6 Mayıs 2021 – Cezayir’de şişeden cin çıkarsa – İslam Özkan

0

Cezayir’de İslamcılar, çok büyük bir sürpriz olmazsa ilk gerçek seçim zaferine hazırlanıyor. Haziran 2021’de yapılacak olan parlamento seçimlerini kazanırlarsa uzun süredir askerlerin egemen olduğu bir sistem içinde etkilerini kademeli olarak artıracak ve muhtemelen hükümette kilit bir rol oynayacaklar. Böyle bir durumda Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un İslamcı partilerden yaklaşık on kişiyi bakanlık görevlerine atayabileceği, ancak içişleri, maliye ve adalet bakanlıklarını onlara vermeyeceği söyleniyor.

Cezayir’de yaşananlar Mısır’da Hürriyet ve Adalet Partisi’nin iktidara geldiği 2013 süreciyle bazı yönlerden benzerlikler arz etse de başka birçok yönden farklılaşıyor. Bütün bu farklılıklara rağmen her iki ülkede de ordular hâkim konumda ve en hakiki kurumsal yapıyı tek başına ordular temsil ediyor. Mısır’da İslamcıların iktidarından bir yıl sonra ordu sürece müdahale edip iktidara el koymuştu, benzer süreç, daha İslamcılar iktidara gelmeden Cezayir’de 90’lı yıllarda yaşandı. Ancak şu an Cezayir’de durum, İslamcı partilerin yapısı ve rejimle girmiş oldukları ilişki nedeniyle her iki örnekten de oldukça farklı. Her şeyden önce 2000’li yılların başlarından itibaren FIS’in yöntemini benimsemeyen, çatışmanın dışında kalmış ve hatta askeri rejime destek veren İslamcı siyasi partiler sahaya egemen oldu. Ayrıca ülkede 92’de seçimlerin iptaliyle başlayıp 2002’ye kadar süren kanlı iç savaşın ardından FIS’in içinden yeni siyasi partiler çıktı, bunların tamamı zaman zaman yolsuzlukları ve bazı siyasileri eleştirseler de orduya zeval verecek, askeri vesayeti sarsacak açıklamalar yapmaktan özenle kaçındılar.

Orduyla arayı iyi tutan İslamcılar, belki de bu çekingen tutumları ve alternatif olma noktasındaki yetersizlikleri yüzenden seçimlerde halkın fakirlik ve işsizlik nedeniyle yaşadığı trajedilere tercüman olamadılar. Bu yüzden de şimdiye kadar düzenlenmiş yerel ve parlamento seçimlerinde hezimete uğradılar. Bunun en çarpıcı örneği 23 Kasım’da yapılan 2017 yerel seçimleriydi. Cezayir’deki İslamcı hareket, ülkenin tanık olduğu son seçimlerde büyük bir yenilgiye uğramış ve oyları keskin bir düşüş yaşamıştı. Üç partiden (Adalet ve Kalkınma Cephesi, en Nahda ve Ulusal İnşa Hareketi) oluşan İslamcı İttifak, toplam bin 541 belediyeden sadece sekiz belediyenin başkanlığını alabilmişti. Washington Institute’un yayınladığı rapora göre, İslamcıların geçmiş seçiklerdeki başarısızlıklarının altında sadece üniversite mezunları üzerine yoğunlaşması, sıradan insanlare masefeli ve elitist bir tavır içerisinde olmasının yanı sıra genç bir lider kadrosu çıkartamaması yatıyordu. Raporda söz konusu partilerin insanları rahatsız edecek kadar dini argümanları fazla kullanmaları, Cezayir toplumunun içinde bulunduğu koşullara ilişkin gerçekçi bir çözüm üretememiş olması ve bu yüzden de ikna edici bir dil geliştirmekten uzaklaşması olduğu belirtiliyor. Raporda ayrıca İslamcıların 2017’deki seçim başarısızlığında şeffaflığın olmayışı, kanunların uygulanmayışı ve şu anki rejim sahiplerinin oyları para karşılığı satın alması gibi bir takım etkenlerin rol oynadığı dile getiriliyordu.

Peki yaşanan onca fiyaskodan sonra nasıl oldu da İslamcılar yükselişe geçti? En etkili husus, öyle görünüyor ki Cezayir’in en eski siyasi parti liderlerinin büyük bir bölümünün yolsuzluklar nedeniyle hapse atılması. Neredeyse halkın iyi kötü tanıdığı bütün siyasi figürlerin kodeste olması, büyük ölçüde İslamcı partilere yaramış görünüyor. Özellikle bu partiler içinde programında neredeyse hiçbir dini boyuta yar vermeyen, daha çok ekonomik kalkınma ve yolsuzlukla mücadeleye vurgu yapan Ulusal İnşa Partisi, diğerlerinden bir adım önde.

Diğer muhalif partilerin yanı sıra İslamcı partilerin de en büyük endişesi, ordunun bir şekilde punduna getirip 12 Haziran’da yapılacak erken parlamento seçimlerine gizlice müdahale üzerinden siyasi alanı şekillendirmeye çalışması. Bu endişenin bir ifadesi olarak İslami partiler herhangi bir manipülasyon veya hile durumunda “Hirak”a geri dönme tehdidinde bulunuyor.

İslamcı partilerden biri olan “Barış Toplumu Partisi” Başkanı Abdürrezzak Makri, bazı Arap elçilikleri ve hükümet çalışanlarını, erken seçimlere müdahale etmek ve kendilerine yakın gördükleri adayları desteklemek için listeler oluşturmakla suçladı. Makri, Cezayir’in batısındaki bölgelerde bağımsız listelerin konsolosluk binasında şekillendirildiğinden şikayet etti. Onun işaret ettiği ülkenin BAE olduğu rahatlıkla tahmin edilebilir.

Devlet Başkanlığına beşinci kez adaylığını koyan Buteflika’nın milyonlarca insanın katıldığı dev protesto gösterileri sonucunda 2019’da istifa etmek zorunda kalması, askeri vesayet rejimini zor durumda bırakmış, yaşanan git-gelli sürecin ardından askerler, halkın boykotu nedeniyle düşük katılımla geçse de Abdülmecid Tebbun’un kazanmasını sağlamıştı.

Her ne kadar katılım eskisine göre oldukça düşük olsa da ‘Hirak’ erken seçim kararına rağmen devam ediyor. Hirak’a katılan sol ve liberal partiler, seçimi boykottan yana ve seçimlere katıldığı için İslamcı partileri eleştiriyorlar. Onların karşı olduğu şey partilerin İslamcı olması değil, askeri vesayet rejimine meşruiyet kazandırıyor olmaları.

Cezayir’in en eski muhalefet partisi olan “Sosyalist Güçler Cephesi” alt kadroların parti liderliği üzerindeki baskısıyla seçime katılma yanlısı tutumunu tersine çevirmeyi başararak boykot kararı aldı. Parti, 12 Haziran seçimlerine katılmayı reddetme kararını, “seçimlerin yapılabilmesi için gerekli şartların yerine getirilmediği ve seçimlerin ülkenin yaşadığı çok boyutlu krize bir çözüm teşkil etmediği” şeklinde gerekçelendirdi. Sosyalist Güçler Cephesi’nin kararı, partiyi bir bölünmeden ve katılmaya karar vermesi durumunda oluşacak kargaşadan korumuş durumda.

İşte Cezayir böyle bir hengâme içerisinde seçimlere hazırlanıyor. Ancak yaşanan ekonomik kriz, likidite sıkıntısı ve hükümetin hiçbir şey yapmadan krize seyirci kalmasının sosyal ve siyasi bir patlama yaratma olasılığına ilişkin uyarılar artıyor. Bu koşullar, Cezayirlileri 12 Haziran’da yapılması planlanan erken parlamento seçimlerine ilgisiz kalmasına yol açabilir. Ayrıca erken seçim kararının büyük ölçüde Cezayir’de yeniden alevlenecek dev protesto gösterileri içerisinde bölünmeler yaratmak ve zayıflatmak amaçlı verildiği göz önüne alındığında seçimlerin sönük geçme ve katılım oranlarının düşme olasılığının hâlâ güçlü bir ihtimal olarak karşımızda durduğu söylenebilir. Ancak bunu dengeleyecek olan şey, İslamcı partilerin seçimlere asılması ve iktidara ortak olabilmek için parti tabanını seferber etmesidir. Bakalım 12 Haziran seçimleri Cezayir siyasetini nasıl şekillendirecek?

(Gazete Duvar)

Share.

About Author

Comments are closed.