5 Kasım 2019 – “Gerçekten bir halk ayaklanması” – Roni Margulies

0

Egemenler yoksul kitlelerin kendi talepleri olabileceğine ve bu talepleri kazanmak için örgütlenip mücadele edebileceklerine inanmaz. Ve inanmadıkları için, her yerde kitlesel hareketlerin ardında gizli güçler, dış mihraklar, yabancı parmağı filan ararlar. Irak’ta da hükümet bir aydır sürmekte olan dev gösterilerin Amerikan elçiliği ve Körfez ülkeleri tarafından örgütlendiğini iddia ediyor.

Batılı bir gazeteci şöyle anlatıyor: Bağdat’ın varoşlarından birinde daracık bir ara sokak, okul yaşında çocuklar, üniversite yaşında gençler bir duvarın arkasına sığınmış, başlarının üzerinden kurşunlar uçuyor. Gazeteci gençlerden biriyle konuşuyor: 

“Yaşım 23, hukuk mezunuyum, ama bütün arkadaşlarım ve şu sokaktaki herkes gibi işsizim. Bizi Amerika örgütlemiş diyorlar! Amerikan elçiliğinin bu sokağın varlığından haberi bile var mıdır sizce? Geçmiş yıllardaki bütün gösterileri hep mevcut partiler örgütlemişti, bu ise gerçekten lidersiz bir halk ayaklanması.”

Aynı gazeteci, Bağdat’ın merkezinde bir parkta orta boy bir kalabalığın tartışmalarına tanık oluyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, en uzun süren tartışma “şiddet kullanmalı mı, kullanmamalı mı?” oluyor, en hararetli konuşmalar nelerin talep edilmesi gerektiği konusunda yapılıyor. Sonunda aralarından biri parkın merdivenlerine çıkıyor, oybirliğiyle kararlaştırılan talepleri okuyor:

“Hükümetin istifa etmesi, yeni seçimler yapılması, seçim yasasının değişmesi ve, en önemlisi, tüm hükümet görevlilerinin yargılanması.”

***

Sekiz yıl önce Tunus’ta başlayan, oradan Mısır’a ve tüm Arap ülkelerine yayılan devrim dalgası karşısında bölgenin ve dünyanın egemenleri paniğe kapılmış, ipleri neredeyse tamamen ellerinden kaçırmış ve dalgayı bastırabilmek için akla karayı seçmişti. Sonunda (üç tane diktatör devrildikten sonra), bir ülkede darbe, ikisinde iç savaş, hepsinde baskı yöntemleriyle Arap Baharı’nı kışa çevirmeyi becermişlerdi.

Becerdiklerini sanmışlardı!

Mısır’da Sisi rejiminin vahşeti ve Suriye’nin başına gelen tarifsiz felaketler, bundan sonra ayaklanmayı düşünecek olan herkesin önünde birer tehlike sinyali gibiydi. Hareket geri çekildi, sessizleşti.

Ama yok olmadı. Bir yeraltı nehri gibi akmaya devam etti. Mısır halkının Tahrir Meydanı’nı unutabileceğini kim düşünebilir? Otuz yıllık Mübarek diktatörlüğünü 18 günde devirdiklerini nasıl unutabilirlerdi ki?

Ve Arap devrimleri geri döndü! Sudan’da, Cezayir’de, Lübnan’da, Mısır’da, Irak’ta…

Ve bu sefer “Arap” değiller sadece! Hong Kong, Barselona, Şili… Londra’yı felç eden iklim eylemleri…

Hepsi birbirinden öğreniyor, birbirini izliyor. Hepsi Tahrir Meydanı’nı hatırlıyor.

Hepsi yeni bir dünya yaratmak için tarih sahnesine çıkıyor.

(marksist.org)

Share.

About Author

Comments are closed.