5 Ağustos 2018 – Satranç Dersleri

0

Beytullah Önce

Satranç sevdiğim bir oyundur.
Her oyun gibi içinde çok ders barındırır, almasını bilene.
Bana kalırsa oyunun kendisi, kazanmanın ve kaybetmenin ötesindedir; o yüzden alacağınız tek sonuç kazanç, kayıp ya da beraberlik ile sınırlandırılamaz.
Asıl dersin, sonuçtan ziyade oyunun kendisinde olduğunu düşündüğünüzde; o zaman kazanırken kaybettikleriniz de, kaybederken kazandıklarınız da ayrı bir önem taşır.
O yüzden, “Satrancın esası, onun ne olduğunu düşünmektir.” diyen David Bronstein, bence haklıdır.
Oyun başladıktan sonra karşınızda sınırını hesaplayamayacağınız kadar çok ihtimal belirmiştir.
Alacağınız her karar, dokunacağınız her taş, yapacağınız her hamle oyunun tüm gidişatını değiştirir; üstelik sadece kendinizi değil karşınızdakini de dikkate almanız gerekir.
Böylece altmış dört karelik satranç tahtası, size insan hayatının nasıl bir oyundan ibaret olduğunu hatırlatır.
Giriş, gelişme, sonuç ya da doğum, yaşam, ölüm.
İlk hamle ve son hamle arasında süregiden bir oyun.
Her hamlede oyun yeniden şekillenir, her kararınız doğrudan oyunun kaderini değiştirir.
Tıpkı kendi kaderiniz gibi, oyunun kaderi de sizin tercihlerinizle belirlenir.
Öyle bir oyun ki, aslında size hakikatin siyah ve beyaz kadar net kaldığını gösterir.
Doğru kararların doğru sonuçlar vereceğini, hatalı hamlelerin ise neler kaybettirebileceğini öğretir.
Lakin ders bununla sınırlı değildir, çünkü satranç; size ne kadar doğru düşünürseniz düşünün, ne kadar iyi hamle yaparsanız yapın; oyun devam ettiği sürece daha doğru, daha iyi kararlar alabileceğinizi gösterir.
Bunu bazen siz görürsünüz, bazen de karşınızdakinin oyunu gösterir.
Tüm bu ihtimaller arasında satranç oynarken emin olacağınız tek kesinlik, her şey gibi bu oyunun da bir sonu olduğudur.
Oyun devam ettiği sürece, her hamle hesaplayamayacağınız kadar çok ihtimali beraberinde getirir.
O ihtimalleri belirleyense önünüzdeki taşlardır, yapılacak hamlelerdir.
Her ne kadar karşınızdaki taşlar, farklı güçte, değerde gibi düşünülse de; bana kalırsa bir noktada tüm taşlar eşit güçte bile sayılabilir.
Çünkü iyi bir oyunla, iyi bir oyuncunun elinde her taş oyunun tüm sonucunu değiştirecek güçte hamlelere imkân hazırlayabilir.
O zaman bir piyonla oyun kazanılır ya da kaybedilir.
Dahası, yanınızda hiç taş kalmadığında şah da olsanız kâr etmez, karşınızdaki son hamlesini yaptığında sizi mat edebilir.
İşte bundan sebep olmalı ki şöyle demiş Cory Evans:
“Satrançta kahramanlar yoktur.”
Zaten mesele, kahraman olmak ya da kahramanlık yapmak değildir; her bir taşla, oyun sonuna kadar mücadeleden vazgeçmemektir.
Hayat gibi, satranç da bitmeyen bir mücadeledir; bir oyunu kazanmak ya da kaybetmek ise o sürekliliğin içinde sadece bir andır, gelir geçer.
Mücadele etmenin kendisi ise bir oyundan alınabilecek en büyük kazanç sayılmalıdır.
Çünkü satranç, sonuca değil sürece bakan, ihtimallerin her an değişebildiği bir oyundur.
Asıl kazanan ise her hamleden, her oyundan, her zaferden ya da yenilgiden ders çıkarmasını bilen, her hal ve şartta dahi mücadeleye devam edendir.
Bundan dolayı “Terk ederek hiçbir oyun kazanılmamıştır.” diyen Tartokower, bence de haklıdır.
Çünkü nice güçlü oyuncunun, gurura kapıldığı anlarda yaşadığı yenilgileri bilirim.
Nice zayıf oyuncunun da iyi bir mücadele ile oyundan galibiyetle çıktığını…
O yüzden kibre, gurura yol açan gücün de, güçlü karşısında yaşanan korkunun da doğru olmadığına inanırım.

(Sakarya Yenihaber)

Share.

About Author

Comments are closed.