16 Mayıs 2018 – RAWEST araştırması: Kürt oyları nereye gidiyor?

0

Ömer Faruk Gergerlioğlu

RAWEST araştırma raporu geçtiğimiz Pazar günü Diyarbakır’da açıklandı. RAWEST araştırma kuruluşu bölgenin önemli politik figürlerinin katılım gösterdiği bir basın toplantısıyla hem kuruluşunu hem de yaptığı son araştırma sonuçlarını açıkladı.

Araştırma 5–6 Mayıs 2018 tarihleri arasında, bölgedeki 15 şehirde, (Ağrı, Antep, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Erzurum, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Van.) 1.537 kişi ile hanelerde yüz yüze görüşülerek, % 95 güven aralığı, % 2.5 hata payı ile gerçekleştirilmiş.

Katılımcıların %65’i Kurmanç, %11.8, Zaza, %16.1 Türk, %4.2 Arap olduğunu beyan etmiş. Basın toplantısında dinleyici olarak bulunduğum araştırmanın sonuçlarının, seçimin kaderini etkileyecek Kürt oyları açısından önemli olduğunu düşünüyorum. RAWEST, bölgede araştırma yapmanın kolay olmadığını, OHAL koşulları dolayısıyla katılımcıların görüş beyanında tedirgin olduklarına vurgu yapıyor.

Görüşmecilerin %59’unun erkek %41’inin kadın olduğu araştırmada %51 orandaki kişinin işsiz olduğunu vurgulaması dikkat çekici. Çalışmadaki diğer gelir, meslek bölümleri orta, alt gelir grubunun ağırlıkta olduğunu gösteriyor.

Siyasi görüşüne göre kendisini tanımlaması istendiğinde ilk sırada yer alan %29.3 oranıyla ‘dindar, muhafazakar’ tanımlaması olmuş. Diğer tanımlar birbirine yakın oranlarda, etnik tanımlamalar daha küçük oranlarda. Bu oran, bölgede dini hassasiyetin öncekine göre azalsa da etnik hassasiyetin önünde olduğunu gösteriyor. Bölgede siyaset yapanların toplumun dini hassasiyetleri konusunda iyi analizler yapması gerektiğini gösteriyor.

“Bölgenin en temel sorunu” nedir sorusuna katılımcılar %57 oranında işsizlik, %21 Kürt sorunu, %15 ise eğitimsizlik cevabını vermiş. Bu oranlar en yoğun kimlik sorunlarının yaşandığı bölgede de ekonomik sorunların ön planda olduğunu gösteriyor. Kürt sorununun %21 oranında çıkması, sorunun varlığını gösteriyor ancak bölgede en temel belirleyici olmadığına işaret ediyor.

Sosyo ekonomik sorunlara vurgu yapan eğitimsizlik ise bölgenin gelişmeye yönelik hevesi olarak okunabilir. Bölgede siyaset yapan partilerin Kürt meselesinin önemini bilmesi ama ekonomik, siyasal açıdan yeterli politikalar ve pratikler geliştirememesi halinde istediği karşılığı alamayacağını bilmesi gerekir. Bölgede etnik kimliğini önemseyen ama ekonomik imkanlardan yararlanmayı gittikçe daha fazla hedef edinen bir yöneliş mevcut.

“16 Nisan 2017’deki Başkanlık Referandumu bugün yapılsa için hangi seçeneğe oy verirdiniz?” sorusuna “evet verdim bugün hayır verirdim” diyenlerin oranı %3.7, ‘Hayır verdim, evet veririm “ diyenlerin oranıysa %1.5.

Bu oranlar araştırma açısından bölgede şu an için halen çok önemli bir değişim yaşanmadığını gösteriyor. Bu oran ülkede yaşanan OHAL baskı ortamının bölgede yüksek bir tepki yaratmadığını, diğer cevaplara bakıldığında ekonomik beklentilerin yüksek oranda olmasının demokrasi eksikliği kaygısını görünür kılmadığını düşündürüyor.

Ancak %17.4 oranındaki “kararsız” oranı, ya anketörlere karşı bir güvensizliği ya da kesin kararını veremeyen, seçimi etkileyecek bir kitlenin halen var olduğunu gösteriyor.

“24 haziran Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde oy kullanacak mısınız?” sorusuna verilen %88.2 oranı, seçime gittikçe artan bir katılım olacağının sinyalini veriyor. Çünkü önceki tarihlere göre kararsız ve boykot eğiliminde olan seçmenin katılım isteğinin arttığını düşündürüyor.

1 Kasım 2015 ve 5-6 Mayıs 2018 araştırma sonuçları karşılaştırıldığında 1 Kasım’daki %55 HDP oyunun %47’ye gerilediği görülüyor. HDP kendisinin 16 Nisan oylarının üstünde,1 Kasım oylarının altında görünmektedir.

Araştırma, HDP’den % 6 civarında oyun millet ittifakına kaydığını düşündürüyor. Bu oyların en çok Saadet Partisi’ne yöneldiği ihtimalini güçlü görüyorum.

Ak Parti ise önemli bir kayıp yaşamıyor. ‘AK Parti ile MHP arasında ittifak kurulmasına nasıl bakıyorsunuz?’ sorusuna Ak Partililerin %22.5 u olumsuz cevap veriyor.

Bu oran, ittifaktan rahatsız bir kitle olduğunu ama diğer cevaplarla birlikte analiz edildiğinde rahatsızlığı daha da artmadığı oranda yerlerini koruyacaklarını düşündürüyor. HDP’nin bu ittifaka yönelik daha net ve etkili vurgular yapması gerekiyor.

İttifakın Türk milliyetçisi yönü Ak Parti için yumuşak karın ve HDP bunu etkili bir şekilde kullanabilirse olabildiği kadar bir çözülme yaşatabilir. “Oy vermeseniz bile HDP’nin barajı geçmesini ister misiniz?” sorusuna verilen %60.9 oranı bölge halkının HDP’yi hissedilir şekilde bir sigorta olarak gördüğünü, demokratik siyaset alanında kalması arzusunu düşündürüyor.

“Cumhurbaşkanlığının ilk turunda hangi adaya oy vereceksiniz?” sorusuna Erdoğan %40, Demirtaş %49.5 oranları var, diğerleri oldukça düşük oranlardadır. Erdoğan için bölgede beklenenden yüksek, Demirtaş için beklenenden düşük bulduğum oranlar bunlar.

Demirtaş’ın oy oranının HDP’nin üstüne çıktığı da dikkat çeken önemli bir unsur.“Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa Erdoğan karşısında kazanma şansı en yüksek olan aday” sorusuna Demirtaş’ın da üstüne çıkan oran %38.5 ile Muharrem İnce cevabı veriliyor. Bölgede İnce 2’nci tur için her geçen gün puan kazanıyor ve şansı artıyor.

HDP 1 Kasım sonrası bir toparlanma sürecine girdi. Bölgede yaşadığım için sokaktaki artan Ak Parti eleştirisini, HDP’ye yönelişi hissedebiliyorum. Ancak OHAL baskısı, ekonomik kaygılar nedeniyle bu yöneliş, anketlere beklenen oranda yansımıyor.

HDP’nin hem bölgede hem de Batıda ekonomik açıdan tatminkar, somut vaadler ve pratikler göstermesi gerekiyor. Selahattin Demirtaş’ın sahada olması önemli bir pozitif etki oluşturabilecekti ancak cezaevinde olması hakkı gasp edilene yönelik bir sempatinin artışını da getirecek.

Bölgede her ne kadar çok iddialı olmasa da seçimlerde 2 yeni parti daha var. Saadet Partisi bir oy artışı gösterebilecek ama bu sonuçları çok etkilemeyecek. İyi Parti ise aday profili ile diğer partilerden oy çalabilir.

HDP, bu etkenlerden dolayı profesyonel bir seçim kampanyasına ağırlık vermek zorunda. Seçim baskı ve yolsuzluklarının en fazla yapıldığı bölgede olması hasebiyle son anketlere yansıyan oranların altına düşebileceğini hesap etmelidir. HDP açısından mutlaka seçime yaklaştıkça artacak bir yükseliş beklenmelidir. Ancak bu umutla değil, nitelikli ve tüm çağdaş etkileme imkanları kullanılarak yapılmalıdır.

Sorumlularıyla konuştuğum diğer araştırma kuruluşları, RAWEST araştırma kuruluşuna yakın oranlar bulduklarını belirtiyor. Baraj sınırında dolaşan HDP’nin kemik oylarını artırmak için bölgede işi sıkı tutması, önemli bir gayret içinde olması gerektiğine dair bulgular bunlar.

Bölgede mülki amirlerin Ak Parti militanı gibi çalıştığını önceki seçimlerde yaşadık ve bunun tekrar edeceğini de biliyoruz. Yaşanan OHAL ortamı ve Cumhur ittifakının Kürt kamuoyunu rahatsız eden yönü, HDP açısından daha yüksek oy beklentisi oluşturuyordu ancak bu sonuçlar, objektif araştırma bulguları ve çok açık ki reel analizler yapan kazanacak. Seçime 40 gün var ve aday profilleri ve parti aktivitesi her parti için önemli değişimler oluşturabilir.

BU yazı Ahval web sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

About Author

Comments are closed.