25 Aralık 2020 – Av. Sönmez, dernekleri ve STK’ları ‘OHAL’de tutma yasasına karşı milletvekillerini göreve çağırıyor – Gülsüm Ekinci

0

İnsan hakları alanında çalışan hukukçu Gülden Sönmez, bugün (25 Aralık) TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun teklifinin “uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı” yönlerini Serbestiyet’e anlattı.

Yasa hazırlığı ne zamandır gündemimizde?

Ben Adalet Komisyonunda görüşüldüğü gün fark ettim. Açıkçası insanların çok farkında olmadıklarını görünce şaşırdım. Maddelerin içeriğini inceleyince hem yasa tasarısını hem de düşüncelerimi STK temsilcileriyle paylaştım. Sadece yardım kuruluşlarıyla değil tüm sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili ciddi sakıncalı sonuçları olabileceği bilgisini verdim. Meslektaşlarımla da avukatları ilgilendiren yönüyle paylaştım.

Yasanın çıkmama ihtimali; çıktıktan sonra geri dönüşü var mı?

Bugün (25 Aralık) genel kurulun birinci sırasında görüşülecek. Son dakikada çok sürpriz bir durum olmazsa şahsi kanaatim, yasanın kabul edilerek geçeceği yönünde. Bazı vekillerle de görüştüm ama gördüğüm kadarıyla yasanın geçmesi için bir kararlılık söz konusu.

Eğer yasa kabul edilirse insan haklarına ve anayasaya aykırı bir yasa çıkmış olacak. Eğer anayasa mahkemesine gitmesi söz konusu olursa dediğiniz gibi bir geri dönüş ihtimali söz konusu olabilir. 

Yasa nereden çıktı; Türkiye yasayı çıkarmama gibi bir tercihte bulunabilir mi?

ABD’nin 11 Eylül’den itibaren başlattığı terörle mücadele konsepti zamanla uluslararası çapta ve BM bünyesinde de terörle mücadele konseptine dönüştü. Alâkalı alâkasız birçok kişi, vakıf, dernek ABD’nin şüphe koduyla operasyon geçirdi. BM Güvenlik Konseyi’nin terörist dediği örgütlere bakalım; Taliban (gerçi artık terörist saymıyorlar), el-Kaide, IŞİD. Ama esasen sadece bunlara terörist demeyip onlarla dolaylı dolaysız irtibatlandırma şüphesiyle operasyonlar yapılıyor. Yargısız infazlar gerçekleşiyor. Ortadoğu’da bu konsept üzerinden politika yürütüyorlar. Onlara göre meselâ Suriye’de elinde silah olan herkes terörist.

2001’de Türkiye, BM Terörün Finansmanının Önlenmesi Sözleşmesi’ne taraf oldu. BM, ABD’nin 11 Eylül’den sonraki terörle mücadele konseptini kendi bünyesine taşıdı. Türkiye de bunun bir parçası oldu. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) bünyesinde Suç Gelirlerinin Aklanması, Kitle İmha Silahlarının Önlenmesi ve Terörün Finansmanının Önlenmesi meselesi üzerine çalışmalar başlatıldı. Taraf devletlere bu konularda sorumluluklar yüklendi. Eş zamanlı olarak Türkiye, mali operasyonlar yapma yetkisine sahip Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF, Financial Action Task Force) yetkisini de kabul etti. Bu yapıya dünyanın mali jandarması diyorum. Dolayısıyla Türkiye bütün taraf ülkeler gibi bu iki yapının taleplerine cevap vermek zorunda… Fakat BM müktesebatı savaşları önleme, insan hakları ve özgürlüklerini koruma ödevi de yüklüyor. Egemenlik haklarını korumanıza da saygı duymak zorunda. Türkiye meseleye bu yönüyle bakmalı.

Sivil toplumu nasıl etkileyecek?

Türkiye bu kanunla (çıkarsa) ABD ve BMGK’nın terörist dediğine terörist, terör eylemi dediğine terör eylemi diyecek ve o kurum ve kişilere operasyon yapılacak. 

Burada önemli olan, hepimizi korkutan bu operasyonlar tıpkı ABD’de olduğu gibi şüpheye dayandırılarak yapılacak. Böylelikle dernek ya da vakıf kendini aklayana kadar çoktan ölmüş olacak.

Türkiye, taraf olmasının gereğini yerine getirmek adına bu kanunları çıkarmakla büyük bir hatâ yapacaktır. Öte yandan BMGK daimi üyeleri dünyadaki kitle imha silahları üretimini destekleme ve terör örgütlerini besleme yönünden o kadar ciddi sabıkaya sahip ki, siz BMGK kararlarının üzerine bir yasa bina ettiğiniz zaman esasında barışı tehdit etmiş olursunuz.

Egemenlik yetkisini paylaşmak Türkiye açısından ne anlama geliyor?

Teklifin tamamı egemenliğimize müdahale yetkisi veriyor. Ama özellikle teklifin 36. maddesindeki “BM Güvenlik Konseyi’nin daha önce aldığı ve bundan sonra alacağı kararları, Cumhurbaşkanlığı Resmi Gazete’de yayınlayarak gecikmeksizin uygular” ibaresi egemenliğimizi belli sahada BMGK ve FATF a terk etmek demektir.

STK’lar yasanın geçmemesiyle ilgili bir plan geliştirdi mi?

Çok geç kalındı ama takip edebildiğim kadarıyla Türkiye’deki bütün insan hakları kurumlarının tamamı yasaya karşı ve neredeyse tüm barolar açıklama yaptı. Çok sayıda STK’nın da milletvekillerine çağrılar yaptığına şahit oluyoruz. Türkiye örgütlü ve çok net bir şekilde bu yasa çıkmasın diyor. TBMM’deki tüm vekillere uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı bu teklife karşı olmaları için çağrı yapıyorum.

***

Avukat Gülden Sönmez Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Serbest avukatlık yaptığı sırada bir yandan da İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der)  İstanbul Şubesi’nde çeşitli görevlerde bulundu. 2004 yılında İHH İnsani Yardım Vakfı’nda aktif olarak görev yapmaya başladı. İnsan hakları alanında ulusal ve uluslararası birçok çalışmada görev alan Sönmez’in yine bu alanda bir kitabının yanı sıra çok sayıda raporu ve makalesi yayımlandı. Hâlen aynı kurumda yönetim kurulu üyeliği görevine devam eden Sönmez, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına dernekler hukuku alanında gönüllü destek veriyor. Gazze Özgürlük Filosu organizasyonunda aktif görev alan Sönmez Mavi Marmara gemisinin yolcuları arasındaydı.

(Serbestiyet)

Share.

About Author

Comments are closed.