6 Nisan 2019 – 31 Mart’tan sonra… – Yıldız Önen

0

Yerel seçimlerin sonuçları genel bir değişim umudu yaratmış görünüyor. Bu seçimlerde oluşanın bir havadan ibaret olduğunu görmek lazım. AKP’nin Ankara ve İstanbul’u kaybetmesi, tırnak içinde muhalefete bir hava kattı. Ancak Bekir Ağırdır’ın da söylediği gibi bu esas olarak sadece bir duygu hali, politik bir birlik değil.  Bu duygu halinden hızla çıkıp politik olarak atılması gereken adımlara odaklanamamak, ilk keskin virajda savrulmaya neden olabilir.

Önümüzdeki acil politik başlıkları alt alta yazmaya başladığımızda, muhalefetinin havasının neden bir duygudan ibaret olduğunu ve gerçek politik sorunlar gündeme geldiğinde tuzla buz olmak zorunda olduğunu görmek mümkün.

İktidarın son yıllarına damgasını vuran ve Türkiye siyasetini bir o yana bir bu yana savuran temel konu olan Kürt sorunu ve bu sorunun ele alınışına bağlı olarak şekillenen iç ve dış politika konusunda İstanbul’u kaybeden AKP liderliğiyle İstanbul’u kazanan CHP liderliği arasında büyük bir fark yok. Kaldı ki bir farktan söz edilecekse, şunun altını çizmemiz gerekir: en azından vakti zamanında çözüm süreci gibi bir adımı atan AKP, Oslo’dan beri çözüm sürecinin her bir aşamasına karşı çıkan ana muhalefete göre bir adım daha olumlu bir noktada.

Erdoğan da “muhalefetin” zayıf karnının ne olduğunu çok iyi bildiği için balkon konuşmasında hızla sınır ötesi yeni bir operasyon yapacaklarını ilan etti. Böyle bir operasyona en ateşli desteği MHP’nin yanı sıra İP ve CHP liderliğinin vereceğini iddia etmek çok yanlış olmasa gerekir. Unutmamamız gereken Meral Akşener’in siyasal “deneyimleri” ve CHP’nin dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda takındığı tutumu, birleşik bir muhalefetin mümkün olmadığını gösteriyor. Şu anda kurulduğu iddia edilen birleşik muhalefet sadece bir duygu olarak kalmaya mahkum.

Kürt sorununda çözüm için çabalayacak olanlar bu yüzden bu duygu durumundan sıyrılıp iki noktaya odaklanmalılar: Birisi, barışı savunan Kürt halkının ağır baskı koşullarında kayyum politikasını elinin tersiyle itmesi ve “ben varım, buradayım” demesi. HDP oyları düşse de birkaç il belediyesini kaybetse de bölgede barışı savunmak üzere var olduğunu göstermiş oldu.

İkinci noktaysa, batıda barışı dile getirecek bir kitlesel odağın oluşturulması görevi. İşçilerin ve emekçilerin barıştan başka bir çıkarı olmadığını anlatacak, sürekliliği olan ve kitleselleşmeyi amaçlayan bir barış hareketi.

Kürt’ün “K”sini duyduğunda irkilenlerle bir ve aynı şeymişiz gibi yapmaya bir son vermek gerekiyor!

(Marksist org)

Share.

About Author

Comments are closed.