12 Haziran 2021 – Louis Fishman: İşgal ve abluka sürdüğü sürece İsrail’e demokrasi demek zor – İslam Özkan

0

İsrail’de kurulan ve ilk kez Filistinli Arapları da kapsayan son koalisyon her bakımdan bir ilki oluşturuyor. Bu koalisyon, İsrail sağına nasıl bir yön verecek, İsrail solu bundan nasıl etkilenecek, bunlar önemli sorular. Toplumun neredeyse her kesiminin temsil edildiği bu koalisyon öyle görünüyor ki işgal altındaki topraklarda barışın da savaşın da kaderini belirleyecek. City University of New York Brooklyn College’da tarih bölümü doçenti olan Louis Fishman’la neredeyse zoraki kurulan koalisyonun muhtemel artçılarını konuştuk.

‘İSRAİL’DE SEKÜLERLER, AŞIRI DİNİ GRUPLARIN PASTADAN HAK ETTİĞİNDEN FAZLA PAY ALMASINDAN RAHATSIZ’

Son koalisyonu bir araya getiren siyasal partiler İsrail siyasetinde ne gibi bir rol oynuyor?

Bu çok parçalı partileri bir araya getiren ana motivasyonun Netanyahu’nun 1990’larda 3 yıl ve ardından 12 yıl süren iktidarına son vermenin tek yolunun bu olduğunu bilmeleri olduğunu söyleyebiliriz. Avigdor Lieberman’ın İsrail Beytuna (İsrail evimiz) Partisi ve Naftali Bennett’in Yamina (Sağ) partisi gibi aşırı sağcı partilerin İsrailli solcu Meretz partisiyle güçlerini birleştirmesinin tek yolu bu Netanyahu karşıtlığıdır. Bu koalisyonun arkasındaki ana güç, Tel Aviv’de yaşayan orta ve üst sınıf liberalleri temsil eden sadık bir laik olan Yesh Atid’in lideri Yair Lapid’dir. Aslında Lapid’i Lieberman’la bir araya getiren şey, ikisinin de Likud’un hükümet kurma konusunda Haredi (Ultra-Ortodoks) partilere bağımlı olması nedeniyle onlara her zaman pastadan adil bir paydan fazlasını vermesinden bıkmış olmasıdır.

Bununla birlikte, sekiz birbirinden farklı partiden oluşan koalisyon, ulusal dini, laik, Rus Yahudileri ve Filistinlileri tek bir çatı altında toplayarak bunun şimdiye kadarki en temsili hükümetlerden biri olabileceğini hızla anlamaya başladığı olumlu bir dinamik ortaya çıkardı. Parti liderleri ezici bir çoğunlukla erkek olsa da (Merav Michaeli liderliğindeki İşçi Partisi hariç), bir Etyapyo kökenli sekiz kadın bakanın varlığıyla en fazla kadın bakanın bulunduğu bir kabine söz konusu.

Ve çoğunlukla Aşkenazi olmasına rağmen (koalisyon üyesi Yeni Umut Partisi lideri Gideon Saar’ın annesi Buhara’lıdır) koalisyon partileri içinde oldukça büyük bir Mizrahi Yahudi (Arap Yahudisi-İÖ.) temsili de vardır. Ayrıca Meretz partisinden Issawi Frej de İsrail’in dördüncü Arap bakanı olacak. Bununla birlikte, Filistin İslamcı partisi Ra’am’ın lideri Mansur Abbas’ın koalisyona katılmasıyla bir tarih yazıldığını kabul etmek gerekiyor.

‘NETANYAHU, ERDOĞAN’I TAKLİT EDEREK İSRAİL’İ OTORİTER BİR ÜLKE YAPMA NİYETİNDE’

Abbas, Yahudilerin de temsil edildiği, bir dereceye kadar Türkiye’deki HDP’ye benzeyen, çoğunlukla solcu bir Filistin seçim listesi olan Ortak Arap Listesi’nden ayrıldı ve sağ veya sol fark etmez partisinin herhangi bir hükümete katılmaya hazır olduğunu gösterdi. Aslında Netanyahu onu gemiye almaya hazırdı, ancak Araplara karşı açıkça ırkçı tutumu olan aşırı sağ Dini Siyonist Parti aynı fikirde değildi ve koalisyon için yeterli sandalye bulamayan Netanyahu’yu çaresiz bıraktı. Mansur Abbas’a onay veren ve muhalefete katılma yolunu açan ironik olarak Netanyahu’dur. İsrail tarihinde ilk kez bir Arap ya da Yahudi-Arap Hadash partisi koalisyon ortağı olacak.

Özetlemek gerekirse, evet, bu koalisyon her şeyden önce ve ilk kez Netanyahu’nun yönetimine son vermek için bir araya geldi. Birçoğu onun Erdoğan’ı taklit ettiğini ve İsrail’i otoriter bir devlet yoluna soktuğunu düşünüyor. Bununla birlikte Hasidik/Haredi Ultra-Ortodoks partileri dışında dinamik bir koalisyonla sonuçlandı, İsrail’in şimdiye kadar tanık olduğu en dinamik koalisyon.

Louis Fishman

‘NETANYAHU KARŞITI KOALİSYON’DA ABD’NİN VE BİDEN’IN HİÇBİR ROLÜ OLMADI’

Bu koalisyonun devam etme şansı var mı? Örneğin İslamcı Raam Partisi Gazze’ye operasyon başlatıldığında desteklerini geri çekerlerse koalisyon bir anda çökecek gibi görünüyor…

Gerçek şu ki, çok az insan bu koalisyonun dört yıllık (hatta birkaç ay) görev süresinin sona ermesini umuyor. Ancak koalisyonun kurulması şimdilik beşinci seçim ihtimalini ortadan kaldırdı. Yeni hükümet, başbakanın görev süresini sınırlayan yasayı çıkarabilirse Netanyahu’nun kariyerine son verebilir. Ayrıca Netanyahu, yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kalacak ve mahkemede normal bir sivil olarak yargılanacak ve arkasında başbakanlık makamının gücüne sahip olmayacak. Kuşkusuz, geçen ay gördüğümüz ve büyük ölçüde Netanyahu’nun planladığı ve muhalefetin hükümeti kurma şansını baltalayan savaş benzeri bir senaryo, bu hükümeti çok hızlı bir şekilde rayından çıkarabilir.

Yeni koalisyonun oluşumunda Biden yönetiminin rol oynadığını düşünüyor musunuz?

Hayır, düşünmüyorum. Bu, tüm partileri bir araya getiren ve aynı zamanda yönetim rotasyonunda ilk başbakanlık görevini koalisyonun en küçük partilerinden birinin lideri olan Naftali Bennett’e veren Yair Lapid’in işiydi. Oyunun adı uzlaşmaydı.

Bundan sonra Netanyahu’nun Likud’un başına geçme şansı nedir? Hakkında açılan davalara bakılırsa bundan sonra siyasette şansı var mı sizce?

Bu koalisyonun iktidarda kalmayı başardığı her geçen gün, Netanyahu’nun iktidara dönüşü elbette daha da zorlaşacaktır. Pozisyonu sert bir şekilde darbe aldı. Aşağılandı ve herkes biliyor ki, istifa etseydi sağ kanat beş dakika içinde koalisyon kurabilirdi (bkz. Yukarıda mahkeme davalarından bahsettiğim yer). Likud’da parti liderliğinden istifa etmesini bekleyen birkaç kişi var.

‘İSRAİL SOLU, TIPKI TÜRKİYE’DEKİ CHP GİBİ BASKILARA GENELDE BOYUN EĞİYOR’

İsrail toplumundaki barış destekçilerinin mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsrail’deki barış kampı, savaş veya komşu bölgelerdeki işgal ve operasyonlar sırasında Türkiye’de barış yanlılarının ortaya koyduğu tutumları yansıtıyor. İsrail solu sıklıkla CHP’ye çok benzer şekilde baskılara boyun eğiyor. Kabul edelim Netanyahu, solun meşruiyetini ortadan kaldırmakta ustaydı ve aynı zamanda barış süreci için tüm umutları da öldürdü. Güçlü bir ekonomi, duvarlar ve bariyerler, medya ve polis gücü üzerindeki daha fazla kontrolü sayesinde Yahudiler için düşük yoğunluklu bir çatışma, Filistinliler için ise yoğun günlük mücadele ortamı meydana getiren bir devlet yarattı. Artık Meretz ve İşçi Partisi ile sol hükümette temsil edildiğine ve Lapid ve Benny Gantz’in merkez partileri iktidara geldiğine göre, solun kendisini yeniden inşa etmek için gerçek bir şansı var demektir. Bu, birçok insanın gözden kaçırdığı bir anahtardır. Sol, koalisyondaki aşırı sağ partiler sayesinde bir bakıma meşruiyet kazanma şansına sahip.

Birçok kişinin Siyonizm karşıtı Yahudi solu olarak adlandırdığı radikal sola gelince, bu kesim küçüktür ve çoğunluğu Kürt olan HDP’de temsil edilen etnik Türklerle karşılaştırılabilir. Bununla birlikte, devlet içindeki Yahudi-Filistin dayanışması artıyor ve bu, birçok Yahudi’nin aynı zamanda Birleşik Arap Listesi’nin başkanı olan Eymen Udeh tarafından yönetilen Yahudi-Arap Hadash partisine geçmesini sağlıyor. Bu, başarısız bir Yahudi solu için gerçekten olumlu bir sonuçtur.

‘BATI ŞERİA’YI İŞGALE, GAZZE’Yİ KUŞATMAYA VE FİLİSTİNLİLERE ACIMASIZCA DAVRANMAYA DEVAM ETTİĞİ SÜRECE İSRAİL’E GERÇEK BİR DEMOKRASİ DİYEMEYİZ’

İsrail demokrasisinin güçlü olduğu ya da onun demokratik bir devlet olduğu tezinin bir efsane mi olduğuna inanıyorsunuz?

Bir yandan İsrail nüfusunun birçok kesimini temsil eden yönetim değişikliğiyle İsrail demokrasisinin hayat emareleri gösterdiği görülüyor; ancak ne yazık ki, Batı Şeria’yı işgalini ve Gazze ablukasını sürdürürken ve Kudüs’teki Filistinlilere acımasız politikalarına devam ederken İsrail devletine tam bir demokrasi diyemeyiz. Devletin Araplar da dâhil sadece vatandaşlarının haklarını güvence altına alması (diğer Filistinlileri bu haklardan mahrum bırakması-İÖ) 54 yıllık bir işgale öncülük ettiği düşünüldüğünde yeterli değildir. Ne yazık ki kısa vadede bir şeylerin değişeceğinden umutlu değilim, ancak İsrail işgali sürdürülebilir değil. İleriye dönük tek yolun, Filistinlilerle gerçek bir barışın müzakeresinden geçtiğine inanıyorum. Yakın gelecekte bu konuda iyimser değilim ancak Netanyahu’dan kurtulmak yeni kapılar açabilir.

‘EKONOMİK REFAH İSRAİLLİLERİ ÇATIŞMALARA KARŞI KÖRLEŞTİRDİ’

İsrail toplumu, geleceği konusunda karamsar mı? Tüm bu savaşlar ve füzeleri Lübnan sınırına ulaşan Hamas, İsraillileri korkutuyor mu?

Netanyahu’nun büyüsünün en önemli nedeni güçlü bir ekonomi yaratmasıdır, bu yüzden çoğu insan çatışmaya karşı körleşti. Çoğu İsraillinin burada yaşamaktan duyduğu memnuniyet hâlâ çok yüksek. Bu, devletin birçok Filistinli vatandaşını da kapsayan bir şey. Ancak soru, bunun sürdürülebilir olup olmadığıdır. İsrail, biraz Türkiye gibi. Nasıl ki Türkiye’de Kürt vatandaşlar her gün çatışmayı yaşar ve hissederken etnik Türklerin çoğu onların yaşadığı sıkıntılardan habersizse; Batı Şeria’da İsraillilerin hiç duymadığı, hissetmediği ancak Filistinlileri büyük ölçüde etkileyen çatışmalar yaşanıyor. Tıpkı Türkiye’nin Güneydoğu bölgelerinde bir savaş yaşanırken İstanbul’da da – tıpkı Tel Aviv gibi- gece hayatının hiçbir şey olmamışçasına devam etmesi gibi.

‘İSRAİL’DEKİ AŞIRI DİNCİ SAĞ, SOLCU LİDERLERE YİNE SUİKASTLAR YAPABİLİR’

Yahudi fundamentalizmi, özellikle Mesihçi yapıların durumu ne? İsrail’in kaderini belirleyecek konumda mı? İsrail toplumunu nasıl etkiliyorlar?

İsrail’deki faşist Yahudi grupların meşrulaşması/normalleşmesi endişe verici. 1995’te Rabin’i öldüren radikal Yahudi katile sempati duyan partilerin içinde bulunduğu bu yeni hükümetin kurulmasıyla kesinlikle büyük kayba uğramış olsalar da, bir kez daha merkez ve merkez sol politikacılara yönelik silahlı saldırılarda bulunmaları konusunda gerçek bir tehlike var. Böyle bir senaryoya dair kimse tahminde bulunamazken, İsrail emniyet teşkilatı zaten bu korkuyu ifade eden açıklamalar yaptı.

‘İSRAİL’İN TEOKRATİK BİR DEVLET OLDUĞUNU SÖYLEMEK KOMİK BİR İDDİADIR’

Türkiye’de ve İslam dünyasında İsrail teokratik bir devlet olarak biliniyor? Sanılanın aksine ben şahsen laik/seküler bir devlet olduğunu düşünüyorum. Sizin yorumunuz nedir?

İsrail, Haredi hareketleriyle yapılan koalisyonlar nedeniyle bazı özgürlüklerden feragat etmek zorunda kalan seküler bir devlettir. Bu bakımdan bir karışımdır. Örneğin, bazıları eşcinsel evlilik çağrısı yaparken kabul edelim ki İsrail’de eşcinsel olsun ya da olmasın sivil evlilik kavramı bulunmamakta. Tüm sivil evlilikler, İsrail dışında gerçekleşiyor ve orada kayıt altına alınıyor. Bu anlamda İsrail’de de kayıtlı eşcinsel evli çiftler var ve bu çelişkili değil. Onun teokratik bir devlet olduğunu iddia etmek gülünç bir iddiadır ve laiklik, İsrail devletinin güçlü bir temelidir.

‘İSRAİL’İN IRKÇI BİR DEVLET VE TOPLUM OLMADIĞINI İDDİA ETMEK ZORDUR’

Sizce İsrail devleti ırkçı mı, İsrail toplumu ırkçı bir toplum mu?

Elbette, bir ulus-devlet hukuku olduğu sürece, ırkçı olmadığını iddia etmek zor olacaktır. Bu da ülkede Kürtler etnik olarak ciddi bir azınlık olmasına rağmen Türk etnik kimliğini vatandaşlığın sacayağı olarak yücelten Türkiye ile karşılaştırılabilir. Şimdi, toplum ırkçı mı? Bu karışık bir durum, ama evet, Türkiye, Yunanistan ve diğer bazı Avrupa ülkeleri gibi çoğu etnik ulus devleti fazlasıyla andırıyor. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan etnik gruptan bir çocuk, etnik azınlık üzerinde hegemonya hakkı olduğu düşünülerek yetiştirilirse, bu neredeyse kaçınılmazdır. Bununla birlikte, ırkçılığı gün yüzüne çıkaran ve çoğunluk ile azınlık arasında koalisyonlara giden açık sözlü bir anti-milliyetçi sol için de güzel bir senaryo imkânı oluşturuyor. Elbette, solun tarihte gerçek bir değişimi başlattığı anlar vardır.

LOUIS FISHMAN KİMDİR?

City University of New York Brooklyn College’da tarih bölümünde doçent olan Louis Fishman, geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler, 1908-1914: Vatanı Almak (Edinburgh University Press, Ocak 2020) kitabının yazarıdır. Akademik çalışmaları, son dönem Osmanlı Filistini, Osmanlı İmparatorluğu Yahudileri ve İsrail-Filistin çatışması üzerine odaklanmaktadır. Ayrıca, çoğunlukla Türk ve İsrail siyaseti hakkında Haaretz’e düzenli olarak yazdığı yazılarıyla katkıda bulunmaktadır. Zamanını New York, İstanbul ve Tel Aviv arasında geçirmektedir.

(Gazete Duvar)

Share.

About Author

Comments are closed.