30 Eylül 2019 – İklim krizi ve sendikal mücadele – Faruk Sevim

0

Kapitalist devletler ve şirketler, “kâr, daha çok kâr” diyerek doğayı talan ediyor, yaşam kaynaklarımızı kurutuyor, gelecekte nefes almamızı imkânsız hale getirecek endüstriyel tesisler kuruyorlar.

Şu anda yeryüzünün atmosferi, endüstri devrimi öncesi seviyelerden, yani 1800’lü yıllardan 1°C daha sıcak ve bu sıcaklık 2000’li yıllarda her on yılda bir 0,17 derece daha artıyor. Bir yol ayrımındayız; ya küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamak için üstümüze düşeni yapacağız ve bunun için sıfır karbon emisyonuna geçeceğiz ya da yaşamın sona erdiği bir gelecek ile yüz yüze kalacağız. Tüm bilimsel göstergeler bir şeyler yapılmazsa yok oluşa doğru gittiğimizi gösteriyor.

İklim değişikliği konusunda dünyadaki en yetkin ve yetkili kuruluş olan, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), hükümetlerin derhal radikal tedbirler almaması halinde, 2030 yılında dünyanın artık geri dönüşü olmayan bir yola gireceğini kesin bir dille ilan etti.

Hükümetlerin “gelip geçici bir dönem” olarak sunmaya çalıştığı durum gerçekte kapitalizmin doğa sömürüsünün neden olduğu bir varoluş krizidir.

Son yıllarda öğrencilerin ve çevre örgütlerinin küresel iklim krizine karşı başlattığı eylemler çok sayıda demokratik kitle örgütünün, yerel yönetimlerin ve sendikaların da desteğiyle küresel bir harekete dönüştü. 20 Eylül’de düzenlenen iklim grevine milyonlarca insan katıldı.

Türkiye’de işçi ve memur sendikaları 20 Eylül’deki iklim grevine, iklim adaleti için sokaklara çıkan aktivistlere destek verdi. İklim eylemlerine Türkiye’deki sendikaların destek açıklaması önemlidir, ama simgeseldir. Sendikalar, iklim eylemlerine katılımı simgesel olmaktan çıkartmalıdır. İşyeri işyeri bir işçi sınıfı iklim hareketi örmek, sendikaların öncelikli görevidir. 

Bir sonraki iklim grevi için sendikalar şimdiden hazırlanmalıdır. İşyeri toplantıları, uyarı grevleri, sendikaların iklim bölümü kurması, her ay iklim için işyerlerinde ses çıkartmak, bir sonraki greve hazırlık ve aktif katılım gibi pek çok faaliyet sendikaların yapması gereken işlerdir. Bir sonraki iklim grevini sendikalar işyerlerinin önünden başlatabilir, toplu mitinglere buralardan katılabilirler.

İklim krizinin sorumlusu kapitalizmdir, ancak işçi sınıfının (çok geç olmadan) harekete geçmesi iklim krizine kalıcı bir yanıt üretilmesini sağlayabilir.

(Sosyalist İşçi)

Share.

About Author

Comments are closed.