3 Ocak 2020 – Yeni yıla ne getireceksiniz? – Beytullah Önce

0

Geçen gün de yıl da ömürdendir.

Son iki seneyi bu başlıkla kapatmışım.

Derdim, insanların akıp giden zamanın ve birbirine eklenen yılların hesabını yapmaları, hesapsız kitapsız yapılan işlerin bedelinin her gün bir daha ağırlaştığını hep birlikte anlamamız.

Memleket ahalisi olarak yaşadığımız ülkedeki gelişmeler üzerinde kafa yormadıkça, olan bitene seyirci kalmakla yetindikçe, başımıza gelenler karşısında ortaya serzenişten öteye bir şey koyamadığımızı görmemiz.

Rolümüz, maruz kaldığımız gündemlerin yorumculuğundan ibaret kaldıkça, ferdi ya da toplumsal olarak alkışlamanın ve yuhalamanın ötesine geçmedikçe ülkede sorun gördüğümüz şeylerin düzelemeyeceğini fark etmemiz.

O zaman olayların havuzuna akan büyükşehir muslukları kesilince kapanan gazetelerin manşetlerindeki gibi olmadığını görebiliriz.

“Neden” sorusunu daha çok sorabilir, haklı itirazlarımızı daha yüksek sesle dile getirebiliriz.

Soru sormanın, sorgulamanın, itirazın makbul sayılmadığı bir eğitim sisteminden geçirilip, medyatik cehalete maruz bırakılmak suretiyle akli melekelerimizin dumura uğratıldığının farkındayım lakin her şeye rağmen aklı selim sahibi herkesin yaşadıklarında bir haksızlık olduğunu yaşayarak öğrenebildiğine inanıyorum.

İnsanın saatlerce, azami şartlarda çalıştıktan sonra artan hayat pahalılığına karşı neden en asgari düzeyde ücret aldığını sorgulaması zor değil.

Betondan, kanaldan, yoldan, tünelden ibaret bir ekonomi modeliyle artık daha fazla yol alınamayacağını görmek de öyle…

Ne zaman böyle büyük bir proje gündeme gelse, neden altından hep dar bir çevrenin yüksek oranda nemalandığı bir planlama çıktığı sorusunu sormak gerçekten anlamsız mı?

Kamudan aldıkları ihaleleri yine kamu bankalarından aldıkları kredilerle finanse eden ve böylesi bir döngüyle asgari maliyetle azami rant elde eden yeni bir zümrenin nasıl türediğini merak etmek doğal değil mi?

Hukuku koruması gerekenlerin haklarımızı çiğnemesi gerçekten çok mu anlaşılmaz?

İnsanların emeğiyle, ekmeğiyle baskılanması ve buna karşı onurunun çiğnenmesi karşısında haysiyetini savunmadan olan bitene kayıtsız kalarak daha ne zamana kadar sinesine çekebileceğini düşünüyorsunuz?

Bir babanın kızının ölümündeki şaibeyi kaldırmak için kendisini paralaması, bir annenin ihmalden kaynaklanan tren kazasında kaybettiği evladının ölümden sorumlu olanların cezalandırılması için mücadele ederken suçlu durumuna düşürülmesi karşısında yorumsuz kalabilir misiniz?

İşte o yüzden önceki yıllara girerken söylediklerimi yineliyorum:

Yaşadığımız gerçekler, biz gözümüzü kapatınca değişmiyor.

Sorunlar, biz kayıtsız kalınca kendiliğinden düzelmiyor.

Hak, kendisi için mücadele edenler olmayınca yerini bulmuyor.

Adalet, zulme rıza gösterilince tesis edilmiyor.

Kötülük, iyilikte direnler olmayınca ortalıktan kalmıyor.

O halde gelin umutla girmeyi arzuladığımız şu yeni takvimin ilk günlerinde hep birlikte düşünelim:

İstediğimiz gibi bir 2020 yılı için, hak ve adaletin, huzur ve refahın, barış ve esenliğin hepimizi kuşattığı yeni bir yıl için hangi sorumlukları almayı düşünüyoruz?

Unutmayalım, takvimde bir yaprak değişti diye yeni yıl size bir şey getirmez; asıl siz yeni yıla ne getireceksiniz, buna bakalım…

(Sakarya Yenihaber)

Share.

About Author

Comments are closed.