8 Temmuz 2018 – Evet efendim!

0

Beytullah Önce

Ahir dünya, gelen gidiyor, sarayın dalkavuğu için de vakit tamamlanmış, vefat etmiş.
İnsan bu, alıştığını bırakmak, rahatından vazgeçmek istemiyor.
Sarayın padişah efendisi de, onlarca yıllık dalkavuğundan sonra yenisi olmadan yapamamış.
Rahmetlinin yerini tutmaz diye düşünse de, “Tez bana başka bir dalkavuk buluna!” diye memleketin dört bir tarafına tellallar salmış.
Saraya dalkavuk alınacağını duyan, huzura çıkmak için sıraya girmiş.
Yukarılarda tanıdığı olan, adamını bulan, kendisini sıranın önüne aldırmış, yolunu bulamayan sırasını beklemiş.
Vakti saati gelen huzura çıkıp, haşmetmeaba kendinin nasıl bir dalkavuk olduğunu göstermeye çalışmış.
Aradan günler gelip geçiyormuş ama bir türlü saraya layık bir dalkavuk bulunamıyormuş.
Konuşmalar, aşağı yukarı hep birbirini tekrar ediyormuş.
-Sen dalkavuk musun?
-Evet efendim.
-Ama dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
-Olur mu efendim? Ben falan efendinin konağında bu kadar, feşmekan hazretlerin yanında şu bu kadar sene dalkavukluk yaptım.
Her defasında bu benzer cevapları almaya başlayan sultan, devamını daha fazla dinlemeden “Kafi!” diyor, dalkavuğa kapıyı gösteriyormuş.
Derken, günler geçip gitmiş, sıra kılığıyla, hali tavrıyla önceki ya da sonraki adaylara hiç benzemeyen birine gelmiş.
Kapıda bekleyenlerin “Dalkavuk olduğuna emin misin? Huzura böyle mi çıkacaksın?” sorularına “Evet, efendim.” deyip başka da bir şey ilave etmemiş.
O sırada kendinden önceki aday iki büklüm dışarı çıkmış, biraz aradan sonra kapı yeniden açılmış ve dalkavuğa hiç benzemeyen eleman içeri alınmış.
Padişah karşına çıkıp geleni tepeden tırnağa süzmüş ve herkese sorduğunu ona da sormuş:
-Sen gerçekten dalkavuk musun?
Hiç tereddütsüz bir “Evet efendim.” cevabını alınca, efendi seslenmiş:
-Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
-Evet efendim, hiç benzemem.
Bunun üzerine sultan bir an duraklamış ve devam etmiş:
-Dur bakayım, biraz benziyorsun galiba.
-Evet efendim. Ben dalkavuğa biraz benzerim.
-Yok yok, sen hiç benzemiyorsun!
-Ben mi? Ben kim, dalkavukluk kim!
-Emin de olamadım şimdi, iyi bir dalkavuksun sanırım.
-Buyurduğunuz gibi ben iyi bir dalkavuğum efendim.
Bakmış ki karşısındaki ne dese sadece baş sallayıp, onaylıyor; efendi aradığı dalkavuğu bulduğunu anlamış ve dışarı haber salınmış:
-Efendimiz yeni dalkavuğunu buldu, geri kalanlar dağılabilir.
* * *
Her ne kadar bu eskilerin hikayesi olsa da, biz yenilere hâlâ çok şey anlatıyorsa, aradan geçen onca zaman sonra dahi bazı şeyler değişmemiş demektir.
Bugün hâlâ “Evet efendim” tavrı makbul, “Hayır öyle olur mu!” demek ise gaflet sayılıyorsa, hâlâ pek bir yol kat edememişizdir.
Oysa bizim bugün ihtiyacımız olan şey kesinlikle dalkavukluk değildir.
Aşağıdan yukarı kadar, gündelik hayatın, ticaretin, siyasetin, bürokrasinin ihtiyacı duyduğu tip kesinlikle dalkavuk tipi olmamalıdır.
Ama gelin görün ki, işler böyle gitmiyor.
Kavuğunu sallayan, el pençe divan duran, dün söylediğini bugün inkâr eden, kendi yalanına kendisi de inanan, kendisine her söylenileni düşünmeden savunan tipler, her devrin adamı olarak kendilerine yer açmaya devam ediyor.
İtiraz eden, soru sorup sorgulayan, temel ilkeleri savunan, güce değil adalete riayet eden, haksızlığa itiraz eden kimseler ise kendi yürüyüşüne devam ediyor.

Bu yazı Sakarya Yeni Haber web sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

About Author

Comments are closed.