26 Ekim 2019 – Vasıf El Hareke: Lübnan’da fakirleri koruyan bir düzen istiyoruz – İslam Özkan

0

Lübnan, üretimin olmadığı daha çok finansal hareketlilikler üzerinden ve dışarıdan gelen paralarla ayakta duran bir ülke. Ancak son dönemde uluslararası düzeyde yaşanan ve Lübnan’a da yansıyan siyasi gerilimler, ülkeye olan para akışına ciddi darbe vurdu ve ülke ekonomik darboğaza girdi. Yaklaşık bir yıldır süren krize ilişkin hükümetin uzun süre bir şey yapmaması bir yana halkın üzerindeki yükü iyice ağırlaştıran ek vergiler getirildi. Bardağı taşıran son damla ise WhatsApp vergisi olarak bilinen, voip iletişimine (internet telefon servisi) getirilen vergiler oldu. Tepki olarak sokağa dökülen halkın yoğun katılım gösterdiği protesto eylemleri bir haftayı geride bırakırken hükümetin açıkladığı reform paketi, eylemciler tarafından reddedildi. Avukat-aktivist Vasıf el Hareke Lübnan’da yaşananları anlattı.

‘LÜBNAN HALKI ERKEN SEÇİM İSTİYOR’

Tam olarak talepleriniz neler? Lübnan halkının protestolar üzerinden ortak bir talebi var mı?

Evet ortak ve üzerinde konsensüs sağlanmış taleplerimiz var ve bu konsensüsü insanlar sağladı. Bu da gösteriye katılanların farklı kesimlerden geldiğini gösterir. Önce, sokağın baskısını hafifletmek için reform belgesi diye bir şey sızdırdılar. Amaçları insanların ne talep ettiklerini tespit etmek ve göstericilerin nabızlarını ölçmekti. İnsanlar ise direkt karşılık verdi: “Size güvenmiyoruz” dediler. Ve ek vergi konulmasını isteyen hükümetin istifa etmesini istediler. Tabii insanlar bilinçli. İkinci gün taleplerimize yenilerini ekledik: Hükümet istifa etsin, küçük çaplı ancak geniş yetkilerle donatılmış teknokratlardan oluşan bir hükümet kurulsun.

Buna göre hükümetin üç görevi yerine getirmesi talep ediliyordu:

a. İlk görev, Lübnan’ın kriz içinde ve iflas tehlikesiyle karşı karşıya bir ülke olması nedeniyle, ekonomik bir plan oluşturularak ülkenin içinde bulunduğu durumdan kurtarılması. İşin ehli olan insanlara verilecek yetkilerle ciddi bir rehabilitasyon yapacak bir plan. Bu planın aynı zamanda fakirleri himaye edecek bir vergi sistemi de getirmesi gerekiyor.

b. Devlet içerisinde yağmalanan para ve malları geri almayı sağlayacak özel bir komite oluşturulması. Çünkü Lübnan’ın parası yok, kimse Lübnan’a borç vermiyor. Bu yüzden tek çıkış yolu, yolsuzluklarla yağmalanan paraların geri alınması. Lübnan Merkez Bankası Başkanı’nın yaptığı finansal düzenlemeden elde edilen kârların geri alınarak halka dağıtılması.

c. Lübnan halkının değişimi, devrim ya da darbe üzerinden gerçekleştirme gibi bir hedefi yok. Sadece kendisine seçim kanununun onaylanması için yetki verilmesini, temsil adaleti ve erken seçim arzu ediyor. Seçim kanununda oy kullanma yaşının 18’e düşürülmesini istiyor çünkü gösterilere katılanların büyük bir bölümü gençler.

Gösterilerin bütün mezhepleri aşan yapısı olduğu söyleniyor. Gerçekten öyle mi?

Göstericileri iki kategoriye ayırmak mümkün: Bir kısmı seküler, bütün dini ve mezhebi kesimlerin dışında kalan, sivil, demokratik ve adil bir devletin kurulmasını isteyen kesim. İkincisi de belirli bir mezhebi oluşumların üyesi olmakla birlikte bu yapıların çıkar ağlarının dışında kalan kesimler.

‘REFORM PAKETİ ÇÖZÜM İÇERMİYOR’

Hariri’nin son yaptığı reform paketi neden tatmin edici bulunmadı ve eylemlere devam kararı verildi.

Herhangi bir ekonomik tedavinin gerçek bir eyleme ve adıma dayanması gerekir. (Saad Hariri’nin açıklamış olduğu-İÖ) bu reform paketi tamamen kandırmaca. Lübnan’da bir atasözü var: Yalan söylemeyi bilmeyen önce büyüğünden başlar. İlk açıkladıkları reform paketinde bütçe açığını -0,6 oranına indireceklerini iddia ettiler. Bu büyük bir yalan. Sadece beş gün önce bütçe açığı nedeniyle halka WhatsApp vergisi getirdiler. Bu vergiyle bile bütçe açığı 800 milyon doların altına inmiyordu, halbuki borçların 300 milyon doların altına indirilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla bu reform paketi hamlesi, aslında sokaklardaki eylemleri etkisiz hale getirmek ve hükümetin imajını düzeltmeyi amaçlıyordu. Bu yüzden söz konusu reform paketi çözüm içermiyor. Çözüm başka bir yerde.

Öte yandan bu reform paketinin iyi şeyler içerdiğini bir an için kabul etsek bile, hükümetin bunu gerçekten uygulayacağına nasıl güvenelim? Halk onlara güvenmiyor, işte bu nedenle bu reform belgesini aşma, bu hükümeti düşürme ve çözüm için başka bir alternatif konusunda ısrar ediyoruz.

Türkiye’deki 2013 Gezi eylemlerini takip etmiş miydiniz?

Evet takip etmiştim. Lübnan’daki protestolarla arasında benzerlikleri var. Yönetimlerin halkın çıkarları için yapması gerekenlerin dışına çıktığında halkın sokağa çıkması normaldir. Bu durumda devlet kurumlarının kaybettiği meşruiyet, halka geçer.

Sudan, Cezayir, Mısır ve Irak’ın ardından Lübnan… Bu ülkelerin hepsinde yolsuzlukçu yönetime karşı eylemler hâlâ sürüyor. Sizce bu ülkelerdeki eylemler Lübnan’daki gösterilere ilham kaynağı oldu mu?

Evet, protesto gösterilerinin birbirinden etkilenmesi anlamında bir ilham kaynağı olmasından söz edebiliriz. Yönetimle çatışmak üzere sokaklara inen halk, bir şekilde etkili olur. Ancak Lübnan halkı olarak biz daha bazı Arap ülkelerinde protesto gösterileri olmadan önce protesto için sokaklara çıkmıştık. Arap ülkelerinde statükoya karşı isyan, daha önce de vardı, şimdi de var. Örneğin Lübnan, iç savaştan (1975-1990) önce demokratik bir modeldi. Sendikal mücadele geleneği vardı ve gerektiğinde taleplerini kabul ettirmek için güvenlik güçleriyle çatışmaktan kaçınmayan bir protesto geleneği mevcuttu. İç savaş maalesef bütün bunları yok etti. Dolayısıyla diğer Arap ülkelerinde meydana gelen protestolar bizim için bir ilham kaynağı değil belki örnek alınabilecek eylemler olabilir. Gerçek ilham kaynağı, halkın ihtiyacı ve sokaklardır.

‘HÜKÜMETİN BASKI YAPMA OLASILIĞI HÂLÂ FAZLA’

Eylemleriniz siyasi düzene yönelik. Ancak biz biliyoruz ki Lübnan’daki siyasi düzen, patrimonyal, patronaj ilişkilerine dayalı, kısmen feodal bir toplumsal yapının uzantısı. Toplumsal düzen değişmeden siyasal düzen değişir mi sizce?

Kesinlikle; yüzde yüz katılıyorum, siyasi düzen toplumsal gerçekliğin yansımasından başka bir şey değildir. Toplumsal değişim olmaksızın siyasi değişim olmaz. Toplumsal değişim ise anında gerçekleşmez. İçinde bulunduğu realiteden kurtulabilmek için farklı aşamalardan geçmeyi gerektirir. Ancak insanların içinde yaşamış olduğu vakada sıkışmaya başladığı anlar biraz farklıdır. Bu tarihi dönüm noktalarında ani değişimler ve dönüşümler yaşanabilir. Böyle anlarda yönetimde bir değişiklik meydana getirmek için fırsatları değerlendirmek gerekir. Böylece o anı, halkın çıkarları için kullanmak mümkün olur. Bizim şu anda yaptığımız da budur: Yönetimde köklü bir değişim yaratmak için mevcut fırsatı değerlendirmek.

Lübnan halkı sizce haftalarca sokaklarda kalabilecek kararlılığa sahip mi? Hükümetin onun bu direnç noktalarını kırabilecek kozları var mı elinde?

İnsanlar hayatta kalmak, yaşamakta ısrarcı, bu son derece doğal. Ekonomik açıdan zor dönemler insanların içinden geçtiği kişisel zorluklara etki eder. Hükümet ilk günden itibaren çalışanlara ve ailelerine baskı yaptı, tehditlerle yıldırmaya çalıştı. Amacı, insanların protestolara katılmasını engelleyerek kitleselleşmesinin önüne geçmekti. Kanımca hükümetin baskı yapma olasılığı hâlâ çok fazla. Ancak yönetim ne kadar şiddete başvurur ya da baskıyı artırırsa buna karşı halk da güçlü bir duruş sergileyip olayları tırmandıracaktır.

(Gazete Duvar)

Share.

About Author

Comments are closed.