7 Şubat 2020 – GÖZLEMLERİM BANA BUNLARI SÖYLETTİRİYOR!.. – Fahrettin Dağlı

0

Müslümanlık aşkıyla iktidarın arkasında duran kesim bile son ‘Başkentgaz-Kızılay-Ensar’ üçgeninin malum dolambaçlı para transferi karşısında söz söyleyecek mecalleri kalmadı. Halen bir teselli arıyorlar; Birisi çıksın da işin aslının öyle olmadığını izah etsin veya en azından ikna etmeye çalışsın.

Nafile; bu siyasal rejim, o beklediğiniz aşamayı geçti. Yani kendi ellerinizle inşa ve ihata ettiğiniz siyasi rejim bundan böyle layuseldır! Kendini hesap verme durumunda görmüyor. Hesap sormaya kalkışanın da ağzını bir şekliyle kapattırıyor.

Peki, bütün bu sevimsizliklere rağmen bu söndürülemeyen aşk
neden?

Aslında muhafazakar geleneksel İslami anlayıştan kaynaklanan bir halet-i ruhiye! Var olan mevcudu korumak (muhafaza etme; statüko; risk almama)! Hem de ne pahasına olursa olsun! Kaybedecek olurlarsa bir daha yakalayamama halet-i ruhiyesi! Dolaylı olarak Allah’a itimatsızlık.

Peki, bu anlayış İslami mi? Tabii ki hayır! Eğer kötü bir idare sözkonusu ise Müslümana düşen, onlara ‘hakkı ve adaleti’ hatırlatmaktır. Buna rağmen yanlışlarını sürdürüyorlarsa onlara olan desteğini çekmektir. ‘Efendim, ya bunlardan daha kötüleri gelirse?’ Valla kusura bakmayın; Allah ile pazarlık yapılmaz. Siz kendinize düşeni yapacaksınız, gerisini O’na bırakacaksınız. Öyle beleşçilik yok. Müslüman olarak size yüklenilenleri yerine getirmeyeceksiniz; daha iyisini, daha hayırlısını aramak, bulmak için mücadele etmeyeceksiniz; mevcuda kendinizi mahkum sayacaksınız; ondan sonra da daha iyilerini, daha hayırlılarını bekleyeceksiniz!.. Öyle mi? Sizin kitabınızda böyle mi yazıyor?

Şunu açıklıkla ifade edeyim; bugüne kadar okuduğum, üzerinde imal-i fikr ettiğim İslam bana farklı bir şey söylüyor; ‘Karşılaştıklarınız, kendi ellerinizle yaptıklarınızdır.’ Allah, insanı irade sahibi kılmış; iyiyle, kötüyü ayırt edebilme kudreti vermiş. ‘Kendisine düşeni yaptığı taktirde dünya da ve ahrette de mükafatlarla karşılık bulacağı’ haberi, müjdesi veriliyor. Veren ve alan O’dur. Biz irademizle ihtiyar ederiz, o kudretiyle yaratır. Dolayısıyla insanoğlunun dünyada karşılaştıkları, kendi talep ve fiillerinin bir karşılığıdır.

Siz uhdenize düşeni yapmayın, hayır bekleyin. Kitapta böyle bir şey yok. Aksini düşünüyorsanız oturunuz ilk önce taptığınız Allah’ı yeniden tanımaya koyulun. O’nu hakkıyla tanımayacak olursanız hem O’na ve hem de kendinize yabancılaşırsınız. Yolunuzu kaybedersiniz.

O halde, sonuç olarak Rabb, söz ve eylemlerinize göre yaratandır. Siz kendinize düşeni yapın gerisini O’na bırakın. Gerisini O’na bırakmak konusunda tereddüdünüz varsa –Allah Muhafaza- bu durum, Allah’a karşı bir itimatsızlıktır. Bu duruma düşmekten Allah’a sığınılır. Müslüman olarak yeryüzündeki temel amacımız; daha adil, daha dürüst, daha erdemli bir iklime kavuşmaktır. Yeryüzünde hiçbir şeyin vazgeçilmez olmadığına tam bir iman ile inanmaktır. Her şey ama her şey fanidir, geçicidir, vazgeçilendir. İktidarlar da böyledir. Sadece birer emanettir. Eğer o gücü elinde tutanlar adil, dürüst, erdemli bir siyasal iklim oluşturmuyorlarsa, zulme sapıyorlarsa biz Müslüman ahaliye düşen, onlara hakkı ve adaleti hatırlatmaktır; desteğimizi çekmektir. Eğer bu iradeyi ortaya koyarsak, Allah onların elindeki emanete alır, umulur ki, daha iyilerine, daha hayırlılarına verir. Eğer aksi varit olursa yani, bizler bu fanileri vazgeçilmez olarak görüp haksız ve hukuksuz fiillerine destek verir veya en azından eğilim gösterirsek –Allah muhafaza- bu sefer de Allah bu emaneti onların ellerinden alır, daha zalimlerine ve daha kötülerine verebilir.

(fahrettindagli.com)

Share.

About Author

Comments are closed.