18 Haziran 2022 – Sadece Kılıçdaroğlu değil, hepimiz Aleviyiz! – Şenol Karakaş

0

Kahve sohbetlerinde, karar alıcı bürokratik toplantılarda birkaç kişinin kendi arasında konuştuğu bir konu, Alevi cumhurbaşkanı adayı konusu sık sık gündem oluyor. Şu ya da bu şekilde, hiç beklemediğimiz siyasi figürlerden kesinlikle beklediğimiz aşısı sağcı isimlere kadar herkes ağzındaki baklayı çıkartıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması, onun seçim kazanabilecek bir aday olmasının önünde engelmiş gibi vurgular yapıyor. Sonra, Cem Yılmaz’ın bir hikayesinde olduğu gibi, herkes “ben böyle düşünmüyorum tabi” diyerek suçu bir başkasına, bir kalabalığa, hassasiyetleri sık sık gündem yapılan bir kalabalığa atıyor. Kuşkusuz bu tartışmadan bu kalabalığın haberi yok. Siyasetin medya şansı yakalayan figürleri bu ucu nefret söylemine varacak tartışmaları başlatmasalar, devletin on yıllardır Alevilere uyguladığı baskı “dışında” halkın böyle bir nefret dolu gündemi yok.

Aleviliğin bu tarzda gündem yapılması sadece muhalefet siyasetçilerine özgü değil kuşkusuz. Hürriyet yazarı Sedat Ergin’in “2011 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kökeni, dönemin başbakanı ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında süreklilik içinde gündeme getirdiği bir temaydı.” diyerek altını çizdiği gibi iktidar sözcülerinin de özellikle seçim dönemlerinde kullandığı bir ötekileştirme ve kutuplaştırma “suçlamasıydı.”

Erdoğan: “Sen yeter ki aday ol gerisi mühim değil”

Bu nedenle, Erdoğan’ın son dönemlerde başlayan ve Kılıçdaroğlu’nu merkezine alarak bir tür yıpratma kampanyasına dönen Alevilik tartışmasında şu sözlerinin propagandif bir kurnazlık dışında bir manası yok. Erdoğan “Kimliğinden dolayı biri sana aba altından sopa gösteriyorsa, onun da çaresi var. Ak Parti Türkiye’si herkesin eşit vatandaşlığını garanti altına almış bir ülkedir. Bu ülkede kimsenin ötekileştirilmesine izin vermeyiz” dedi. Bu sözü demesinden bir hafta sonra sadece Demirtaş tişörtü giydiği için apar topar gözaltına alınan insanları hatırlatmak bile gereksiz ama özellikle 2014’te söylediği şu sözleri hatırlayabiliriz hep beraber: “Benim için neler söylediler. Çıktılar bir tanesi aynı zihniyet. ‘Gürcü’dür’ diyen oldu. Çıktı bir tanesi affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu.”

Tipik bir şekilde, Erdoğan, bu tartışmayı Kılıçdaroğlu’nun aday olup olmayacağına bağladı ve tartışmaya “Nasıl 85 milyonun hakkını ve hukukunu gerektiğinde canımız pahasına koruyorsak, ana muhalefet partisinin genel başkanın hakkını üç beş kendini bilmeze, üç beş marjinal tetikçiye evelallah çiğnetmeyiz. Yeter ki sen harbi ol, sen hasbi ol, sen dürüst ol, sen açık ol. Senin de yanında dimdik dururuz Bay Kemal. Hiçbir vatandaşımızın hayallerine ket vurulmasına müsaade etmeyiz, yeter ki sen aday ol” diyerek dahil oldu ve çağrısını yaptı. 

İYİP’in bilinçaltı

İYİP, sadece göçmen düşmanı bir parti değil bildiğimiz gibi. Faşist bir partiden kopan ve faşist olmaktan vazgeçtikleri için değil, parti içi yönetimsel rekabet nedeniyle yollarını liderlikle ayıran bir parti. Bu partinin Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral bir sosyal medya programında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığını tartışırken “Benim için değil ama Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması Sünni kesim için endişedir” diyerek İYİP’in kadrolarının yaslandıkları geleneği ve bilinçaltında kök salmış nefret duygusunu göstermiş oldu. 

Burada ilginç olan, Meral Akşener’in bu tartışmanın köhnemişliğine dair yaptığı vurgu oldu. Partisinin ortalama kadrolarından daha doğru bir tutum alırken, bu tartışmayı yapanların, hassasiyetlerine vurgu yaptığı kitlelerin pek de bu türden hassasiyetlerinin olmadığına da işaret etmiş oldu. Akşener Kılıçdaroğlu’ndan özür dilerken, milletvekili Halil İbrahim Oral TBMM Parti grup Disiplin Kurulu’na sevk edildi.

Sırada Rutkay Aziz vardı

Bilinçaltında Alevilik konusunda önyargı biriktirdiğini ağzından kaçıranlar kervanına bu kez de sanatçı Rutkay Aziz katıldı. Tele1 kanalındaki bir programda “Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olması için gerekçeniz nedir?” sorusuna verdiği yanıt ilginçti Rutkay Aziz’in: “Bir kere Alevi olması o adamın suçu değil. Suç da değil. Bu ilkellikten kurtulmamız lazım. Çünkü Alevi vatandaşlarımızın bu ülkenin uygarlığına çok büyük katkıları olduğunu biliyorum.”        

Hakkını yememek lazım, Rutkay Aziz diğerleri gibi “Kılıçdaroğlu Alevi olduğu için bazı hassasiyet sahibi insanların oyunu alamaz” demiyor. Tersine, Kılıçdaroğlu aday olmalıdır diyor. Ama cümlenin girişi, gerçekte, kimse doğumuyla sahip olduğu kimlikleri seçmez demek istese de ayrımcı bir tınıya sahip.

Bu, toplumun en köhne, en sağcı, en yoz kesimleri arasında süren bir tartışma olabilir. Ama bu toplum bu tartışmayı çoktan aştı. Aşmayan üç güç var: Birisi, devlet. Devlet dinini kitleleri bölmek, devletin belirlediği ideolojik sınırlar dışında tutum alamaz hale getirmek isteyen ve bu yüzden tüm ideolojik aygıtlarıyla, Diyanet’inden eğitim öğretim alanında yaptığı planlamaya kadar nefrete dayalı bir ayrımcılığı toplumsallaştırmak isteyen devlet. Diğeri iktidarda ya da muhalefette politika yapan ve nefret söylemini bir oy getirme aparatı olarak kullanan siyasi figürler. Çok açık ki üçüncüsü, Alevilere düşmanca duygular hissedenlerin siyasi eğilimlerini iktidardan muhalefete yöneltmek için “bazı hassasiyetleri” dikkate alıyormuş gibi görünen daha demokrat ve sol siyasetçiler.

“Halkımızın” değil o sizin hassasiyetiniz 

Oysa, toplumun bir kesiminin ne ırkçı “hassasiyetlerine” taviz verilebilir ne de sağcı duygularına. Böyle olursa kadın, LGBTİ+, Alevi, Kürt, Ermeni, Süryani, mini etek giyen bir kadın, küpe takan bir erkek, içki içen herhangi birisi aday olamaz. Bu nedenle, artık bir susunuz! Bu seçimleri çok önemsiyor olmanızdan ya da başka bir “siyasal görüşünüzden” kaynaklanabilir bu yaklaşımınız ama sadece nefret söylemini güçlendiriyor. 

Bu nefret söyleminden arının! Batsın ırkçıların, Alevi düşmanlarının hassasiyetleri de oyları da deyip geçin. Alevilerle ilgili solun söyleyeceği ilk söz de son söz de “Tüm ayrımcılığa son! Alevilerin tüm taleplerini kabul edin, tüm haklarını yasalarla güvence altına alın, nefret söylemini en ağır şekillerde cezalandırın!” olmalıdır.

Bu konuda önemli bir anket, Artıbir Araştırma tarafından yapıldı. İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, Samsun ve Konya’da bin kişiyle yapılan ankette “Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olması durumunda mezhebi/Alevi olması sizin için bir sorun mu?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 86.3’ü “Hayır” yanıtını verdi. 

Bir başka anket şirketine, Optimar’a göre ise ‘Sizce geçtiğimiz ayın en önemli olayı nedir?’ sorusuna, ankete katılanların yüzde 62.6’sı zamlar, yüzde 19.7’si ise enflasyon yanıtını vermiş. 

Halkın hassasiyetleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hangi dinin hangi mezhebinden olduğunun bütünüyle dışında. Millet “evin içine giren fil”le uğraşırken, gündeminde olmayan konuları tartışmaya açmaya son verin.

Marksist.org

Share.

About Author

Comments are closed.