30 Mart 2020 – Koronavirüsten daha fazla zarar veren nedir? – Korhan Gümüş

0

Zamanlama doğrusu manidar.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oturmuş “Kanal İstanbul” adı verilen proje ile ilgili bir ihale gerçekleştirmiş. Proje hattı üzerindeki iki tarihi köprü ya yıkılacak yerinde yeniden yapılacakmış, ya da başka yerde yapılacakmış.

Bu zor koşullarda nasıl azimle çalıştıklarını göstermek için olsa gerek, maskelerini, eldivenlerini takıp, görselleri basına servis etmişler.

Millet can ve geçim derdindeyken, işini kaybetmişken, evlerinden çıkamazken… Basında “Maskeli İhale” başlığı ile tanıtılan bu proje ihalesi hiç şüphesiz bu olağanüstü günlerin bir belgesi olarak kayıtlara geçecek. Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu “akıl alır gibi değil, millet can derdindeyken şunların derdine bak, hala rant peşindeler”demiş.

Bu “Maskeli İhale”nin bu ülkede tek şaşırttığı kişi herhalde yalnızca İmamoğlu değil.

Haşmetli Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı altta kalır mı, hemen cevabı yapıştırmış: “Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür,  salgınla mücadele ederken de bu işleri yapabilir” demiş.

Valla bravo. Madem öyle bu parayı, ki köprülerin yıkılıp yeniden yapılması da sekiz milyarcık tutuyor, hemen işsiz kalan vatandaşlara dağıtsınlar, sonra nasıl olsa başka yerden bir sekiz milyarcık daha bulurlar. “Sorunları piyasa çözer” mantığının iflas ettiği bir dönemdeyiz. “Kanal İstanbul” için öngörülen bütçeyi hızla yapıların hastanelere dönüştürülmesinde, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde, yoksul insanların şu an yaşadıkları acil sorunları çözmekte kullansınlar. Ödenen vergiler, biriken fonlar doğru yerde kullanılsın.

Başka ne demiş?

Yapılan ihale sürecin bir parçasıymış, yani rutin bir iş yapılıyormuş…

Demek ki bu olağanüstü koşullarda aklına gelen farklı bir şey maske ve eldiven takmak. Ama bununla da kalmamış, eleştirenleri “fırsatçı, koronavirüsten daha tehlikeli” ilan edip ötekileştirmiş. “Ülkemizin salgınla mücadele ettiği bu dönemde yatırım ve üretimin durdurulmasının istenmesi, yapılan bir proje ihalesi üzerinden siyasi fırsatçılık yapmak, milletimize koronavirüsten daha çok zarar vermektedir” demiş.

Alay eder gibi ihale, akla ziyan açıklama

Tam da alışkanlıklara uygun bir davranış! Haşmetli Bakanlık uyduruktan yapılan proje ihalesine eleştiri getirmenin “milletimize koronavirüsten daha çok zarar verdiğini” acaba nereden biliyor? Acaba bir etki analizi falan mı yapmış? Ayrıca iki tarihi köprünün projesinin ihale yöntemi ile yaptırılması mümkün mü? Baksanıza kendisi bile ne olacağını (taşınacak mı, yerinde kalacak mı) bilmiyor. O zaman tersini söylemek doğru olmaz mı?: “Ortada olağanüstü bir durum varken, üstelik ne yapılacağına dair bir fikir, bir düşünce yokken otomatik olarak ihale işine girişmek ülkemize koronavirüsten çok daha fazla zarar vermektedir.”  

Bu olan biteni nasıl açıklamalı? Acaba neden can derdinde olan, işsiz kalan çaresiz insanlarla alay eder gibi böyle bir ihale yaptılar? Bununla da kalmayıp, bir de üstüne geniş bir toplum kesimini kızdıracak böyle akıllara ziyan bir açıklama.

İnsanların ruh halini asıl oldu da hiç fark etmediler? Ya Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda birilerinin, yönetimi zor durumda bırakmak için bir komplo kurduğunu düşüneceksiniz ya da “Kanal İstanbul” adı verilen projeye fena halde gıcığı olduğunu.

Koronavirüs-öncesi olsaydı, bu yaptıkları, bir de üstüne eleştirenleri kibirle suçlamaları çok normal, hep alışageldikleri bir davranıştı.

Uçsa da uçmasa da, geçse de geçmese de paraları ödeniyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu rutin işleriyle uğraşırken İstanbul Havalimanı‘nın işbilir yatırımcısı da (çalışanlarıyla) bir teşekkür reklamı hazırlatmış. İçinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda teşekkür etmesi çok yerinde bir davranış.

Çünkü millet koronavirüs yüzünden işsiz kalıyor. İşsiz kaldığında aç kalıyor. Yoksulların durumu çok kötü. Ama yatırımcının işi tıkırında. Havalimanı’ndan hiç uçak uçmasa da uçsa da yatırımı millet finanse ediyor. 3. Köprü, Körfez Köprüsü, Araç Tüneli… aklınıza hangi özel işletmenin gerçekleştirdiği hangi proje gelirse. Onlardan da araç geçsin, geçmesin yatırımcılarının gelirleri milletin cebinden çıkıyor. Onlar işlerini sağlama almışlar. Çalışsalar da, çalışmasalar da, her koşulda millet onlara para ödüyor. Nasıl teşekkür etmesinler? Minnet duygusu bu olmalı.

Evet, sosyal medyada paylaşılan “bu iktidarın hayatında acaba başka bir millet mi var” esprisi tam da bu trajikomik durumu yansıtıyor. Millet dediğin sürünür, acı çeker. Ama o fark etmez. O başka bir dünyada yaşar. İktidarın başka bir dünyada yaşaması koronavirüsten daha çok zarar verir. Bu yüzden iktidarların dünyayı anlama tekeli kurmasına asla izin vermemek gerekir.

Acil durum budur.

(Yeşil Gazete)

Share.

About Author

Comments are closed.