4 Ağustos 2022 – Mohamed İsa Abdullah’la dayanışmaya – Yıldız Önen

0

Ankara’da SAAB isimli bir restoran var. Sahipleri Somalili Mohamed İsa Abdullah ve ortakları. 

Bu lokanta son üç yıldır bitmek bilmez bir baskıya maruz kalıyor. Polis baskısı düzenli bir hâl almış durumda. Her gün kimlik kontrolü, gözaltı, bir günü hapishanede geçirme gibi baskılar rutin uygulamalar haline gelmiş.

Göçmenlerin Yunanistan’da biber gazlarıyla denize itelenmesi, İspanya-Fas devlet görevlilerinin elbirliğiyle dövülerek öldürülmeleri, İtalya’da engelli bir göçmenin dövülerek katledilmesi, göçmenlerin çektikleri sıkıntıların boyutunu gösteren örnekler. Göçmenler etrafında bir ırkçılık ve şiddet sarmalı var. Her bir göçmen dört duvarın içindeymiş ve oda giderek küçülüyormuş gibi bir hayat sürüyor. 

Bu, küresel bir vaka haline geldi.

Ama dünyada böyle, Türkiye’de işler iyi diyemiyoruz.

Türkiye’de göçmenlere yönelik şiddet giderek bir dalga haline geliyor.

Bu çok tehlikeli bir dalga üstelik.

Bu dalgayı tetiklemek, büyütmek ve bu dalga üzerinde sörf yapmak için kurulmuş bir ırkçı parti var bu memlekette. Demokrasi güçleri adı verilen kesimler bir bütün olarak tehlikenin farkına varmış değil. Bazı gruplar Suriyelileri AKP’li ya da IŞİD’li olarak o kadar kesin kodlamış vaziyetteler ki göçmenlerin maruz kaldığı baskılara karşı özel bir ilgi göstermiyorlar.

Bu durum, iktidarın göçmenleri her türlü saldırıya açık hâle getiren politik yaklaşımını pekiştiren bir politik iklimin yaratılmasında ve ırkçı göçmen düşmanı partilerin ellerini serbest hissetmelerinde belirleyici bir etken.

Irkçı, göçmen düşmanı dalgaya karşı bir dalga kıranın inşa edilmesi acil bir görev.

Artık farkına varmak zorundayız ki aşırı sağcılar en zayıf, en korunaksız gördükleri toplumsal gruplara şiddet uygulayarak pazularını güçlendirir. Suriyelilere vurarak, Somalililerin restoranlarını kapatmaya çalışarak, göçmenlere linç girişimleri örgütleyerek, farklı olan tüm toplumsal kesimlere net bir mesaj yollarlar: Sıranız geliyor!

Bu yüzden göçmenlere saldırıyla el ele giden ırkçı nefret söylemi birdenbire Kürtlere, Alevilere, LGBTİ+’lara yönelebilmektedir. Ankara’da Somalilere yönelik özel bir baskı örgütlenirken, başka bir şehirde mevsimlik Kürt işçilere, Mamak’ta Alevi kurumlarına, Onur Haftası’nda LGBTİ+’lara yönelik saldırı haberleri geliyor. 

Kendisinde kimlerin Türkiye’de yaşayıp yaşayamayacağına karar verme yetkisini gören Ü. Özdağ, sadece göçmenlere değil, demokrasinin bütününe düşman.

Ankara’da SAAB restoranının sahibi Mohamed İsa Abdullah, dayanışma ziyaretimiz sırasında şunları söyledi: “Irkçı söylemler ve davranışlar başlamadan önce gerek çevre esnaftan gerekse bölge insanından hiçbir kötülük görmedik hatta Türk esnaflar polislere verdikleri ifadelerde bizleri destekledi. Şimdi ise diken üzerindeyiz ne olacağını bilmiyoruz. Etrafa korku ve gerginlik hâkim. Her gelen polis ekibi tehditler savuruyor, buranın kapatılacağını bizlerin de sınır dışı edileceğini söyleyip duruyorlar.  Polisler müşterilere sürekli kimlik kontrolü yapıp müşterilerin fotoğrafları çekiyorlar.”

Bu saldırganlığı, tüm sola, tüm ezilenlere karşı, ırkçı ve milliyetçilerin ellerini güçlendirmek için örgütledikleri bir genel linç ikliminin bir hamlesi olarak ele almayanlar sadece solculuk, demokratlık sınavından kalmış olmayacaklar, tüm ezilenlere sirayet edecek bir nefret dalgası karşısında sessiz kalmış da olacaklar.

Sosyalist İşçi

Share.

About Author

Comments are closed.