17 Eylül 2019 – Kapitalizmin doğrudan özünü vurmak – Roni Margulies

0

Dünyada her şeyin pek yolunda gitmediği aşikâr. Sağcısına da aşikâr, solcusuna da, futbolcusuna da.

Sağcılar sorunların nedenlerini biliyor: Suriyeli göçmenler veya Meksikalı göçmenler veya FETÖ ya da bildiri imzalayan akademisyenler filan. Sağcı olmak biraz da salak olmayı gerektirdiği için, şunu düşünemiyorlar: “İyi de, bu Suriyeliler ve Meksikalılar ve akademisyenler başka bir şeylerin semptomu, bizzat sorunun kendisi değiller. Bunların hepsini yok etsek, bunları ortaya çıkaran sorunlar ortadan kalkmayacak ki.”

Solda duranlar şu veya bu insan grubunu suçlamıyor. Tüm insanların aynı sorunlarla karşı karşıya olduğunun farkındalar.

Ama sorunlar o kadar büyük, o kadar karmaşık ki, hem nedenlerini kavramak zor, hem de kavrayınca ne yapmak gerektiğini kestirebilmek zor.

Zaten sağcıların basit bir hedef, kolay bir günah keçisi göstermeleri bu yüzden rağbet görüyor. Uzun boylu kafa patlatmak yerine “Göçmenlerden bir kurtulsak sorun kalmayacak” diye düşünmek hem kolay hem rahatlatıcı.

Bu rahatlığa kapılmayı reddedenler için hayat zor ama.

Geçenlerde liseli, iklim aktivisti bir arkadaşımla konuşuyordum. Şöyle dedi:

“Doğa özgürleşmesinin başarıya ulaşabilmesi için kapitalizm tamamen yıkılmalıdır diyemem tabii. Bu sözler ne benim haddime, ne de çok gerçekçi sözler diye düşünüyorum. Ama kapitalizmde hiç olmamış köklü bir değişikliğe gidilmesi gerektiği de çok açık. Doğa hareketinin ihtiyaçları kapitalizmin doğrudan özünü vuran ihtiyaçlardır. Bundan sonra ne yapmamız gerektiği sorulursa, protestolara devam etmek olduğunu söylerim, birey olarak kendi kişisel feragatlarımızla aktif olmamız arasındaki orantı sivil itaatsizlikler içeren bu protestolarda yakalanır.”

Bir yandan meselenin ıvır zıvır yanlarını elinin tersiyle itip sorunların yüreğine odaklanıyor: Sorunlarımız “kapitalizmin doğrudan özünü vuran” sorunlar. Ama bunun mantıksal sonucunu çıkarıp “insan ihtiyaçları için değil kâr için üretim yapan bir sistemi tümüyle ortadan kaldırmalıyız” demeye cesaret edemiyor, “haddim değil” diye düşünüyor. Hedef çok büyük geliyor, korkutuyor insanı.

Dolayısıyla hedef küçültüyor, “kişisel feragatlarımızı” vurguluyor. Oysa tek bir fabrika, tek bir petrol şirketi, ekonominin tek bir sektörü bile doğayı ve iklimi hepimizin bireysel davranışlarından daha fazla etkiliyor. Üstelik hiçbirimiz bir daha hiçbir motorlu taşıta binmesek, o taşıtlar yine işleyecek, çünkü kapitalizm kâr etmek için mal taşımaya devam edecek.

Evet, arkadaşım haklı, kapitalizmi devirmek çok iddialı bir amaç. Ama kişisel değil kitlesel düşündüğümüz zaman daha kolay. Başka çaremiz de yok zaten.

(Marksist.org)

Share.

About Author

Comments are closed.