26 Temmuz 2022 – Yoksullaşma, ekonomik kriz ve alternatif – Faruk Sevim

0

Enflasyon rakamları sürekli artıyor, yoksulluk yayılıyor. Birleşik Kamu İş’in son yayınladığı rapora göre gıdada Temmuz ayı itibariyle yıllık fiyat artışı yüzde 175,9’a yükselirken, yılın ilk yedi aylık döneminde fiyatlardaki toplam artış yüzde 85,3’e çıktı.

İktidar ise emekli, memur ve işçi maaşlarına enflasyon farkı olarak sadece yüzde 40 zam yaptı. Pek çok özel sektör şirketinde Temmuz ayında işçi ücretlerine herhangi bir zam da yapılmadı. İşçiler ancak Ocak 2023’te zam alabilecekler.

Bütün bir yıl zam almadan, hatta vergi dilimlerindeki artış nedeniyle maaşları eksilerek çalışan işçiler ve memurlar, yüzde 200’e varan enflasyon karşısında, bu yılı çok zor koşullarda tamamlamaya çalışıyorlar.

Açlık sınırı 6 bin 500 liraya yükseldi, yoksulluk sınırı 22 bin lira oldu. Asgari ücret 5 bin 500 lira, ortalama ücretler ise hala 6 bin lira civarında. Ayrıca çalışmak isteyenlerin en az yüzde 22’si (7 milyon kişi) iş bulamıyor.

Kriz giderek ağırlaşıyor

Ekonomide kriz belirtileri her geçen gün daha fazla ortaya çıkıyor. Rezervler alarm veriyor, döviz talebi artıyor, para piyasalarından yabancı kaçışı devam ediyor. Döviz kurları 2022 yılının en yüksek seviyelerine çıkmış durumda.

Merkez Bankası haftalık para ve banka verilerine göre, bayram tatilini izleyen iki günlük kısa haftada hem bireylerin hem de şirketlerin döviz talebi arttı.

Bireylerin döviz mevduatı 270 milyon dolar, kurumların döviz mevduatı ise 1,8 milyar dolar arttı, toplam döviz mevduatındaki artış 2,1 milyar dolara yükseldi.

Yılbaşından bu yana hisse senedi ve tahvilde yabancının toplam çıkışı 5,3 milyar dolara ulaştı.

Brüt döviz rezervi 100 milyar doların altına indi. Net döviz rezervi ise eksi 60 milyar dolara yükseldi.

Bütün bunların üstüne avro’nun sürekli değer kaybı, Türkiye ekonomisi için sürpriz bir sorun oldu. Satışlarını çoğunlukla avro, satın almalarını ise dolarla yapan, turistlerden ağırlıklı olarak avro ile ücret alan Türkiye firmaları için avronun değer kaybetmesi, elde ettikleri gelirin TL karşılığının azalmasına neden oldu. Bu da ekonomiye artı bir yük haline geldi.

İktidar faizleri sabit tutarak dövizin daha da yükselmesinin önünü açmış durumda. Dövizdeki yükselme ise doğrudan enflasyonu körüklüyor.

İlk 6 ayda cari açık 28 milyar dolar oldu, petrol ve doğal gaza ödenen para ise 35 milyar dolara yükseldi. Sonbahardan itibaren artacak olan doğal gaz kullanımı, Türkiye’nin doğal gaz faturasını daha da yükseltecek, turizm gelirlerinin azalması ise cari açığa tavan yaptıracak.

Alternatifimiz nedir?

Muhalefet partileri ekonomik krizden çıkmak için yabancı sermayeye güven vermenin yeterli olacağını iddia ediyorlar. Türkiye siyasetine güvenen yabancı sermaye döviz getirecek, dolar avro ucuzlayacak, böylece enflasyon azalacak diye bekliyorlar, bunun ifade ediyorlar. Bunun için de seçimlere kadar beklememizi, seçimlerde kendilerine oy vermemizi, ekonominin bilahare düzeleceğini söylüyorlar.

Bir defa seçimlere en az 10 ay daha var, bu 10 ayda pek çok firma krize girecek, işçiler işinden olacak, iktidarın baskısı devam edecek. İşçi sınıfının 10 ay sonra değil hemen ekonomik haklarını elde etmesi gerekir.

Her geçen gün binlerce insan banka borçları nedeniyle çok zor günler geçiriyor. Seçimlere kadar beklemeye hem tahammülümüz yok hem de beklememizi gerektiren bir durum yok. Çünkü seçimlerde iktidara gelebilecek herhangi bir partinin de ekonomiyi işçilerin lehine düzeltebileceğine dair bir garanti yok.

Bu yüzden işçilerin acilen fabrikalardan başlayarak komiteler kurması, Emek Platformu benzeri merkezi işçi örgütleri oluşturması gerekir. İktidarların işçi düşmanı, zenginleri kollayan politikalarına karşı işçi haklarını savunan eylemler yapması gerekir.

Marksist.org

Share.

About Author

Comments are closed.