13 Şubat 2019 – İMAM EBU HANİFE MEZHEBİNE TABİ OLDUĞU İDDİASINDA BULUNANLARADIR SÖZÜM!.. – Fahrettin Dağlı

0
Levent Baştürk Hoca, bir yerin vatan olarak addedilebilmesi için gerekli olan değerleri sıralamış;
“Hak, hukuk, adalet, hürriyet ve eşitlik: Bir toprağın vatan olması için o toprak üzerinde hâkim olması gereken değerler.”
Evet bu bakış ve tanımlama bir Ebu Hanife yaklaşımıdır.
Malum, İmam Ebu Hanife Abbasi zindanlarında son nefesini verirken yanındakilere şu vasiyeti yapıyor: “Cenazemi alın götürün gaspedilmemiş bir toprağa gömün!” Tercümesi: ‘Zalim Abbasi Hilafetinin hükmettiği toprakları vatan olarak kabul etmiyorum. Onun için de vücudumu hür bir toprağın bağrına bırakın.’ Gaspçı yönetimin yönettiği bir coğrafya parçası vatan değildir. Hz. Peygamber de sırf bu sebeple Mekke’den Medine’ye hicret etmedi mi? Zorba bir yönetimin topraklarını terk edip hürriyet ikliminin hakim olduğu Medine’yi yurt edinmedi mi? O hakli davasının neşvünema bulması için hürriyet iklimini arıyordu. Allah da Ona Medine’nin mümbit topraklarının kapılarını araladı.
İmam Ebu Hanife belki de bugünkü modern tabiriyle İslam coğrafyasının ilk sivil itaatsizliğini ortaya koymuştur. Aslında tavrıyla da yanlış tefsir edilen bir ayetin anlamını da tashih etmiştir; Nisa 59’daki “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin, sizden olan ulü’l-emre de…” beyanındaki “ulü’l emrin” yöneticiler olmadığını haliyle, söylemi ve eylemiyle ortaya koymuştur. O, ismi ‘İslam Devleti’ ve yöneticisi ‘İslam Halifesi’ olarak anılan bir devletin yönetiminin baskıcı zulmüne karşı çıkmış ve onlara ‘Hakkı ve adaleti’ hatırlatmıştır. Bunun bedelini de canı ile ödemiştir. Ve dahası; şimdi burada isimlerini tek tek sayamayacağım devrin ulamasından onlarcası da onu bu tutum, söylem ve eylemlerinden dolayı tekfir etmişler veya kötü lakaplar yakıştırmışlardır. Bütün bunlara rağmen onun ismi çağının kitaplarına altın harflerle yazılmış ve kendisinden sonra milyonlarca tabisi olmuş. Ne mutlu ona!..
Şimdi soruyorum onun mezhebine (ekolüne) tabi olduğu iddiasında bulunanlara; ‘Sahi sizler Ebu Hanife Mezhebine, meşrebine, ekolüne tabi olduğunuz iddiasında samimi misiniz? Eğer onu yeterince tanımamışsanız oturun onu yeniden okuyun. Bakalım bu tabilik iddianızda doğrucu musunuz, değil misiniz? Tartın, biçin ve karar verin. Sevgi ve tabilik iddiası samimiyet ve ihlas gerektirir. Bu fani, mübarek bir hayat yaşadı. Hayatının merkezinde yönetimin hakka ve adalete istinat etmeyen uygulamalarına karşı çıkmak olmuştur. Bu düstura göre yeniden kendinizi sorgulayın, bakalım nerede duruyorsunuz? Hadi bir cesaret!..
Share.

About Author

Comments are closed.