22 Kasım 2021 – Şimdi geçte olsa helalleşme zamanı… – Mustafa Paçal

0

Artık bir erken seçim dönemine girdiğimizin tüm siyasal ve ekonomik göstergeleri ortaya çıkmış durumda. Bu saatten sonra bu çarkı geri döndürecek veya yavaşlatacak bir siyasi durum gözükmüyor.

Başından beri seçimlerin normal zamanında yani 2023 Haziran ayında yapılacağına dair içinde bulunduğumuz gergin siyasi ortam ve tepetaklak giden ekonomi nedeniyle hiç umudum yoktu.

Gerçi bende seçimlerin normal zamanında olmasını isterim de, lakin memleketin içinde bulunduğu ahval ve şerait buna hiç müsait değildi…

Nasıl olsun ki?
Ülke her yerden ve her açıdan lime lime dökülüyor.
Bölgesel ve uluslararası ilişkilerde adeta “kuş uçmaz kervan geçmez” yapayalnız bir ülke durumdayız.

Son olarak Libya ve Suriye çözüm siyasetinin içinde de “istenmeyen ülke” durumuna düştük, düşürüldük.

Oysaki bu sorunlar için bu kadar çaba gösteren bir ülke olarak bu duruma düşmemeliydik.

Ama süreçten dışlanan ülke durumuna düşmek için elimizden gelen tüm yanlışları yapmaktan da geri durmadık.

İşin en bilinen yanı yapıcı ve barışçı siyasetin aksine o ülkenin içişlerine müdahale eden ve hatta iktidar olmak isteyen bir emperyal irade gibi davranmak, sonuç olarak bu ülkelerin sorunlarının çözümü için bir ortak değil aksine sorunun bir parçası durumuna düşen bir ülke olduk.

Şimdi bu açmazdan kurtulmak için gösterilen çabalar, her ne kadar sonuç almasa da işin anlaşılan yanı ve sonucu, uluslararası alanda derin bir yalnızlığa doğru kendimizi itmiş olmamızdır.

Ekonomiye ilişkin ne söylesek içinde bulunulan ekonomik felaketi açıklamaya yetmiyor, yetemiyor.

Ağır bir devalüasyon, onun doğal uzantısı olarak yüksek bir enflasyon ve sonuçta çökmüş bir ekonomi, yüksek işsizlik oranları, hızla artan ağır bir yoksullaşma, onun tetiklediği toplumsal çürüme ve yozlaşma…

Bu paragraf ekonomide içinde bulunduğumuz durumun kısa bir özetini oluşturuyor.

Özellikle kur artışlarına neden olan “faiz neden enflasyon sonuç” ısrarını anlamak herkes açısından imkansız olarak düşünülürken Erdoğan, birden karşımıza Nisa suresini çıkardı.

Yani biz kendimizi piyasa ekonomisine sahip bir ülke olarak bilirken oysa İslami referansları baz alan bir ekonomik düzene sahip olduğumuzu yeni anladık.

Nisa suresine göre faiz haramdır diyorlar.

O zaman insanın akılına ister istemez şu soru geliyor.

Sayın Erdoğan, Merkez Bankası faiz oranlarını %25 seviyelerine çıkartırken Nisa suresi o zaman neden aklınıza gelmedi?

Evet…
Siyasi ve ekonomik gidişatın yarattığı toplumsal tahribat, onun yarattığı acılar ve perişan durumlara düşürülmüş insan manzaraları en az bir yirmi yıl daha gündemimizden inecek gibi durmuyor.

Çünkü yirmi yılın sonucu ortaya çıkan bu sefalet tablosu, yine aynı sürede iyileşebilir diye düşünüyorum.

Bir diğer öngörümde Erdoğan “benden sonra tufan” diye özetlenebilecek bir siyaset izliyor.
Çünkü yerine gelecek olan iktidarın çaresizlik içinde bir şey yapamaz duruma düşmesi ve yine kendisine ihtiyaç duyulan bir siyasi hava yaratma hesabı içinde olabileceğini düşünüyorum.

Öyle mi olur, olmaz mı bilmiyorum ama bu kadar kör gözün kör parmağıma bir siyaset izlenmesinin bende başka bir karşılığı gözükmüyor.

Şimdi…
Hep söylüyorum muhalefet partilerinin bir an önce yaşanan bu sorunlara karşı derli toplu bir siyasi ve ekonomik programla yanıt vermesi gerekiyor.

İki nedenle bu böyle;

1.Seçmenin güvenini ve oyunu kazanmak için…

2.Uluslararası ve yerli piyasa oyuncularına güven vermek için bu çok önemli…

Muhalefetin bir diğer sorunu ise muhalif tabanı daha geniş bir zemine oturtabilmesidir.

HDP ve diğer sol partilerin bu yeni dönem ve yeniden yapılanma sürecinde olmaları, onların da bu süreçte katkıları alınmalıdır.

CHP ve İYİ parti kurmayları kendilerine doğru merkezileşen bir iktidar alternatifinden ziyade daha geniş bir muhalefet tabanına doğru açılan bir siyasi stratejiyi seçmelidir.

Seçmelidir çünkü iktidarın arkasında onarılması oldukça güç bir enkaz bırakmasının siyasi tercümesi şudur; “nasıl olsa siz bu enkazı ortadan kaldırmazsınız ve iktidara yine ben gelirim.”

Bu nedenle; daha geniş bir muhalif bloğun daha etkin bir diyalog ve işbirliği içinde iktidar sürecini yönetmesi, daha kalıcı ve daha reformist bir siyasetin sürdürülmesi için kaçınılmaz görünüyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği “helalleşme”ye önce diğer muhalefet partileriyle başlamasının çok yerinde olacağını düşünmekteyim.

Bu helalleşmeyle daha geniş bir siyasi muhalif blok oluşturulması iktidardan gitmesine kesin gözüyle bakılan Ak Parti ve MHP bloğunu muhalefette de yalnız bırakmak için çok gerekli…

Yoksa diğer açıdan baktığımızda Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çıkışı oldukça yerinde ve oldukça kapsayıcı bir siyasi çıkış olmuştur.

Tarihi yurttaşlarına karşı işlediği suçların sabıkalarıyla dolu olan bir devletin yönetimine gelmek esas olmamalı, esas olan onu yönetebilir bir organizasyon durumuna getirmek olmalıdır.

Bunun için de bu devleti işlediği suçlar ile yüzleştirmeli, bu suçlarının bedeli hukuk ve yargı yoluyla ödetilmelidir.

1915 Ermeni Soykırımı, Dersim Tertelesi, Yahudi Pogromu, 6-7 Eylül vahşeti, 1 Mayıs 1977 katliamı, Roboski ve Diyarbakır Cezaevi katliamı gibi bu toprakların halen kanayan yaralarını sarmak, onların mağdurlarıyla helalleşmek yıllardır beklenilen ve bir nebze olsa da yaşanan bu acıları hafifleten, sağaltan onurlu bir adım olmalıdır.

Kürt sorununun çözümü süreci, Alevi ve Roman açılımlarının yarattığı barışçı toplumsal iklimi unutmadan…

Şimdi bu barışma ve helalleşme haline karşı ittihatçı, faşist ve ulusalcı çevrelerden kin ve nefret kokan tepkiler gelecektir ve gelmeye de başlamıştır.

Barış ve özgürlükten yana olan tüm çevrelerin Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu bu helalleşme sürecine sahip çıkmaları gerekmektedir.

Bu çağrının sadece CHP’ye ait olduğu “izleyelim de görelim” kurnazlığına düşmeden, herkesin dayanışma halinde bu sürece sahip çıkarak toplumsal acılarımızdan arınılması için katkı sunması gerekir.

Tarihi ile yüzleşemeyen ve onunla hesaplaşamayan toplumlar gelecekleri içinde parlak bir tarih yazamazlar.
Hele bu toplum Türkiye toplumu ise…

O zaman şimdi geçte olsa bile helalleşme zamanı…

Gazete Davul

Share.

About Author

Comments are closed.