28 Ağustos 2018 – Avnery ve barış mücadelesi

0

Yıldız Önen

İsrail’li barış aktivisti Uri Avnery’nin hayatını kaybettiği haberi, onu yakından tanıyanlar için çok üzücü bir haber. 2004 yılında İstanbul’a davetlimiz olarak gelmişti. Küresel BAK’ın savaş karşıtı kampanyasına destek olmak için buradaydı. Gazetelerin “zorunlu olmadıkça sokağa” çıkmayın uyarısı yapmasına neden olacak kadar sert bir kış geçiriyorduk, eşiyle birlikte soğuğu hiç dert etmeden İstanbul’a gelmişlerdi.

1923 yılında Almanya’da doğan ve 1933’te Nazilerden kaçarak Filistin’e yerleşen Avnery henüz çocuk yaşında bölgede siyonist bir İsrail devleti kurulmasını savunan yeraltı örgütü IZL’e katıldı. 1948 yılındaki ilk Ortadoğu savaşında ağır yaralandı.

Yaralandıktan sonra yurtsever hislerle bir kitap yazan Avnery, bir ulusal kahraman olarak görülmeye başlandı. Ancak kısa bir süre sonra savaşın karanlık yanlarını teşhir eden ve İsrail hükümetine eleştiriler yönelten bir kitap daha yazan Avnery, İsrail’deki pek çok kişi tarafından “siyonist davaya ihanet etmiş” biri olarak görülmeye başlandı.

1965 yılında parlamentoya giren Avnery, İsrail’in Filistin’de uyguladığı katliam politikalarına karşı daima sesini yükseltti. Filistin özgürlük mücadelesinin lideri Yaser Arafat’la defalarca bir araya geldi.

1993 yılında insan hakları örgütü Gusch Schalom’u (Barış Bloku) kurdu. Gusch Schalom, ‘Başka bir İsrail var!’ ve ‘İsrail’le Filistin arasında barış mümkündür!’ gibi sloganlarla barışçıl çözümden yana tavır aldı.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, BAK, Avnery’i Türkiye’de süren bir barış kampanyasına davet ederek, iki adımı aynı anda atmayı amaçlamıştı. Öncelikle, bir başka halkı ezen bir devletin kendi içinden bu ezme ilişkisine karşı  ses çıkması, hiçbir başka etkenle kıyaslanamayacak kadar büyük bir güce  sahip. İsrail’in şiddetini bir İsrail vatandaşının eleştirmesi ve barış istemesi çok mühim.

Türkiye’de, savaş karşıtı hareket içinde Filistin sorunu ne zaman gündeme gelse, beraberinde Yahudi düşmanlığı da meydanları kaplamaya başlıyor. Uri Avnery, Türkiye’de savaş karşıtı hareket içinde zaman zaman öne çıkan anti semitist fikirlere de meydan okumamız anlamına geliyordu.  Bir devletin bir halka karşı uyguladığı şiddet, şiddet uygulayan devletin vatandaşlarının bütününü düşmanlaştıran yaklaşım için uygun bir zemin yaratıyor. Söz konusu Yahudiler olunca Filistin’de uygulanan şiddetin sorumluluğu tüm Yahudilere ve giderek bir dini inanca yüklenmeye çalışılıyor.

Avnery’nin yaşamı bu ezberin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor.

(Marksist org)

Share.

About Author

Comments are closed.