27 Aralık 2020 – “Çıplak arama yönetmeliği, keyfî biçimde genişletiliyor”

0

“Çıplak arama” şikâyetlerini TV5’e değerlendiren Ömer Faruk Gergerlioğlu, Prof. Dr. Cihangir İslâm ve Avukat Ali Aktaş, çıplak arama ile ilgili yönetmelikte belli şartlara bağlanan uygulamanın, kanunsuzca ve keyfî biçimde genişletildiğini dile getirdiler.

Avukat Ali Aktaş, çıplak aramayla ilgili yönetmeliğin, sadece tutuklu ve yükümlülerin, cezaevinde yasak bir madde ya da eşya bulundurduklarına dair ciddi bir belirti olması hâlinde, doktor gözetiminde ve kişiyi utandırmayacak şekilde çıplak aramaya izin verdiğini; ancak gözaltına alınanların, cezaevine ziyarete giden hükümlü yakınlarının bile çıplak arandıklarını söyledi. Aktaş, “Türkiye’de sindirme, korkutma, cezalandırma yöntemleri, mahkemelerin hükümlerinden önce idarece tatbik ediliyor bu yollarla. Tam bir kanunsuzluk hali tatbik ediliyor” dedi.

“Cezaevlerinde çıplak arama” iddiaları, TV5’de yayınlanan “Ters Açı” programında masaya yatırıldı. Programa katılan HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, Bağımsız İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Cihangir İslâm ve Avukat Ali Aktaş, Yunus Emre İşçi’nin sorularını cevapladılar.

“2 bine yakın soru önergesi verdim, sümen altı edildi”

Ömer Faruk Gergerlioğlu, çıplak arama olaylarının yeni bir olay olmadığını, uzun yıllardır devam ettiğini belirterek, bunun sadece bir kesime yapılmış bir hadise olmadığını, bütün kesimlere uygulandığını söyledi. Gergerlioğlu, “Gözaltı merkezleri, cezaevlerinde yoğun bir şekilde yapılıyor” dedi.

Gergerlioğlu, bu konudaki şikâyetlerin kendilerine son yıllarda daha fazla gelmeye başladığını belirterek, “Çünkü aniden cezaevleri doldu. Ağzına kadar doldu. 300 bini buldu. Gözaltı merkezleri zaten biliyorsunuz, sabahın köründe evinizin kapısı kırılabilir ve içeri doluşan polisler, sizi gözaltına alıp götürebilirler. Artık hiçbir vatandaşın güvencesi yok ve her türlü kötü muameleye uğrayabilirsiniz. Bunları söylediğiniz zaman büyük ihtimal takipsizlik çıkar” diye konuştu.

“Çıplak arama”nın, mahpusa boyun eğdirmek ve psikolojik direncini kırmak amacıyla yapıldığını ifade eden Gergerlioğlu, “Muktedir olanların, insanların çıplaklık hâliyle onların gardını düşürmeye çalışma heveslerini iyi biliyoruz” dedi.

Daha önce İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Adalet Bakanlığı yetkililerinin, “İtiraz ediyorsunuz ama bu zaten yönetmelikte var” diyerek, çıplak aramanın hukuka uygun olduğunu ifade ettiklerini; ancak son 2 haftada konu Türkiye’nin gündemine yerleştikten sonra, iktidar yetkililerinin bu iddiaları reddetmeye başladıklarını söyledi. Gergerlioğlu, “Aslında, öncesinde bunu kabul ediyorlardı” dedi.

“Mesele, çıplak aramanın insanlık onuruna aykırı olduğu meselesidir” diyen Gergerlioğlu, HDP’nin geçen mart ayında ilgili yönetmeliğin değiştirilmesi için yargıya müracaat ettiğini, konunun halen Danıştay’da olduğunu söyledi.

Kendilerine neredeyse her gün çıplak arama şikâyetleri geldiğini dile getiren Gergerlioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Mesele, sadece şu anda bir gruba yapılan bir mesele değildir. Yıllardır her farklı kesime yapılmaktadır. Ben, konuyu defalarca gündeme getirdim. Kadınlara yapılan muameleler, çocuklara yapılan muameleler, 2,5 yıldır benim Adalet Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına sık sık sorduğum soru önergeleri arasındaydı. Kadınlara yönelik ped aramaları bize geliyordu ve çok can yakıcı, kadınların büyük utanç duyduğu hadiselerdi ve biz, bunları defaten soru önergeleriyle sormuştuk ama tatminkâr cevaplar alamamıştık. Hatta 5 yaşındaki çocuğa varacak kadar, çocuğun hoyratça mahrem bölgelerinin aranması suretiyle taciz edilmesiyle ilgili birçok soru önergesini şu ana kadar vermiştik; ama bunlar, bir kamuoyu ivmesiyle gündeme gelmedi.”

Bir soru üzerine, soru önergelerine cevap alamadıklarını belirten Gergerlioğlu, bu konuda da şunları söyledi:

“Bunlar hep geçiştirildi, sümen altı edildi. Bu konuda zaten çok canı yanmış bir milletvekiliyim. Adalet Bakanlığının cevap vermeme huyunu biliyorum. 2 bine yakın soru önergesiyle sorduğum bir bakanlıktır. Dörtte birine cevap vermiştir ve bir tek vakada bile “İhlâl buldum. Görevlilerimiz hata yapmıştır” dememiştir, ısrarla, inatla. İçişleri Bakanlığına ise 90 soru önergesi vermişimdir; birine bile cevap vermeyen bir bakanlıktır. Milleti takmayan, umursamayan, inanılmaz bir bakanlıktır. Kendini milletin üstünde gören bir bakanlıktır ve bu bakanlık da çok vahim işkence iddialarını, Ankara Barosu’nun Ankara emniyeti için oluşturduğu raporla ortaya koyduğu işkence iddiaları konusunda kesinlikle tek bir tatminkâr açıklama yapmamıştır. Sadece işte “Bizde öyle bir şey olmamıştır” gibi açıklamalarla geçiştirmiştir; ama bu konuda başvurduğumuz TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da bu iki bakanlığa uyarak, Cumhur İttifakı denetimi altında olduğu için, bizim oylarımız yetmiyor oraya tabii, bütün bu olayları örtbas etmiştir. Kolektif bir suç örtme olayı vardır ve bizi zaten çok üzen, bizi bu noktada ısrara sevk eden olay da budur.”

“Çıplak arama” konusunun Türkiye gündemine yerleşmesine sebep olan olayın, bir “FETÖ” operasyonu sonrası 31 Ağustos’ta Uşak Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınan 26 bayan üniversite öğrencisinin çıplak aranması olayı olduğunu hatırlatan Gergerlioğlu, bu bayan öğrencilerden, külotlarını dizlerine kadar indirip, 3 kere oturup kalkmalarının istendiğini anlattı.

Gergerlioğlu, bu 26 öğrenciden 4’ünün tutuklandığını, diğerlerinin ise serbest bırakıldıklarını, ancak serbest bırakılan öğrencilerin ve ailelerinin de bu çıplak arama uygulaması sebebiyle çok büyük bir psikolojik sarsıntı yaşadıklarını dile getirdi.

“Bakan, ‘ispat etsinler’ diyor. Bunu aydınlatmak senin görevin”

Bağımsız İstanbul Milletvekili Cihangir İslâm da, bu iddiaları dile getiren Gergerlioğlu’nun, İçişleri Bakanı tarafından FETÖ’cü olmakla suçlandığının hatırlatılması üzerine değerlendirmede bulundu.

Cihangir İslâm, iddiaların şahitleriyle birlikte açıkça dile getirilmiş olmasına ve çok sayıda mektuba rağmen, AK Parti’nin Hukukçu Grup Başkan Vekili Özlem Zengin tarafından “İnanmıyorum” diye karşılandığına işaret etti.

Cihangir İslâm, “Hâlbuki şunu demesi lâzımdı, bir başörtüsü mücadelesinin içinden de gelmiş birisi olarak Sayın Özlem Zengin’in şunu demesi lâzımdı ki, ‘Ben, bu konuyu araştıracağım, inceleyeceğim ve en kısa zamanda size sağlam bilgilerle döneceğim’. Bunu yapmadı. İçişleri Bakanını artık çok ciddiye almak mümkün değil. Neyin peşindedir, bilmiyorum. Sıkıştığı zaman FETÖ’cü suçlaması yapar karşı tarafa. Ben, kimseyi hayatımda böyle bir ithamla karşı karşıya bırakmadım ama eğer kast ettiği, ismini andığı zatla ilişki biçimiyse, geçmişe baktığımızda ne Sayın Gergerlioğlu’nun ne de benim bir tek fotoğrafımızı bile bulamazlar; ama kendisinin ciddi, uzun video kayıtlarını bulabiliriz” diye konuştu.

İçişleri Bakanının, bir siyasî parti genel başkanı gibi davrandığını ifade eden İslâm, İçişleri, Adalet ve Milli Savunma Bakanlıklarının hassas bakanlıklar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Paşam, sivil giyin de gel”

“Eskiden askerî vesayetin özellikle 1990’lı yıllarda, 28 Şubat döneminde ve daha öncesinde askerî vesayetin olduğu dönemlerde generaller, kuvvet komutanları, genelkurmay başkanı çıkıp konuştuğunda, alçak sesle veya gerektiğinde yüksek sesle şunu derdi siyasetçiler: ‘Paşam, sivil giyin de gel.’ Yani, ‘Eğer siyaset yapmak istiyorsan gel, burada yerini al.’ Şimdi diyeceksiniz ki, ‘İçişleri Bakanı, bir siyasetçidir.’ İçişleri Bakanı, bir siyasetçidir ama bir anlamda siyasî kimliğinden en fazla uzaklaşmak zorunda olan bakanlardan bir tanesidir. Bu hassas bakanlıklardan bir tanesidir; çünkü bakın, biz, kendi vergilerimizle, yaptığımız yasalarla İçişleri Bakanının beline silah koyduk. Belinde silah vardır, İçişleri Bakanının. Emrinde binlerce polis vardır. Onun bir provokatif sözü, altındaki bütün personeli muhatapları konusunda kışkırtıcı olabilir. Kaldı ki, birçok milletvekilinin polisler tarafından nasıl muameleye maruz kaldığını da görüyoruz. O yüzden, bir de düşünün gözaltındaki vatandaşın halini. Bunu bir tasavvur edin.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, iddialar için “iftira, alçaklıktır, ispat etsinler” dediğini hatırlatan İslâm, sözlerine şöyle devam etti:

“Bunu sen yapacaksın. Bakan Bey, bunu sen yapacaksın. Yani diyeceksin ki, “Ben bu konuyu araştıracağım, didik didik edeceğim.” Çünkü çok hassas bir konudan bahsediyoruz. Temsil ettiği kitlenin de infial duyacağı bir olaydan bahsediyoruz. Kendi kitlesi de buna tepki vereceği için olayı örtbas etme durumuna girmiştir. Yapacağı iş, bellidir. Diyeceksiniz ki, ‘Ben bu olayı araştıracağım ve kamuoyuna en sağlıklı bilgiyi vereceğim. Müfettişlerimi şimdi Uşak’a da gönderiyorum, Sayın Gergerlioğlu’na gelen bütün o mektupların olay yerlerinin hepsine gidiyorum ve bu personeli tek tek sorgulayacağım, bu gözaltına alınan insanları tek tek sorgulayacağım.’ ”

“Bu, emniyet teşkilatımız için de tehlike arz eden bir durumdur”

Cihangir İslâm, iktidarın ve bakanların, kendilerine emanet edilen iktidar gücünü, medyaya, muhaliflere ve halka karşı davranışlarıyla, muhaliflere karşı kullanmak suretiyle baskı altında tutmaya çalıştıklarını söyledi. İslâm, “Bakan, yanlış bir yoldadır. Yani bir bakan gibi değil, adeta sanki bu meseleleri örtbas etmeye çalışan bir siyasî grubun lideri olarak konuşuyor. Bu, Emniyet teşkilatımız için de tehlike arz eden bir durumdur. Bir an önce ya tutumunu değiştirmeli, ya da bu İçişleri Bakanı değiştirilmeli” dedi.

İçişleri Bakanı Soylu’nun, “Bu konuyu Meclis kürsüsüne taşımak acizliktir” dediğinin hatırlatılması üzerine de İslâm, “TBMM, her şeyin konuşulacağı yerdir. İşkencenin, hukuksuz davranışların ise mutlaka konuşulması gereken bir kürsüdür. Onun söylemek istediği, ‘Bu konuyu fazla açık etmeyin’ demek istiyor” diye konuştu.

“Çıplak arama, yönetmelikteki şartlara uyulmadan kanunsuzca yapılıyor”

Saadet Partisi Antalya İl Başkan Yardımcısı Avukat Ali Aktaş da, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, tarihî bir hak savunuculuğu yaptığını söyledi.

Arama konusunda 4 tane yönetmelik bulunduğunu, birincisinin Adlî ve Önleme Arama Yönetmeliği olduğunu belirten Aktaş, “Burada sadece hakim ve savcı izniyle, tam anlamıyla bir çıplak aramadan söz edilmiyor, vücut aramasından söz ediliyor. İkincisi, Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği. Burada da bir çıplak aramadan söz edilmiyor. Üçüncüsü, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri ile ilgili bir yönetmeliktir. Burada da en büyük şikâyetlerden bir tanesi olan tutuklu ve yükümlü yakınlarının çocuklarının, kadınların aranmasına ilişkin asla bir hüküm yoktur. Bu konuda tam bir kanunsuzluk hali söz konusu. O Uşak meselesinde de gözaltına alınan insanların çıplak aranması diye bir şey söz konusu değil. Hatta yönetmelik, orada kendilerine zarar verebilecekleri birtakım iptir, işte kemerdir, onların arındırılmasını içeriyor. Yani kişinin intihar edebileceği veya kendine zarar verebileceği korkusu içerisinde birtakım aramalar yapılmasını içeriyor. Dördüncüsü, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile ilgili bir yönetmeliktir. Türkiye’deki tek çıplak arama, vücudun mahrem yerlerinin aranmasına ilişkin o husus, dikkatinizi çekmek isterim, sadece tutuklu ve yükümlülerle ilgilidir. Dolayısıyla, tutuklu ve yükümlü olmayan, gözaltına alınmış olsun veya olmasın, cezaevinde ziyarete gelen insanların veya gözaltına alınan insanların çıplak aranması, mahrem yerlerinin aranması asla mümkün değildir. Cezaevinde tutuklu ve yükümlü olanların çıplak aranması meselesi de koşula bağlanmıştır. O koşul, ciddi anlamda bir emare ya da kuşkunun… Yönetmelik aynen şunu söylüyor: ‘Kişinin cezaevinde yasak madde ve eşya bulundurduğuna dair makul ve ciddi bir emarenin varlığı halinde…’

Ali Aktaş, Türkiye’deki uygulamalarda, gözaltına alınan insanların çıplak olarak arandığını söyledi. Aktaş, “Bu yetmiyor, cezaevine ziyarete gelen tutuklu ve yükümlü yakınları çıplak olarak aranıyor. Tam bir kanunsuzluk hali tatbik ediliyor” dedi.

Yönetmeliği keyfî biçimde uygulayan, genişleten, olmadık biçimde tatbik eden bir iktidar tablosu ile karşı karşıya olunduğunu belirten Aktaş, yönetmeliğe göre tutuklu ve yükümlülerin mahrem yerlerinin, ancak ciddi emare görülmesi halinde ve doktor gözetiminde, aranan kişiyi utandırmayacak şekilde yapılabileceğinin kaydedildiğinin altını çizdi.

Ali Aktaş, “Polisin sokakta hâkim, savcı kararıyla adlî arama yaptığı kişiler, polisin gözaltına aldığı kişiler, cezaevinde yükümlü ve tutukluyu ziyarete gelen kişiyi ziyarete gelen kişiler, asla çıplak aranamazlar. (…) Türkiye’de sindirme, korkutma, cezalandırma yöntemleri, mahkemelerin hükümlerinden önce idarece tatbik ediliyor bu yollarla” dedi.

(TV5)

Share.

About Author

Comments are closed.