28 Eylül 2022 – Göçmenlere her koldan saldırı var – Yıldız Önen

0

Son bir haftada, göçmenlere yönelik saldırıların olmadığı tek bir gün olmadı. Bu saldırıların dozu her geçen gün artıyor. 

Saldırılardan birisi, Ankara’nın Kızılay semtinde bulunan Saab Kafenin ortaklarından Muhammed İsa Abdullah’a yönelik. Hakkında daha önce alınan sınır dışı kararının yargı süreci devam ederken 20 Eylül’de hakkında yeniden sınır dışı kararı verildi ve Muhammed Abdullah Akyurt Geri Gönderme Merkezi’nde göz altına alındı. Basın açıklamalarına, tepkilere rağmen hala merkezde tutuluyor. 

Bir diğer saldırı ise Urfa’da gerçekleşti. Haliliye’de 22 yaşındaki bir Suriyeli genç parkın içinde vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklanarak ağır yaralandı.

Bir diğeri sosyal medyada gerçekleşen nefret saldırılarıydı. Suriye açıklarında batan göçmen teknesinde ölü sayısının 77’ye çıkmasına ırkçı yorumlarla değerlendirenlerin sayısı insanı çileden çıkarıyor. Örneğin ırkçı bir kadın, “daha fazlasını görmek dileğiyle” yazabilmişti. Bu insanlar göçmenlerin tersine hiçbir kovuşturmaya uğramayacaklarından o kadar eminler ki.

Bir başka saldırı ise Karabük Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Magdy Hussein Mourad’a yapılan ırkçı yorumlardı. Görünüşünü beğenmedikleri için açıktan nefret suçu işleyenler, Mourad’ın akademik kariyeri konusunda da hiçbir bilgiye sahip değillerdi.

Bu saldırılar tesadüfen tırmanmıyor.

Bu nefret söylemini yükselten iktidarın ve muhalefetin kutuplaştırıcı üslubu. 

Siyaset alanı nefret söyleminden geçilmiyor.

Halkın bir bölümünü, her gün diğer siyasetçilere düşmanlaştırmayan bir konuşma yapılmadan bir gün geçmiyor. İktidar ittifakı gemi azıya almış vaziyette.

Bu arada toplumda gelişen hoşnutsuzlukları en kolay, en milliyetçi, en hamasi fikirlerle öğütlemenin yolunu “keşfetmiş” olan bazı ırkçı muhalefet güçleri de göçmen düşmanı örgütlenme tempolarını artırdılar.

Ekonomik krizin, fahiş ev kiralarının, artan gıda fiyatlarının sorumlusu olarak göçmenleri gösteren, göçmenleri bir nefret dalgasıyla düşmanlaştıran ve böylece siyaseten büyümeyi amaçlayan örgütlerin varlığı da bu saldırıların artmasında bir faktör. 

İsveç’te iki hafta önce yapılan seçimlerde faşist örgütün kilit parti olması, İtalya’da yapılan seçimlerde faşistlerin yükselişi ve bu faşist hareketlerin asıl olarak göçmen düşmanlığı kartını oynuyor olmaları, Türkiye’de ırkçı örgütlenmelere de maalesef perspektif sunuyor.

Türkiye’nin insan hakları karnesi yerlerde süründüğü için nefret söylemiyle gelişen ırkçı şiddet pervasızca uygulanabiliyor.

Göçmenlerin yalnız olmadığını pratik bir dayanışma mücadelesiyle gösterecek ve mültecilerin haklarını garanti altına alacak bir yasanın hayata geçmesini sağlayacak kitlesel bir kampanyaya ihtiyacımız var.

Sosyalist İşçi

Share.

About Author

Comments are closed.