak gündemden düşmemiştir.
Mahpusların cezaevlerinden nakilleri sırasında kelepçenin tersten takılması ve cezaevi personellerinin sözlü ve fiziki tacizlerde bulunması, banyo ve tuvaletleri görecek şekilde kameraların yerleştirilmesi, mevzuata aykırı olan kimlik kartı taşıma dayatması ve bazı mahpusların kameralarla donatılan, her tarafı sünger veya benzeri bir malzeme ile kaplı “süngerli oda” olarak tabir edilen odalarda keyfi bir şekilde tutulması gibi birçok uygulama, kötü muamele ve işkence yasağının ihlali anlamına gelmektedir.
Siirt E Tipi ve Tarsus Kadın cezaevlerinde avukat görüş odalarında kamera sisteminin tüm odayı gözetleyecek bir şekilde kurulu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun ve kameranın ses kaydı da yapma ihtimalinin avukatlar ile yapılan görüşmelerde mahpusların rahat ve özgür bir şekilde kendilerini ifade etmelerini engellediği ve mahpusların tedirgin oldukları gözlemlenmiştir.
Malatya E Tipi cezaevinde infaz koruma memurları tarafından avukatlara “Avukat Bilgilendirme Tebliğ Formu” imzalatılmış, bu form imzalanmadığı takdirde görüşmenin gerçekleştirilmeyeceği söylenmiştir. Görüşmenin gerçekleştirildiği avukat görüş odasında kamera olduğu, görüşme kabinin kapısının da görüşme boyunca açık bırakıldığı, kapıda bir infaz koruma memurunun görüşme içeriklerini duyabilecek şekilde beklediği tespit edilmiştir. Görüşme sırasında, görüşülen mahpusların aktardığı hak ihlallerine ilişkin tutulan avukat notları, görüşme sonlandığında, infaz koruma memuru tarafından, kameraya doğru tutulmuştur.

Diyarbakır Barosu’nun, Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlallerine İlişkin Önerileri;
Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasal güvence altındaki en temel haklardan olup mahpusların tedavilerinin düzenli bir şekilde uygun koşullarda yapılması sağlanmalı, hekime ve sağlık birimlerine ulaşmada hızlı ve etkin bir şekilde hareket edecek kurumsal mekanizmalar oluşturulmalı, bu bağlamda sağlık koşulları sebebiyle tahliye olması gereken mahpusların, mevzuat ya da Adli Tıp uygulamaları gibi engellere takılmadan tahliyeleri sağlanmalıdır.
Ceza İnfaz Hukuku’nun prensipleri arasında kısas, intikam vb. hususların olmadığı açık ve net bir husus olmakla birlikte yasal düzenlemeler, ideal hukuk bağlamında bu hususları ihtiva edecek şekilde yeniden gözden geçirilmelidir. Cezaevi çalışanları ve idaresinin olumsuz ve hatta suç teşkil eden tavır ve tutumlarının önüne geçmek için etkili bir denetim mekanizması oluşturulmalı, sorumlular hakkında idari ve adli soruşturma yürütülerek cezasızlığın önüne geçilmelidir.
Cezaevlerinde görevli personellere yönelik insan hakları konusunda eğitici panel ve seminerler düzenlenmelidir.
Savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılması hususu ceza hukuku açısından hayati derecede önem taşıdığından bu hakkı ihlal eden her türlü keyfi uygulamadan vazgeçilmelidir. Anadilde savunma hakkının etkin şekilde kullandırılması sağlanmalıdır.
Çocuk cezaevlerinin kapatılmasına ilişkin tartışmaların doktrin ve dünya örnekleri açısından değerlendirmesi yapılmalıdır. Çocuk cezaevlerine ilişkin politikaların ve mevzuatın gözden geçirilerek çocuklara tam koruma sağlayan sağlıklı bir yaşam alanı oluşturulmalıdır.
Mahpus olan anneleri ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda olan çocukların ihtiyaçları ve psikolojik durumları gözetilerek gerekli önlemlerin alınması ve uygun ortamların yaratılması gerekmektedir.
Cezaevlerindeki denetimin ve şeffaflığın önemli bir unsuru olan baroların ve sivil toplum örgütlerinin cezaevlerini etkin bir şekilde ziyaretlerinin sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Diyarbakır Barosu’nun Cezaevlerindeki Hak İhlalleri Raporu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Diyarbakır Hak İnisiyatifi Hukuk Komisyonu Üyesi avukat Derya Tanrıverdi, cezaevlerindeki sıradan prosedürün bile kinci bir cezaya dönüştüğünün altını çizerek, “Tutuklu ve hükümlü hakları en olağan dönemlerde bile sürekli ihlal ediliyordu, kaldı ki OHAL döneminde bu ihlaller keyfi uygulama ve cezalandırmalarla birlikte sistematik bir hal aldı. OHAL’de gerek sivil toplum faaliyetleri gerekse gündelik yaşam fazlasıyla olumsuz etkilenmişken mahpus haklarının ihlali bazı cezaevlerinde dayanılmaz boyutlara varıyor. Gerek mahpusun gerekse görüşe gelen ailesi ve avukatlarının çok çeşitli zorluklarla karşılaştığı cezaevleri, hem mahpuslar hem de ziyaretçiler için ikinci bir ceza uygulamasına dönüşüyor. OHAL’in gündelik yaşamdan nasıl bir an önce çıkarılması gerekiyorsa hapishanelerin de derhal normalleşmesi ve cezayı ikiye üçe katlayan değil, cezanın infaz edildiği kurumlara dönüşmesi gerekiyor.” sözleriyle değerlendirdi.

Bu yazı Sivil Sayfalar web sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

About Author

Comments are closed.