7 Haziran 2020 – Muhalefet ve siyasî aklın gereği – Vahap Coşkun

0

Mayıs ayında siyasi gündemin en çok konuşulan konulardan biri, İYİ Parti ile HDP arasında yaşanan polemikti. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bir televizyon programında HDP’ye karşı kullandığı ifadelerle başlayan ve HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in cevabı ile büyüyen tartışma, iktidar cenahında gizlenmeyen bir mutluluk ile karşılanmıştı. Zira bu tartışma iktidara, İYİ Parti üzerinden HDP’yi ve HDP üzerinden de İYİ Parti’yi mahkûm etmek için bulunmaz bir fırsat sunmuştu.

O günlerde yaptığım değerlendirmelerde, iki parti arasındaki şiddeti yüksek kapışmanın İYİ Parti’ye de[1] HDP’ye de[2] bir yararının olmayacağını, aksine zarar vereceğini savundum. Bana göre her iki partinin yapması gereken, muhalefetteki çatlakları büyütmekten başka bir netice üretmeyeceği açık olan bu tartışmadan uzak durmalarıydı.

MetroPoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan “Türkiye’nin Nabzı Mayısı 2020” başlıklı araştırma, bize bu değerlendirmeyi doğrulayan bilgiler sunuyor. Araştırmaya göre, iki parti arasındaki gerilimin İYİ Parti’ye yarar sağladığını düşünenlerin oranı yüzde 15.7, zarar verdiğini düşünenlerin oranı ise  yüzde 35.5 olarak gerçekleşmiş. Yüzde 48.8’lik bir oran ise bu soru hakkında herhangi bir kanaat bildirmemiş.

İYİ Parti bakımından asıl önemli olan kendi seçmeninin bu meseleye yaklaşımı. İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 18.9’u bu kapışmayı partisi için müspet bulurken, bunun yaklaşık iki katı oranındaki bir seçmen kitlesi (yüzde 37.8) ise bu tartışmanın parti için menfi sonuç doğurduğunu belirtmiş. Yüzde 43.3’ü cevap vermemiş.    

Toplum polemiğe taraftar değil

Araştırma, iki partinin tartışmasının HDP’ye katkı sağladığını düşünenlerin de azınlıkta kaldığına işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 22.5’i iki parti arasındaki gerginliğin HDP’ye fayda verdiğini, yüzde 24.4’ü ise zarar verdiğini ifade etmiş. Yüzde 53’lük bir kitle ise görüş belirtmemiş. HDP seçmenleri de bu tartışmada üçe bölünmüş; üçte biri tartışmayı yararlı, üçte biri zararlı bulduğunu belirtmiş; üçte biri de herhangi bir fikir beyan etmemiş.

Bu rakamlardan üç sonuç çıkartılabilir. Bir, kamuoyunda bu tür tartışmaların, taraf olan partilere zararının dokunacağına dair bir kanaat var. İki, partilerin tabanları böyle polemiklere girilmesine taraftar değil. Ve üç, araştırmaya katılanların yaklaşık yarısının bu tartışmaya ilişkin sorular hakkında bir fikir dile getirmemesi dikkat çekici. Cevap vermeyenlerin oranının büyüklüğü, toplumun genelinin böylesi tartışmalara prim vermediğinin ve bu tür itiş-kakışlarla pek alâkadar olmadığının bir göstergesi olarak okunabilir.

Cumhur İttifakı ve İYİ Parti

MetroPoll’un araştırmasında, İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na katılma ihtimali ve seçmenlerin buna nasıl bir tepki vereceği de sorgulanmış. Araştırmaya göre, seçmenlerin yüzde 24’ü İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na girmesini olası görürken, yüzde 42’si böyle bir ihtimalin olmadığını belirtmiş. İYİ Parti seçmenlerinde ise bu oranlar, sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 66. Yani İYİ Parti seçmenlerinin yaklaşık üçte biri böyle bir birlikteliğe şans tanırken, üçte iki kadar ağırlıklı bir kitle bunu imkân dâhilinde görmemiş.

Seçmenlerin yüzde 18’i İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na katılmasını doğru bulup destekleyeceğini, yüzde 47’si ise yanlış bulup desteklemeyeceğini ifade etmiş. AK Parti seçmenlerinin yüzde 22’si ve MHP seçmenlerinin yüzde 38’si, İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı çatısı altına girmesine olumlu bakmış. Buna mukabil AK Parti seçmenlerinin yüzde 43’ü ve MHP seçmenlerinin yüzde 35’i, İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’nda yeri olmadığını belirtmiş.

Birbirine taarruz eden muhalefet partileri

İYİ Parti’nin kendi seçmenlerine gelince; Cumhur İttifakı’na gönlü kayanların oranı dörtte birin az üstünde kalmış (yüzde 23) kalmış. Buna karşılık partililerin üçte ikisi (yüzde 66’sı) Cumhur İttifakı’na karşı durmuş. Ezcümle, gerek iktidar ve gerekse muhalefet seçmenlerinin büyük bir kısmının kafasında ittifakların sınırları ve aktörleri sağlam bir şekilde çizilmiş.

Araştırmada da ifade edildiği üzere, elde edilen veriler “ittifakların seçmenlerin algısında net bir yere oturduğunu ve ittifaklarda oynamalara hem ihtimal verilmediğini, hem de fazla sıcak bakılmadığını” ortaya koyuyor.

Yani partilerin ittifaklarını değiştirmeleri çok kolay gözükmüyor. Parti yöneticileri isteseler bile bir ittifaktan diğerine kolaylıkla geçebilecek durumda değiller. Çünkü ittifak değiştirdiklerinde, seçmenlerini de kendileri ile birlikte götürebilecekleri ve onları yeni bir adrese ikna edebilecekleri çok şüpheli.

Vaziyet bu iken, muhalefet partilerinin birbirlerine taarruz etmeleri bir bütün olarak muhalefet blokunu zayıflatır ve iktidara kazandırır. Siyasi akıl, karşılıklı olarak kafa göz yaran değil, birbirlerine karşı soğukkanlı, sorumlu ve yapıcı bir dil kullanan bir muhalefeti gerekli kılar.


[1] “İktidarın ekmeğine yağ sürmek” Kürdistan 24, 20.05.2020, https://www.kurdistan24.net/tr/opinion/a20fab55-1f2f-482a-97c5-c8f16e23f2c0

[2] “Yanlış Tartışma, Ağır Maliyet” Perspektif Online, 23.05.2020

https://www.perspektif.online/tr/siyaset/yanlis-tartisma-agir-maliyet.html Web

(Serbestiyet)

Share.

About Author

Comments are closed.