9 Ocak 2019 – BİR OLAY VE HATIRLATTIKLARI!.. – Fahrettin Dağlı

0
Son günlerde bir özel TV’de adeta toplumun büyük çoğunluğunu TV başına kilitleyen bir canlı duruşmayı hep birlikte izledik. Zannediyor musunuz ki bu hadise sadece Palu ailesinin dramı? Hayır, çeşitli veçheleri ile bu hukuk trajedisini aileleri ile birlikte milyonlarca insan yaşıyor. Ancak Palu ailesinin dramı mevcut hukuk sistemimizin toplumu, aileyi ne kadar koruduğunun/koruyabileceğinin turnusolü oldu. Bu kadar fahiş hukuk skandallarının yaşandığı bir ülkede bugün adına umitvar olmak mümkün gözükmüyor. Bir toplumda hukuk bu derece fahiş hatalarla, kötüye kullanmalarla malul hale gelmişse oturup halimize ağlamamız gerekiyor. Cinayetlerin, ırza, namusa kastetmelerin bu kadar işlendiği, sıradanlaştığı bir vaka ile ilgili olarak hukuk makamlarının bugüne kadar ciddi bir sonuca varmamış olmaları da ayrı bir hukuk cinayeti!.. Hukuk kurumlarını/makamlarını bu kadar siyasi davalara hasreden bir ülkede bunların olması eşyanın tabiatı gereği normaldir. Kişilerin hukuk makamlarına, yargıçlara olan güvenlerinin tükenmesi ayrı bir sosyal travmanın habercisidir. Eğer ‘ihkak-ı hak’ sözkonusu olursa gelin işin içinden çıkın o zaman… Palu ailesi ile ilgili TV’deki canlı programdan sonra insanlar bundan böyle benzer davaları program sunucusu hanımefendiye getirirlerse şaşırmayın.
İşin diğer trajik boyutu; Bir hadisenin bu kadar sıradan bir dil ve üslupla sunulmuş olmasıdır. Milletin dininin, imanın derdinde olduğu iddiasında bulunan bir iktidara yakın duran TV’nin sözkonusu programında bütün kötülükler o kadar kötü bir dil, usul/metodla takdim ediliyor ki, insanın küçük dilini yutturuyor. Benzer olayların film olarak gösterimi sırasında bile izlenme yaşı uyarısı yapan TV kanalı bu olayı öylece hane halklarının izlenmesine sundu. Orada Psikiyatrı uzmanları oturuyor. Bu nasıl bir uzmanlık ki, bu hususlarda bir hassasiyete sahip olmuyor? Bu programı izleyen çocuklar üzerinde nasıl bir travmanın oluşabileceğini hesaba katmıyor. Bu nasıl bir RTÜK ki, siyasi konularda muarızlara, muhaliflere ceza yağdırırken bu ve benzer konularda gıkı çıkmıyor?  İşte bu manzara bile siyasal iktidara bir samimiyet testidir. Daha nasıl test edilebilir ki?
Bir şey daha!.. Belki de en önemlisi!.. Dini alanda halen aktif bir şekilde kendilerini şeyh, hocaefendi, hoca, yarı hoca, cinci, üfürükçü, medyum olarak takdim edenlerin faal bir şekilde çevrelerine adam topladıkları, onları aldattıkları, ekonomik, sosyal imkanlar devşirdikleri, ırza, namusa tasallut ettikleri gerçeği!.. Palu ailesinin dramı bir daha bu durumun çirkinliğini teşhir etti. Din alanın nasıl fütursuzca pazarlandığını bir daha çarşaf çarşaf ortaya serdi. İnsanların nasıl Allah’la, peygamberle kandırıldığı gerçeğine bir daha tanıklık ettik. Siyasette, ticarette, sosyal hayatta dindarlık görünümlü dinbazlığın halen ne kadar faal işlediğini bir daha gördük. Büyük bir cehalet yaşanıyor. Hükümete yakın duran medyanın  -ki, ana akım medya tamamen hükümetin kontrolünde- 24 saatlik yayın akışına bakın, orada gördüğünüz manzara bugünkü neslin neden bu hale geldiğinin izahını verecektir. Hükümet, siyasetine zarar vermeyecek her türlü yayına pas diyor; her türlü farklı sese, muhalif görüşe kırmızı kart gösteriyor. Onun için farklı zamanlarda ifade ettiğim gibi, ‘ne zaman toplumun genel iyiliği, selameti, siyasi menfaat ve çıkarların önüne geçerse o gün gelecekten daha umutlu olabiliriz.
Share.

About Author

Comments are closed.